1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Müziğe davet

Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenecek Eurovision Şarkı Yarışması için hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor. Tarihinde ilk kez bu organizasyona ev sahipliği yapacak ülke derin müzikal zenginliğiyle dikkat çekiyor.


Makamsal müziğe dayanan ve “Mugam” diye anılan sanat müziğine tüm Orta Asya ülkelerinde bugün de rastlamak mümkün. “Makam” sözcüğünden türemiş olan "Mugam”, aslında önceleri kitlelere hitap eden bir tür değildi, daha çok seçkinlerin müziği ya da “Saray Müziği” olarak nitelendiriliyordu. Bugün de bu müzik Azerbaycan’da daha ziyade aydın kesimlerin dinlediği bir tarz. Eurovision Şarkı Yarışması öncesinde nefesler tutulmuşken, Luigi Lauer, Azerbaycan’ın bu derin müzikal zenginliğine ışık tutuyor:

Mugam bir dönem yasaktı

Komünizm döneminde Azerbaycan'da "Mugam" adlı müzik türü bir dönem yasaklanmıştı. Zira yöresel gelenekler mümkün olduğunca devre dışı bırakılmak isteniyordu; ancak bu müzik geleneğini tamamen yok etmek mümkün olamadı. Yüz yıllarca nesilden nesile aktarılmış olan bu sözlü müzik geleneği hep devam etti. Sonraları notalara ve batı müzik tonlarına geçilmiş olsa da, bunlar Şark’ın çeyrek tonlarına yansımada başarılı olamadı.

Alim Kasımov

Alim Kasımov



700 yıllık gelenek

Mugam, Türk Sanat Müziği’nde olduğu gibi, insan ruhunun derinliklerinde yatan duyguları ifade eden bir müzik türü ve Azerbaycan’ın klasik doğaçlama geleneğinden kaynaklanıyor. Bu gelenek 700 yıldan bu yana var ve bugüne kadar da muhafaza edilmiş. Mugam, bir eserin hangi tonda ve makamda çalınması, ne gibi müzikal cümleler ve süslemeler yapılması gerektiğini de belirliyor.

UNESCO müzik ödüllü Alim Kasımov

Mugam türü müzikte genellikle bir ya da birden fazla ses sanatçısına tar, kemane ve tombak adı verilen vurmalı çalgılar eşlik ediyor. Azerbaycan’ın dünyaca ünlü ses sanatçıları var. Bugünün ünlü isimleri arasında da başı 1999 yılında UNESCO Müzik Ödülü’ne de layık görülen 54 yaşındaki Alim Kasımov çekiyor. Kasımov, Azerbaycan’ın en eski halk müziği geleneklerinden sayılan ve sazın eşlik ettiği âşık türkülerine de hakim bir sanatçı…İşte Alim ve Fergana Kasımov’dan bir “Irak Tesnifi”…

Azize Mustafazade

Azize Mustafazade

"Mugam-Caz"ın temsilcisi Vagıf Mustafazade

Hem Mugam hem de âşık türünde ortak olan özellik, ses sanatçılarının doğaçlama yapmaları. Elbette ki işin içinde doğaçlama olunca, ister istemez caz müziğinin de yolu açılmış oluyor. 1950’li yıllardan itibaren Azerbaycan’da hareketli bir caz müziği ortamı oluştu. Stalin döneminde caz yasaklanmıştı.

Azerbaycan’da icra edilen caz müziği, Avrupa ve oryantal müzikten ve tabii Mugam geleneğinden beslendi. O yüzden de bu tür müzik “Mugam - Caz”adıyla da anılır. Bu türün en önemli temsilcisi, Vagıf Mustafazade’ydi; ne yazık ki sanatçı daha 40 yaşına varmadan 1979’da öldü. Ama en azından müzikseverlere iyi bir mirasçı bıraktı.

Azize Mustafazade babasının izinde

Kızı Azize Mustafazade onun sadece değerli bir halefi değil, ayrıca müzik çevrelerinin olağanüstü bir yetenek olarak niteledikleri bir caz ve klasik müzik sanatçısı. Hem piyano çalan hem şarkı söyleyen Azize Mustafazede, ülkesinin doğaçlama geleneklerini caz ve klasik müzikle çok iyi birleştirebildi. Al Di Meola, Stanley Clarke ve Bill Evans ile ortak çalışmasının ürünü olan “Inspiration” adlı albümü unutulmayanlar arasına girdi. Sanatçı 1989’dan bu yana Almanya’da, Bakü’nün kardeş şehri olan Mainz kentinde yaşıyor. İşte “Inspiration” albümünden bir tadımlık.

Sevda Ali- Ekberzade

Sevda Ali- Ekberzade



Popçu Sevda da kendi alanında başarılı

Azerbaycan’daki pop müziğe gelince, o alanda Azerilerin bir gözü hep Türkiye’de oldu. Bakülü pop sanatçısı Sevda Ali- Ekberzade, daha bilinen adıyla Sevda, farklı bir çok müzik türünü bir potada eritmeyi başardı. 34 yaşındaki Sevda, uzun yıllardan bu yana Mugam, halk türküleri, caz, klasik müzik ve batı türü pop müzik ile haşır-neşir oluyor. Sanatçının Network adlı Alman plak şirketinden iki albümü de bulunuyor:

Sabina Babayeva popla Eurovizyon'a katılıyor

Ancak bu yıl Bakü’de yapılacak olan Eurovision Şarkı Yarışması’nda Azerbaycan yerel geleneklerinden çok, Avrupa’da ilgi toplayacağını düşündüğü pop türü müzikte karar kıldı. Sabina Babayeva’nın seslendireceği “When the music dies” adlı parça, arka plandaki birkaç oryantal süsleme dışında, tipik Azeri olmayan, her ülke adına yarışmaya katılabilecek cinsten bir parça niteliğinde:


© Deutsche Welle Türkçe

Luigi Lauer / Çelik Akpınar

Editör Hülya Köylü:

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız