1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Misafir işçilikten göçmenliğe

Almanya’da yaşayan Türkler önce misafir işçiydi, ardından yabancı oldu, şimdi ise göçmen. Bu tanımlar, Almanya’da yabancılar politikasının geçen 50 yıl içinde nasıl değiştiğini de gösteriyor.

ARCHIV - Türken warten 24.7.1970 in einem eigens für die Abfertigung türkischer Gastarbeiter errichteten Zelt auf dem Düsseldorfer Flughafen auf ihren Flug in die Heimat. Für rund 30 Türken hatte der Morgen damals mit einer unangenehmen Überraschung begonnen: Trotz Flugtickets, die sie über ein Reisebüro gebucht hatten, gab es für sie keinen Platz in der Maschine. Das Reiseunternehmen sagte den Transport in ihre Heimat für den Nachmittag zu. Foto: Bertram dpa (zu dpa-Themenpaket «Anwerbeabkommen») +++(c) dpa - Bildfunk+++

Türkiye ile Almanya arasında 1961’de İşgücü Göçü Antlaşması’nın imzalanmasının ardından, Almanya’ya çalışmak için gelen Türklerin çoğu bu ülkeye yerleşmeyi düşünmemişti. Alman hükümeti de o dönemlerde “misafir işçi” olarak adlandırılan Türklerin Almanya’da kalacağını tahmin etmemiş, geçici olduğu düşünülen “misafirlere” yönelik bir siyaset geliştirmeye gerek duymamıştı. Gerçi o yıllarda Türk işçilere sosyal konularda danışmanlık sunan merkezler açılmış, Alman devlet televizyonunda Türklere yönelik Türkçe programlar yayına başlamıştı ama Almanya’da o dönemde göçmenlere yönelik bir politika yoktu.

Rita Süssmuth

Rita Süssmuth

İşgücü alımının durdurulması

Almanya’da yaşayan Türklerin hayatını etkileyecek ilk kararlar 70’lerin başında alındı. Dönemin Sosyal Demokrat Başbakanı Willy Brandt, 1973’ün başında yaptığı hükümet açıklamasında, “misafir işçiler” açısından dönüm noktası olacak bir siyasetin ipucunu veriyordu. Brandt’ın “artık toplumumuzun kapasitesinin nerede dolduğunu çok dikkatlice düşünmemiz gerekiyor” şeklindeki sözlerinden yaklaşık 10 ay sonra Almanya’ya işgücü alımı durduruldu.

Alman Meclisi eski Başkanı Rita Süssmuth'a göre, bu karar Türklerin Almanya’ya yerleşmesinde etkili oldu. “Türklerin yaklaşık yüzde 50’si geri döndüğünü” hatırlatan Süssmuth, ancak geride kalanların ise işgücü alımının durdurulmasının ardından Almanya’da kaldığını ve ailelerini yanlarına aldırdığını vurguluyor. Süssmuth, ailelerin 1973’ten sonra Almanya’ya gelmeye başladığına dikkat çekiyor. 

Bunun yanı sıra, 70’lerin başında oturma izinlerinin uzatılması ve aile birleşiminin kolaylaştırılmasıyla Türkler artık Almanya’ya yerleşmeye başladı. Alman Sendikalar Birliği (DGB) Berlin-Brandenburg Uyum Sorumlusu Safter Çınar, Alman hükümetinin o yıllarda gereken hazırlıkları yapmadığı görüşünde. Almanya’yı eleştiren Çınar, “aile birleşimi demek yuvalara, okullara onbinlerce, dili farklı, dini farklı, kültürü farklı çocuk gelecek demek, uzun vadeli olarak bunların üzerinde hiç bir düşünce üretilmedi” diyor.


İlk yabancılar sorumlusu, ilk öneriler

Safter Çınar

Safter Çınar


Göçmenlerin Almanya'ya uyumuna yönelik önerileri ilk sunan, Alman hükümetinin 1978 yılında atadığı ilk Yabancılar Görevlisi Heinz Kühn oldu. Safter Çınar, Sosyal Demokrat Partili Kühn’ün 1979 yılında hazırladığı raporun, hâlâ güncelliğini koruduğunu belirtiyor. Çınar, raporun içeriğini “eğitim sisteminde çocuklara göre önlemler alınması, personel istihdam edilmesi ve anadil eğitimi yer alıyordu. Bunun yanı sıra vatandaşlığa geçmenin hızlandırılması, kolaylaştırılması, çifte vatandaşlığın kabul edilmesi vardı raporda. Katılım haklarının artırılması gündemdeydi” sözleriyle anlatıyor. Çınar, ancak o dönemdeki hükümetin raporu dikkate almadığını belirterek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ama maalesef federal hükümet bu raporu göz önüne almadığı gibi, 81 yılında tam tersine bir takım önlemler getirdi. Örneğin aile birleşiminde ilk kısıtlama 1981 yılında geldi.”

Geriye dönüşü teşvik

1982 yılındaysa Hrıstiyan Demokrat Birlik partisinin lideri Helmut Kohl Başbakan olarak yaptığı ilk hükümet açıklamasında, hedeflerinden birinin ülkedeki yabancıların sayısını sınırlamak olduğunu söylüyordu: “Memleketlerine geri dönmek isteyen yabancıların dönüşlerinin kolaylaştırılması gerekiyor. Ama yabancıların da şuna karar vermesi gerekiyor: Memleketlerine dönmek mi yoksa burada kalıp uyum sağlamak mı istiyorlar?” Kohl'ün bu sözlerinden bir yıl sonra Geriye Dönüşü Teşvik Yasası çıkartıldı. Ama Türklerin çoğu geri dönmedi.

Göç ve uyum politikaları

Prof. Dr. Klaus J. Bade

Prof. Dr. Klaus J. Bade


90’ların ortalarında Almanya’da 2 milyon civarında Türk kökenli yaşamasına rağmen hâlâ Almanya’nın bir göç ülkesi olup olmadığı tartışılıyordu. Berlin merkezli Alman Vakıfları Göç ve Uyum Bilirkişi Konseyi Başkanı Klaus Bade, Almanya’da ilk kez 90’ların sonunda göç politikasının ciddi bir şekilde ele alınmaya başlandığına dikkat çekerek, “Sosyal Demokrat Parti-Yeşiller koalisyonu Almanya’da uyum politikasının şekillendirilmesini ciddiyetle ele alan ilk hükümet oldu” diyor. Bade, daha sonra iktidara gelen Hrıstiyan Demokrat Birlik partisinin lideri ve Başbakan Angela Merkel döneminde de bu siyasetin devam ettiğini ve etmekte olduğunu söylüyor.

Ancak 2000’li yıllarda çıkartılan göçmenlere yönelik yasalar bazı kısıtlamaları da beraberinde getirdi. Artık çifte vatandaşlığa göz yumulmuyordu. Almanca öğrenilmesi şart koşuldu. Aile birleşimi ve Alman vatandaşlığına geçiş zorlaştırıldı. Diğer yandan da Başbakan Merkel’in ev sahipliğinde yapılan Uyum Zirvesi başta olmak üzere çeşitli platformlarda göçmenlerle diyalog kurma çabaları başladı. 2000’li yıllarda göç ve uyum, Almanya’da en çok tartışılan konulardan biri haline geldi.

Almanya artık bir göç ülkesi

Yıllardır göç konusunda çalışmalar yapan Klaus Bade, Almanya’da yabancı ve göçmen dendiğinde ilk akla gelen grubun Türkler olduğuna dikkat çekiyor. Bade, bu nedenle de, göçmenlere yönelik kararlardan ve çıkartılan yasalardan en çok Türklerin olumsuz bir şekilde etkilendiğini belirtiyor.

Almanya’nın 50 yıllık yabancılar politikasını değerlendiren Bade, geçen 50 yıla bakıldığında artık göç ve uyumun siyasetin en önemli konularından biri haline geldiğini vurguluyor ve şunları söylüyor: “Almanya ve Alman siyaseti bir göç ülkesi ve göçmen toplumu olduğunu kabul etti. Uyum, gündemin, siyasetin en önemli konularından biri oldu. Her bakanlıkta göç ve uyum üzerine çalışan bir bölüm var. Artık kimse Almanya’nın bir göç ülkesi olduğuna itiraz etmiyor, zaten aksini iddia etmek de körlük olurdu.”

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Jülide Danışman / Berlin

Editör: Başak Özay

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN