1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

'Made in Germany' 125 yaşında

'Made in Germany' ibaresi 125'inci yılını geride bıraktı. Ama ilginç yanı, bu ibarenin ilk olarak Almanlar değil, İngilizler tarafından kullanılması. Hem de İngiliz mallarının taklit edilmesine karşı önlem olarak…

“Made in Germany” -Alman Malı- ibaresi bir Alman icadı değil. İngiltere’de 23 Ağustos 1887’de yürürlüğe giren ticarî markalar yasası uyarınca, İngiliz sanayi mallarına rakip her malın, menşeine göre etiketlenmesi gerekiyordu. Bielefeld Üniversitesi’nden ekonomi tarihçisi Werner Abelshauser, bu uygulamanın o dönemde özellikle Alman mallarını hedef aldığını belirtiyor:

“Bu özellikle de Almanya içindi. Çünkü Almanların İngiliz ürünlerini takit ettiği şüphesi vardı. Bu kesici aletler için geçerliydi. Yani Solingen’den makas, bıçak vesaire ürünler için. Ama Saksonya’dan makineler de zan altındaydı.”

Abelshauser o dönemde iki etkenin rol oynadığını belirtiyor: Birincisi Sheffield’in yüksek kalite kesici aletlerinin ucuz taklitlere karşı korunması, yani İngiliz tüketiciyi kalitesiz mallardan korumak. Diğer yandan daha o dönemde üstün konumda bulunan Alman makinecilik sektörünün karalanması.

Silah geri tepti

Ancak silah geri tepti. “Made in Germany” ibaresi giderek bir kalite etiketi haline geldi. 1891 yılında imzalanan Madrid Antlaşması ile ülkeler, ürünlerin menşei ile ilgili yanlış verilere izin vermeme taahhüdünde bulundu. Her ülke kendi “Made in…” ibaresini kullanma yükümlülüğünü üstlendi. Bu uygulama Uzak Doğu'da da hemen benimsendi. Örneğin Japonlar, dev komşu Çin'den gelen tüm mallara “Çin Malı” ibaresi konmasını talep etti. Abelshauser şunları söylüyor:

Werner Abelshauser Wirtschaftshistoriker

Bielefeld Üniversitesi’nden ekonomi tarihçisi Werner Abelshauser

"Hep aynı şablona göre düşünülüyordu. Taklitçilerden, patent hırsızlığından korkuluyordu. Ama asıl konu taklit vesaire değil, rakibin daha iyi olmasıydı. Bunu fark etmek zorunda kaldılar.”

Markalaşmaya giden süreç

1914 yılında Birinci Dünya Savaşı patlak verdi ve “Alman Malı” ibaresi daha da göze batmaya başladı. İngilizler ve müttefiklerinin kontrolündeki pazarlarda "Alman Malı" ibaresi taşıyan ürünlerin arzı yasaklandı. ‘Made in Germany' için gerçek anlamda zafere giden yol ise ancak İkinci Dünya Savaşı'nın ardından açıldı. Ekonomi tarihçisi Werner Abelshauser'e göre Almanya, ABD'den farklı olarak kitlesel üretime yönelmek yerine kaliteli işe, müşterinin talebine göre şekillendirilen tesisler, altyapı projeleri, akıllı makineler gibi projelere odaklandı. Bu koşullar altında ortaya çıkan üretim beğeni topladıkça, “Alman Malı” ibaresi de markalaşmaya, bir reklam ve pazarlama unsuru haline gelmeye başladı. Günümüzde hâlâ özellikle de taşıt, makine, elektronik ve kimya sanayilerinde "Alman Malı" ibaresi kalite ve güvenin sembolü olarak kabul görüyor.

"Taklit edilmek dezavantaj değil"

Abelshauser, ürünlerin taklit edilmesinin dezavantaj getireceği endişesini ise yersiz buluyor. Almanya'da Çin mallarına karşı bu tür bir endişenin mevcut olduğuna dikkat çeken ekonomi tarihçisi, şunları söylüyor:

“Alman ihracat sanayisi elde ettiği kârı hiçbir zaman az gelişmiş ülkelerle yapılan ticaretten sağlamadı. Aksine neredeyse hep yüzde 90 oranında, aynı kalkınma seviyesindeki, eş değerdeki ülkelerle ticaretten kâr etti. Öyle ki aslında Çinlilerin bizim seviyemize gelmeyi başarmasını dilememiz gerekir. Çünkü onlarla asıl o zaman gerçek ticaret yapabiliriz.”

Abelshauser bu bağlamda tüm ticaret ortaklarının kendi güçlü yönlerine odaklanması gerektiğini, bu şekilde tüm tarafların azami faydayı sağlayacağını vurguluyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Klaus Ulrich / Çeviri: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Ercan Coşkun

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN