1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

“Müslümanların birçoğunun anlayışı liberal”

Almanya'da üç milyonu aşkın Müslüman yaşıyor. Psikolog Halil Uslucan, araştırmalarının, ülkedeki Müslümanların birçoğunun ılımlı bir İslam anlayışına sahip olduğunu gösterdiğini söyledi.

default

Almanya’da İslam’ı kültürel olarak yaşayan, liberal bir anlayışa sahip çok sayıda göçmen, bugüne kadar yapılan bir çok araştırmada geri planda kaldı. Psikolog ve göçmenler alanında araştırmacı olan Halil Uslucan’ın yeni araştırması ise ilginç sonuçlar ortaya koydu.


Araştırma, gençlerin sürekli Müslüman olarak nitelendirildiklerinde kökenleri hakkında düşünmeye başladıklarını ve bu düşünce evresinin, bireyin söz konusu dini aslında hiç bilmemesine karşın, kendisini diniyle özdeşleştirmesiyle sonuçlanabileceğini ortaya koyuyor.

Deutschland Muslime Gebet in der Sehitlik Moschee Berlin

Araştırmacı Uslucan, "Dışarıdan kimlikleriyle ilgili vurulan damga daha sonra kendileri tarafından da benimseniyor" diye konuştu. Uslucan söz konusu gençlerin aslında İslam hakkında çok da bilgili olmadıklarına işaret etti.

"Tepkisel kimlik"

Dindar bir hayat sürdürmemekle birlikte sadece toplumsal çevreye dönük tepki nedeniyle kendini Müslüman olarak nitelendirmek çok da nadir olarak meydana gelen bir durum değil. Hamburg Üniversitesi’nde görev yapan İslam bilimci Raoul Motika, dikkate alınmayan bazı noktalara dikkat çekiyor: "Örneğin Türkiye'deki 1980 askeri darbesi nedeniyle, solcu olarak buraya kaçan bir Türk ailenin çocuğu, burada büyük bir ihtimalle Sosyal Demokrat Parti’de faaldir ve çocukları üniversiteye gidiyordur. Bu, bir kişinin çok düşük eğitim seviyeli Doğu Anadolulu ebeveynleri ve aile büyükleri olmasından çok farklı bir durum."

Görmezden gelinenler

Deutschland Muslime Imam Gebet in der Sehitlik Moschee Berlin

Uzmanlara göre göçmenleri doğrudan geldikleri ülkenin dinleriyle özdeşleştirenler, dinlerine esnek bir şekilde bağlı olanları görmezden geliyor. İslam bilimciler, “Kültürel İslam’dan“ söz ediyor. Ayrıca Müslüman ülkelerden gelip bilinçli bir şekilde İslam ile yollarını ayıranlar da var. Bunlardan biri de İran kökenli Mina Ahadi. “Ulusal Eski Müslümanlar Konseyi” isimli derneğin başkanı olan Ahadi, beş yıl öncesine kadar kendilerine “yabancı” gözüyle bakıldığını ve ani bir değişimle birden, ayrım yapılmaksızın, medya ve kamuoyunda Müslüman olarak nitelendirildiklerini söylüyor. Ahadi bunun doğru bir yaklaşım olmadığının altını çiziyor.

Yöneltilen sorular önem taşıyor

Uzman Halil Uslucan yapılan son araştırmada Müslüman ülkelerden gelen kişilerin dinle ilişkilerini anlayabilmek için "Kendinizi dindar/inançlı bir kişi olarak tanımlar mısınız?“ sorusunu yönelttiğini aktardı. Uslucan, "Almanya’da bu soruyu yönelttiğimiz kişilerden yüzde 92’si, Türkiye’de sorduklarımızın ise yüzde 93,5’i, ’Evet gayet tabi ki İslam’ yanıtını verdiler“ diye konuştu.

10. Tag der Offenen Moschee 2006 Moschee in Kreuzberg

Batılı din bilginleri bu yanıtları değerlendirirken, İslam’da dini özgürlük olmadığı görüşünü savunuyorlar. Uzmanlar, bir Müslüman olarak dünyaya gelen kişinin bu dinden ayrılamayacağını, hatta İslamcıların ölüm cezası uygulanmasını istediklerini ifade ediyorlar. Batılı uzmanlara göre, bu nedenden dolayı “Müslümanlığın hakim olduğu bir ülkeden gelen bir kişi dindar olmadığını söyleyemez.”

Uslucan ise bu nedenden dolayı araştırma projesine filtre soruları da dahil ettiklerini aktardı. Uslucan, "Örneğin, günlük ibadetlerini yerine getirip getirmediklerini, ramazanda oruç tutup tutmadıklarını ve Cuma günleri camiye gidip gitmediklerini sormanız gerekiyor. Bu sorular üzerine oran yüzde 50’nin altına düştü" diye konuştu.

Bu yöntem, göçmenler arasında bazı Müslüman örgütlerinin temsil ettiği güçlü siyasi yönelimli İslam’ın yanı sıra ılımlı ve bireysel anlamda da bir İslam’ın yaşandığını ortaya koyuyor. İslam bilimci Raoul Motika, bu tür bir İslam’ın örgütlü bir yapıya sahip olmadığı için çoğu kez görmezden gelindiğini söylüyor.