1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Mahkeme'den embriyo testine onay

Federal Yargıtay, embriyonun rahme yerleştirilmeden önce kalıtımsal hastalıklara karşı test edilmesinin Almanya'da yürürlükte olan "embriyoyu koruma yasasına" aykırı olmadığına hükmetti

default

Berlinli 47 yaşındaki bir jinekolog, üç çifte ait embriyolarda Almanya'da uygulanması yasak olan tanı yöntemini kullanarak anormallik tespit etmiş ve sadece sorunlu olmayan embriyolar ile aşılama yapmıştı. Berlin Eyalet Mahkemesi geçen yıl doktorun yasaya aykırı davranmadığına hükmetmiş, ancak savcılığın karara itirazı üzerine dava Yargıtay'a taşınmıştı.

Almanya'da hâlâ birçok çift yürürlükte olan embriyoyu koruma yasasının çok sıkı olması nedeniyle çocuk sahibi olabilmek için çareyi yurt dışına çıkmakta arıyor.

Yine bundan birkaç ay önce Almanya'nın Bavyera eyaletinde yaşayan ve çocuk sahibi olamayan bir çift çareyi Hintli bir taşıyıcı anneyle anlaşmakta bulmuştu. Ancak çift doğan ikiz bebeklere Alman pasaportu almak için başvurduğunda Almanya'da 20 yıldan bu yana uygulamada olan ‘embriyoyu koruma yasası'nın engeline takıldı.

Almanya'da yürürlükte olan yasa uyarınca taşıyıcı anneliğe, yumurta bağışına ve embriyonun rahme yerleştirilmeden önce kalıtımsal hastalıklara karşı test edilmesine izin verilmiyor.

En önemli neden ileri yaş

Aile planlaması uzmanı Petra Thorn bu nedenle özellikle belli bir yaşın üzerindeki kadınların çocuk sahibi olabilmek için Almanya dışında bulunan tedavi merkezlerini tercih ettiğini kaydediyor:

"Öncelikle kadınlar yumurta bağışı için yurtdışına çıkmayı tercih ediyor. Bunun sebebi bazen genetik rahatsızlıklara olsa da genellikle ileri yaşlarda olmaları. Yumurta bağışı için bu kadınlar yurtdışındaki kliniklere başvuruyor. Yani çiftlerin yumurta bağışı yapacak kişiyi aramasına gerek olmuyor. Bu kişiyi klinik buluyor."

Thorn çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yurt dışına çıkmadan önce Almanya'daki tüm yasal yöntemleri denediklerini ve başka çareleri kalmayınca bu yönteme baş vurduklarını belirtiyor. Yılda bin 500 ila bin 900 çiftin çocuk sahibi olmak için yurtdışına çıktığı tahmin ediliyor. Bu çiftlerin tercihi öncelikle Çek Cumhuriyeti ve diğer Doğu Avrupa ülkeleri. Ayrıca Belçika hükümeti "embriyo aşılanması öncesi tanı yöntemi"ne izin verdiği için birçok çift tercihini bu ülkeden yana kullanıyor.

Teknolojik gelişmeler sayesinde günümüzde embriyonun birçok kalıtımsal hastalığı, örneğin özel bir kanser tipine yatkın genlere sahip olup olmadığını tespit edebilmek mümkün.

Aileler yeterince bilgilendirilmiyor

Öte yandan aşılama öncesinde kullanılan bu tanı yöntemi tamamıyla risksiz de değil. Aile bilgilendirme merkezi Pro Familia doktorlarından Dorothee Kleinschmidt ailelerin yöntemin riskleri konusunda yeterince bilgilendirilmediği uyarısında bulunuyor. Kleinschmidt şöyle konuşuyor:

"Bu metottan beklentiler çok yüksek. Ancak son dönemde bu yöntemle embriyonun zarar gördüğü ve bazı embriyoların gelişiminin durduğu tespit edildi. Önceden bu şekilde kalıtımsal hastalıkların araştırılarak genetik açıdan 'en iyi' embriyoların seçildiği düşünülüyordu. Ancak pratikte böyle olmuyor."

Üremeye yardımcı tedaviler üzerine çalışan uzmanlar bunun önüne geçmek için embriyoların dıştan kontrol edilmesi yöntemini ortaya koydu. Doktor Kleinschmidt bu yöntemle bir katalog uyarınca embriyonun yapısının, hücre dağılımının ve simetrisinin incelendiğini belirtiyor. Ancak Kleinschmidt şu an için İskandinav ülkeleri ve Avusturya'da kullanılan bu metodun da gayet sübjektif olduğuna dikkat çekiyor.

Aşılama yöntemiyle çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin her deneme için yaklaşık 8 bin ila 14 bin euroyu gözden çıkartması gerekiyor. Denemenin başarı şansı ise yüzde elli..

Çocuk sahibi olamayan çiftlerin sıklıkla başvurduğu bir başka yöntemse yumurta nakli. Hamburglu Doçent Ingrid Schneider'e göre yumurta bağışlayacak kadınların büyük bölümü bu işi ekonomik nedenlerle yapıyor ve yöntemin tehlikeleri konusunda yeterince bilgilendirilmiyor. Schneider yumurta bağışı yapan kadınlara hormon yüklemesi yapıldığını ve bağış sırasında oluşabilecek komplikasyonların kısırlığa ve tümör oluşumuna yol açabildiğini kaydediyor.

© Deutsche Welle Türkçe


Henriette Wrege / Çeviri: Banu Ertek

Editör: Ahmet Günaltay

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN