1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Miloşeviç hücresinde ölü bulundu

Hırvatistan, Bosna ve Kosova'da işlenen savaş suçları nedeniyle yargılanan Eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç, Lahey'deki hücresinde ölü bulundu. Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy, Miloşeviç'in eceliyle öldüğünü söyledi. BM savaş suçları mahkemesi sözcüsü ise, 64 yaşındaki Sırp liderin ölümünde kusur veya ihmallerinin bulunmadığını duyurdu.

Miloşeviç savaş suçlarından yargılanıyordu

Miloşeviç savaş suçlarından yargılanıyordu

Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da yayın yapan B-92 radyosu, Miloşeviç'in, Hollanda'nın Lahey kentinde eski Yugoslavya için kurulan BM savaş suçları mahkemesindeki hücresinde ölü bulunduğunu duyurdu. Beta Haber Ajansı da Miloşeviç’in ölümünü bildirdi. Ayrıntılar konusunda bilgi verilmedi.

5 yıllık yargılama

Sırbistan'la eski Yugoslavya'nın eski Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç, tutuklandığından beri yargılandığı savaş suçları mahkemesinde geçtiğimiz ay beşinci yılına girmişti.

Hollanda-Lahey'de eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi'nin (YSSM) NATO'nun tarihindeki tek ''sıcak müdahalesi'' olan Kosova harekatını yürüten eski NATO başkomutanı emekli Orgeneral Wesley Clark'ın da tanık olarak çağrıldığı mahkemede, Miloşeviç savaş suçundan hüküm giyerse muhtemel en yüksek ceza olarak müebbet hapse mahkum edilecekti.

“Moskova’ya gitmek istiyorum”

Sırbistan ve Yugoslavya'nın eski Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç, geçtiğimiz ay görülen duruşmasında son üç yıldır süren yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlığından ötürü Moskova'da tedavi olması için izin verilmesi gerektiğini bir kez daha söylemişti.

”Beynime üşüşen sesler artıyor”

Miloşeviç, “Kafamın içine beni çok yorgun düşüren sesler üşüşüyor. Bu, günden güne artıyor” demiş ve Moskova'da yaşayan eşiyle oğlunun yanına gitmeyi talep etmişti. Ancak Lahey mahkemesi, Moskova hükümeti de mahkemeye iadeye söz vermiş olmasına rağmen, Miloşeviç'in “çok yorgunum, Hollanda'ya dönemem” demesinden kaygı duyulduğunu ifade etmişti.

Miloşeviç'in yüksek kan basıncının kalp, böbrek ve merkezi sinir sistemini harap etmesinden endişe ediliyordu.

Fransa: “Eceliyle öldü”

Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy, Slobodan Miloşeviç'in eceliyle öldüğünü söyledi. Miloşeviç’i ''20. yüzyılın sonundaki Balkan savaşlarının baş olmasa bile başlıca aktörlerinden biri'' olarak niteleyen Douste-Blazy, Miloşeviç'in Balkanlar'da binlerce erkek, kadın ve çocuğun etnik temizliğini planladığını ve tasarladığını sözlerine ekledi.

Almanya: “Geçmişe ait bir insan”

Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Miloşeviç’in geçmişe ait bir insan olduğunu söyledi. Steinmeier, “Miloşeviç, insan hakları ihlalleri, çok sayıda kurban ve Balkan savaşlarıyla anılacak. Sorumluluğunu taşıdığı olayların sonuçları bugün dahi varlığını koruyor” dedi.

Sırbistan: “Belgrad’da yargılanmalıydı”

Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Draskoviç Miloşeviç'in kendi ülkesinde yargılanmamasından ötürü üzgün olduğunu açıkladı. Draskoviç, ''Miloşeviç, kendi ailemden, partimden birçok insanın ölümlerini örgütlemişti...'' derken, eski Yugoslavya Devlet Başkanı'nın birkaç kez kendisinin öldürülmesi yönünde emir verdiğini de belirtti. Draskoviç, ''Ne diyebilirim? Belgrad'da yargılanmamasının üzücü olduğunu söyleyebilirim'' diye konuştu.

AB: “Sırbistan işbirliği yapmalı”

AB dönem başkanı Avusturya'nın Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik de, Miloşeviç'in ölümünden sonra Sırbistan'a eski Yugoslavya için kurulan BM savaş suçları mahkemesiyle işbirliğini sürdürmesi çağrısında bulundu. Plassnik, Miloşeviç'in ölümünün, Sırbistan'ın Balkan savaşlarının mirası konusundaki siyasi tutumunu değiştirmemesi gerektiğini kaydetti.

Arnavutluk: “Kurbanların aileleri ferahladı”

Arnavutluk Başbakanı Sali Berişa, eski Sırp lideri Slobodan Miloşeviç'in ölüm haberinin ''yüzbinlerce kurbanın ailelerini ferahlattığını'' söyledi. Berişa, ''Balkan kasabının ölümü, adaletin tecelli etmesini bekleyen yüzbinlerce kurbanın aileleri için ferahlama vesilesi olmuştur'' dedi.

”Rus doktorları el uzatmaya hazırdı”

Rus hükümeti, Miloşeviç'e Rusya'da tedavi olma imkanı verilmemiş olmasını üzüntüyle karşıladığını açıkladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, ''Verdiğimiz garantiye rağmen Miloşeviç'e Rusya'da tedavi olma hakkı maalesef tanınmamıştı. Rus doktorları, ona el uzatmaya hazırdı'' ifadesi kullanıldı.

Mahkeme sözcüsü: “Kusurumuz yok”

Miloşeviç'in yargılandığı Lahey'deki uluslararası mahkemenin sözcüsü, Miloşeviç'in ölümünde mahkemenin kusur veya ihmali olmadığını söyledi. ''Mahkeme sanıklara büyük itina gösterir'' diyen sözcü, Miloşeviç'e özellikle dikkat ve özen gösterilmiş olduğunu belirterek, mahkemeye ihmal suçlaması yöneltilemeyeceğini söyledi.

Kitap yazıyordu

Mart ayı başında Slobodan Miloşeviç’in “Savunma, Tarih ve Gelecek İçin Konuşuyor” başlıklı bir kitap hazırladığı duyurulmuştu.

Independet Puplisher Group tarafından Nisan 2006'da çıkarılması beklenen 180 sayfalık İngilizce kitapta, Miloşeviç'in 31 Ağustos ile 1 Eylül 2004 tarihlerindeki savunması ve Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in avukatlarından, ABD'nin eski Adalet Bakanı Ramsey Clark'ın hukuki yorumlarının yer aldığı duyurulmuştu.

20 ABD Doları civarında fiyatla satılması beklenen kitapta, 2005 Nobel edebiyat ödül sahibi Harold Pinter'in “Slobodan Miloşeviç'i yargılayan Amerikan NATO-mahkemesi, yasadışı olmakla birlikte hiçbir zaman adil bir mahkeme olarak kabul edilmeyecektir. Miloşeviç'in savunması güçlü ve inandırıcıdır, küçümsenemez” sözlerinin aktarıldığı belirtilmişti.

Miloşeviç’in hayatı

Miloşeviç, 20 Ağustos 1941 tarihinde Sırbistan'ın orta kesimlerindeki Pozarevaç'ta dünyaya geldi. Belgrad Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1964'te mezun olan Miloşeviç, çalışma hayatına Belgrad belediye başkanının ekonomi danışmanı olarak başladı.

1964'te Komünist Parti'ye katılan Miloşeviç, 1984'te, Sırbistan Komünist Partisi Başkanı olan arkadaşı İvan Stamboliç tarafından başkent Belgrad'daki parti liderliğine getirildi.

Arnavutlara karşı konuşma ün kazandırdı

Miloşeviç, Stamboliç'in Sırbistan Devlet Başkanlığı'na gelmesinden sonra, 1986'da arkadaşının yerini aldı. Nisan 1987'de Kosova'da Sırplara hitaben, bölgeyi Arnavut çoğunluktan korumaya ilişkin yaptığı konuşma Miloşeviç'in ününü artırdı.

Kosova’nın özerkliğine son verdi

Eylül 1987'deki bir parti toplantısında, Stamboliç'i komünizm ve Sırp karşıtı siyaset gütmekle suçlayarak istifaya zorlayan eski Sırp lideri, 1989'da Sırbistan Devlet Başkanı oldu ve göreve gelir gelmez Kosova'nın özerk statüsüne son verdi. Kontrolü sağlamak için Yugoslav birliklerinin bölgeye gönderildiği 1990'da ise Sırbistan, Kosova hükümetini feshetti.

Slovenya’ya tankları gönderdi

Hırvatistan ve Slovenya'nın Yugoslavya'dan bağımsızlığını ilan etmesi üzerine 1991'de Slovenya sınırlarına tanklar gönderen Miloşeviç, kısa süren bir savaşı tetikleyerek, Slovenya'nın ayrılışını engelledi.

Sırp lideri, Hırvatistan'daki Sırpları da silahlara sarılmaları için cesaretlendirdi. Ocak 1992'de Hırvatistan'da BM gözetiminde ateşkes yürürlüğe girerken, Mart ayında Bosna-Hersek bağımsızlığını ilan etti ve Miloşeviç bu kez de Bosnalı Sırpların ayaklanması için destek verdi.

Bosnalı Sırpları ayaklandırdı

Miloşeviç, yaklaşık 250 bin kişinin öldüğü Bosna Savaşı'nın başlamasından 3 yıl sonra, 1995'te, ABD'nin girişimiyle Dayton'da Hırvat ve Bosnalı liderlerle barış masasına oturmayı kabul etti.

Yugoslavya'da Kasım ve Aralık 1996'da yapılan seçimlerde, eski Sırp liderinin müttefikleri genel seçimleri kazanırken, muhalefetteki koalisyon, yerel seçimlerde başkent Belgrad da dahil olmak üzere kentlerin çoğunda zafer kazandı. Ancak Miloşeviç'in kontrolündeki Seçim Komisyonu, yerel seçimleri iptal etti.

Devlet başkanlığı

Bu karar, ülkeyi 250 bin kişinin katıldığı seçim sonrası şiddetine sürükledi. Şiddet olayları yayılırken, Miloşeviç Ocak 1997'de yenilgiyi kabullenerek, bazı kentlerin kontrolünü muhalefete bıraktı.

Miloşeviç, 15 Temmuz 1997'de parlamento tarafından Yugoslavya devlet başkanlığına getirildi.

Kosova müdahalesi

Miloşeviç, Kosova'da Arnavutların ayaklanmasını bastırmak için Şubat 1998'de bölgeye birlikler gönderdi. Bölgede şiddet sürerken BM Güvenlik Konseyi, Eylül ayında derhal ateşkes ve siyasi diyalog çağrısında bulunulan öneriyi kabul etti.

NATO bombardımanı

18-19 Mart'ta Fransa'da yapılan barış görüşmelerinde Kosovalı Arnavutlar bölgeye geçici özerklik tanınmasını öngören barış anlaşmasını imzaladı, ancak Sırplar anlaşmayı reddetti. Görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine 24 Mart'ta NATO bombardımanı başladı. 27 Mayıs'ta Lahey'deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (USSM), Miloşeviç'i savaş suçu sanığı ilan etti. Bu arada, NATO bombardımanı Sırp askerlerinin Kosova'dan çekilmeye başladığı 10 Haziran'a kadar sürdü.

Miloşeviç iktidarının sonu

Yugoslavlar 24 Eylül 2000'de doğrudan devlet başkanını seçmek için ilk kez oy kullandı. Seçimde Miloşeviç karşıtları, Voyislav Koştunitsa'yı zafere taşırken, seçim komisyonu seçimlerin ikinci turunun yapılması gerektiğini açıkladı, ancak bu da ülke çapında gösterilerin başlangıcı oldu.

5 Ekim günü Belgrad caddelerine yürüyen Miloşeviç karşıtları, parlamento, televizyon binası ve polis karakollarını ele geçirdi. Bu isyan Miloşeviç'in iktidardaki sonu oldu.

Evi polis tarafından kuşatıldı

Hakkında çok sayıda yolsuzluk suçlaması olan Miloşeviç'in evi polis tarafından kuşatıldı. 1 Nisan 2001 tarihinde ise Sırp yetkililer Miloşeviç'in pazarlıklardan sonra teslim olduğunu ve Belgrad cezaevine gönderildiğini duyurdu.

66 ayrı davadan yargılanıyordu

Ağır savaş suçları iddiasından hakkında 66 ayrı dava bulunan Miloşeviç, 4 yıldır Hollanda'nın Lahey kentindeki eski Yugoslavya için kurulan Savaş Suçları Mahkemesi'nde yargılanıyordu.

Miloşeviç, Lahey yakınında, 13 yıl önce Bosna Savaşı'ndaki facialar yüzünden ABD öncülüğünde kurulan, BM'ye bağlı mahkemenin yaptırdığı özel cezaevinin bulunduğu Kuzey Denizi'ne nazır Scheveningen'de tutuluyordu.

12 Şubat 2002'de başlayan Miloşeviç davasında eski Yugoslav lideri avukat bulundurmuyordu.

Savaş Suçları Mahkemesi

Lahey'de tutulduğu hücresinde ölen eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç'in insanlığa karşı işlediği suçlar nedeniyle yargılandığı eski Yugoslavya için kurulan Savaş Suçları Mahkemesi'nde, bugüne kadar yüzden fazla sanık suçlandı.

BM Güvenlik Konseyi tarafından mayıs 1993'te kurulan mahkemede, sanıklar, ''1990'lı yıllarda Balkanlarda yapılan katliamlar, Cenevre Sözleşmesi'nin ağır ihlali olan savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçlar'' nedeniyle yargılanıyor. Mahkemede, son 11 yılda 160'tan fazla Sırp, Hırvat ve Müslüman sanık suçlandı.

Karara bağlanan davalarda, 40 sanık suçlu, 6'sı suçsuz bulundu. 4 sanıksa yargılanmak üzere Balkan ülkelerine gönderildi. 25 kişiye yöneltilen suçlamalar düştü.

Lahey'deki mahkemede, eski Bosna Sırp Devlet Başkanı Bilyana Plavsiç, 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı. General Radislav Krstiç, 35 yıl hapis cezası aldı. Kendisini ''Sırp Adolf'' olarak tanıtan Goran Jelisiç ise 40 yıl cezaya çarptırıldı.

Mahkemede suçlanan 6 sanık, hala kaçak durumda bulunuyor. Kaçaklar arasında Srebreniça katliamı sanıkları Bosna Sırp lideri Radovan Karadziç ve General Ratko Miladiç bulunuyor.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN