1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Miloşeviç tartışması

Savaş suçlarından dolayı yargılandığı Lahey’deki cezaevinin hücresinde ölü bulunan eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'in kalp krizinden öldüğü açıklandı. Ancak otopsi raporuna dayanılarak yapılan açıklamayı yeterli bulmayan bazı çevreler, Miloşeviç’in zehirlendiğini ileri sürüyor.

Miloşeviç'in cezaevinde zehirlendiği iddia ediliyor

Miloşeviç'in cezaevinde zehirlendiği iddia ediliyor

Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanmakta olan eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç’in hücresinde ölü bulunmasının yankıları sürüyor. BM savaş suçları mahkemesi sözcüsü, 64 yaşındaki Sırp liderin ölümünde kusur veya ihmallerinin bulunmadığını duyurdu.

Hollanda basınına sızan haberlerde, savaş suçları sanığından geçen aylarda alınan bir kan örneğinde cüzzam ve vereme karşı kullanılan ilaçlar tespit edildiği bildiriliyor. Miloşeviç’in avukatı da, eski devlet başkanının Cuma günü yazdığı bir mektubu kamuoyuna açıkladı. Miloşeviç mektubunda, zehirlenmekte olduğu yönündeki şüphe ve endişelerini dile getiriyor.

Bu arada Avrupa Birliği de, Sırbistan halkına çağrıda bulunarak, eski devlet başkanının ölümünden sonra ülkede uzlaşma için çaba gösterilmesini istedi.

AB’ye üye 25 ülkenin dışişleri bakanları tam, Balkan ülkelerinin birliğe yakınlaşma sürecini konuşuyorlardı ki, günümüzde bölgenin uğraştığı birçok sorunun ortaya çıkmasında önemli rol oynamış olan politikacının ölüm haberi geldi.

"Sırbistan yaslara bürünmedi"

Toplantıya katılan Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Draskoviç, eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç’in birçok kez kendisinin öldürülmesi için teşebbüste bulunduğunu belirtiyor ve bu nedenle yaslara bürünmediğini söylüyordu.

Dönem Başkanı Avusturya’nın Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik ise, bir insanın ölümünün hep üzüntü verici olduğunu belirttikten sonra, ‚ancak’ diyerek sözüne devam ediyordu:

Plasnik "Belgrad’ın geçmişin mirası ile hesaplaşması gerekliliği konusunda hiçbirşey değişmiyor“ derken, Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier de, ölen eski Yugoslavya Devlet Başkanı’nın izlediği siyasetin yankılarının bugün bile devam ettiğine dikkat çekiyordu.

Steinmeier, "Miloşeviç, geçmişte kalan bir isimdi ve, birçok insan hakları ihlalinden, çok sayıda ölümden ve Yugoslavya’da savaşın patlak vermesinden sorumluydu. Ölümü, Balkanlar’da barış ve istikrar çabalarımızı noktalamamıza değil, arttırarak sürdürmemize sebep oluşturmalı" diye konuşuyordu.

Steinmeier’in İngiliz meslektaşı Jack Straw da bu görüşü destekliyor ve, Sırbistan’ın ve Sırp yönetiminin, AB’ye yakınlaşma sürecini hızlandırmak için üzerine düşeni yapması gerektiğini belirtiyordu. Straw, "Biz Sırp hükümetine ve halkına yardım etmeye kesinlikle hazırız. Ama onlar da kendilerine yardım etmeliler ve bunun için de Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından hala aranan isimleri teslim etmeliler“ dedi.

"Balkanlar'da bir sayfa kapandı"

Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Mladen İvanoviç ise, yüzü geleceğe dönük bir siyaset izlemek ve geçmişin zincirlerinden kurtulmak gerektiğini söylüyordu. İvanoviç, "Kanımca Miloşeviç’in ölümü, Batı Balkanlar’da önemli bir sayfanın kapanması anlamına geliyor. Artık politikacılar geçmişle ilgileneceklerine, gelecek hakkında konuşmalı. Bu, eski Yugoslavya’nın tarihinde çok zor bir dönemin sonu“ diye konuşuyordu.

Miloşeviç’in Sırbistan’daki sempatizanları ise, adalet makamlarının savaş suçları sanığına bilinçli olarak tıbbi açıdan yeterli ilgiyi göstermediğini iddia ediyor. Örneğin Sırbistan Sosyalist Partisi, Miloşeviç’in sistematik olarak öldürüldüğü suçlamasını getirdi. Sırbistan Başbakanı Voyislav Koştunitsa da, hükümetinin kapsamlı bir rapor talep edeceğini açıkladı.

Eski Yugoslavya için kurulan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Başsavcısı Carla Del Ponte ise, Miloşeviç'in ölümünü, davanın sonuçlanamaması nedeniyle ''adalet açısından çok yazık'' sözleriyle değerlendirdi. Del Ponte, eski devlet başkanının ölümünün, Bosnalı Sırpların lideri Radovan Karaciç ve askeri lideri Ratko Mladiç'in yakalanmasını da hiç olmadığı kadar acil hale getirdiğini söyledi.

AB'den Belgrad'a uyarı

AB’nin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi Olli Rehn ise, Belgrad yönetimi ile uyum anlaşması konusunda müzakerelerin Nisan ayında başlayabilmesi için, Mladiç’in yakalanmasının şart olduğunu belirtiyor ve tüm Balkan ülkelerinin Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi ile işbirliği yapmasının zorunlu olduğunu hatırlatıyordu.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN