1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Müzakere süreci nasıl işleyecek?

AB ile katılım müzakereleri resmen başlarken, daha önce sağlanan gümrük birliği, Türkiye'ye bazı müzakere başlıklarında avantajlar sağlasa da, Ankara'yı zorlu geçecek bir süreç bekliyor. Bundan sonra Türkiye nasıl bir süreç beklediğini DW’den Murat Çelikkafa derledi…

Avrupa Birliği, müzakere süreci boyunca aday ülkeyi zorlu bir sınava tabi tutuyor

Avrupa Birliği, müzakere süreci boyunca aday ülkeyi zorlu bir sınava tabi tutuyor

Türkiye - AB ilişkilerinin önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilebilecek müzakerelerin resmen başlatılmasından sonra, bugüne kadar “Kopenhag kriterleri“ ifadesine alışkın olan Türk kamuoyu, artık müzakere sürecine odaklanacak.

Genel olarak “Avrupa Mevzuatına Uyum“ olarak görülen ve Avrupa Birliği hukuk sistemine ve politikalarına uyumlaşma anlamına gelen bu süreçte asıl önemli olan ise aday ülkenin, AB sistemine hangi yöntemlerle ve ne kadar süre içinde uyum sağlayacağı. Pekçok faktöre bağlı olan müzakere sürecinin en iyimser tahminle 12 ile 15 yıl arasında sürmesi bekleniyor.

Müzakere süreci adaya göre değişiyor

Aday ülkedeki mevcut düzenlemelerde ne ölçüde değişime gidilmesi gerektiğine bağlı olarak bugüne kadar 13 ay ile 7 yıl arasında değişen sürelerde tamamlanan müzakereler sonucu, aday ülke Birliğin tarım, iletişim ve bilgi teknolojileri, çevre, ulaşım, enerji, taşımacılık, tüketici hakları, adalet ve içişleri, işgücü ve sosyal haklar, eğitim ve gençlik, vergilendirme, istatistik, bölgesel politikalar, genel dış ve güvenlik politikası gibi alanlarda her türlü düzenlemesiyle kendi yasalarını uyumlu hale getiriyor.

AB'nin bundan önce karşı karşıya kaldığı beş genişleme sürecinden çıkarılan dersler göz önünde bulundurulduğunda, aday ülke müzakerelere ne denli hazırlıklı olursa, sürecin o kadar hızlı ve sorunsuz ilerlediği sonucu ortaya çıkıyor. Müzakerelerin ne kadar süreceğine ilişkin standart bir süreden söz etmenin mümkün olmadığına işaret eden kaynaklar, her adayın kendi koşulları ve hazırlığı sonucunda farklı sürelerde müzakereleri tamamladığını belirtiyor. Örneğin, bu süre Avusturya, İsveç ve Finlandiya için sadece 13 ay olurken, İspanya ve Portekiz katılım müzakerelerini 7 yılda tamamladı.

Kamuoyunun desteği

Müzakere sürecinde aday ülke için oldukça önemli kabul edilen bir diğer nokta da kamuoyu desteği. Aday ülkede üyelik konusunda büyük ölçüde uzlaşı bulunması, sürece de olumlu etki yapıyor.

Kaynaklar, özellikle hassas konuların müzakere masası üzerinde olduğu dönemlerde, kamuoyu desteğinin önemli rol oynadığını belirtiyor, hem aday ülkede, hem de AB içinde kamuoyu desteği olduğu durumlarda sürecin tıkanmadığına işaret ediyor.

AB’nin yapması gerekenler

Müzakere sürecinde aday ülkenin olduğu kadar, AB'nin de tamamlaması gereken hazırlıklar bulunuyor. Müzakerelerin hızla ya da yavaş ilerlemesinde en önemli sorumluluk aday ülkeye düşse de, AB'nin müzakerelerin yürütülmesi aşamasında mekanizmalarını hızlı ve etkin işletmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından önemli.

AB ile aday ülke arasındaki müzakereler iki seviyede yürütülüyor. Üye ve aday ülkelerden bakanların katılımıyla yapılan hükümetlerarası toplantılarda temel pozisyonlar ve stratejiler ortaya koyuluyor ve siyasi konular ele alınıyor. Teknik düzeyde yürütülen esas müzakereler ise üye ülkelerin AB daimi temsilcileri ve aday ülke başmüzakerecisi başkanlığındaki müzakere heyetleri arasında yapılıyor.

Müzakereler genellikle, kolay olarak kabul edilen ve kısa sürede sonuçlandırılması beklenen konu başlıklarıyla başlatılıyor. Tüm konu başlıklarında müzakerelerin tamamlanmasının ardından, Komisyon, taslak Katılım Anlaşması'nı hazırlıyor, anlaşmaya son şekli Hükümetlerarası Konferans'ta veriliyor. Antlaşma, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi'nce onaylandıktan sonra, üye ülkeler ve ilgili aday ülke tarafından imzalanıyor. Üyelik ise Katılım Antlaşması'nın tüm taraflarca onaylanmasından sonra hayata geçiyor.

Müzakereler ne zaman tamamlanır?

Müzakerelerin ne zaman tamamlanacağının belirlenmesinde AB'den çok aday ülke belirleyici oluyor. Çok fazla şart veya ayrıcalık isteğiyle masaya gelinmesi, AB düzenlemeleri ile aday ülke mevzuatı arasında büyük farklar olduğu durumlarda müzakereler uzun sürebiliyor.

AB'nin son genişlemesinde her bir adayın masaya 140 ila 200 arasında değişen sayılarda şartla oturması süreci yavaşlatınca, aday hükümetler taleplerinin sayısını azaltma yoluna gitmişlerdi. Örneğin, sürecin başında 150 ek taleple masaya oturan Macaristan, daha sonra bu sayıyı 50 ile sınırladı.

AB müktesabatına uyum

Müzakere süreci için önemli olan bir diğer nokta da, bölümler altında yürütülecek müzakerelerin, bir bütün olarak kabul edilmesi gerektiği. Başka bir deyişle, AB, Topluluk müktesebatının bölümleri üzerindeki müzakereleri geçici olarak kapatsa dahi, Topluluk müktesebatının tamamı üzerinde anlaşmaya varılmadan, bölümler üzerinde anlaşmaya varılmış olmuyor.

AB'nin aday ülkelerle yürüttüğü müzakereler, aralarında mal, kişi, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı, rekabet politikası, tarım, balıkçılık, ulaştırma, çevre, enerji, sanayi, bilim ve araştırma, eğitim, tüketici ve sağlığın korunması gibi konuların bulunduğu toplam 35 başlıkta yürütülüyor. AB kaynakları, Türkiye'yi en çok zorlayabilecek başlıkların, büyük yatırım ve yapısal değişiklikler gerektirmeleri nedeniyle tarım ve çevre olacağını belirtiyor.

  • Tarih 04.10.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Murat Çelikkafa
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaVe
  • Tarih 04.10.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Murat Çelikkafa
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaVe

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN