1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Locarno, Ernst Lubitsch'i anıyor

Bu yıl 63'üncüsü düzenlenen Avrupa'nın en prestijli film festivallarinden Locarno Film Festivali, ustalarında da ustası bir yönetmen Ernst Lubitsch'i seyirciyle buluşturuyor.

default

*** ACHTUNG: Nur zur Berichterstattung über Filmfestival Locarno 2010 verwenden! *** Filmfestival Locarno: Plakat 2010

Türkiye'den Tayfun Pirselimoğlu'nun da 'Saç' adlı filmiyle Altın Leopar için yarıştığı festival, bu yıl Retrospektiv Bölümünü 50'nin üzerinde filmiyle Alman asıllı Amerikalı yönetmen Ernst Lubitsch'e ayırdı. 1947 yılında hayata gözlerini yuman Lubitsch'in geride bıraktığı yapıtları dünyanın dört bir yanından hayranlarını Locarno'ya çekiyor.

Billy Wilder'in örnek aldığı yönetmen

İş eğer hikaye anlatma ve sahnelendirmeyse Ernst Lubitsch, dünyada bunu en iyi başaranlardan biri olarak biliniyor. Berlin doğumlu Yahudi yönetmen, son derece başarılı bir kariyerin ardından, 1922 yılında sessiz film yönetmeni olarak Hollywood'a davet edildi ve daha sonra da orada kaldı. Bu yılki Locarno Film Festivali'nin Retrospektif Bölümünde 70'in üzerinde filme imza atan Lubitsch'in 52 filmi gösteriliyor. Festivalin kuratörü Joseph McBride, Lubitsch'i bütün usta yönetmenlerin örnek aldığını söylüyor:

" Billy Wilder'ın Beverly Hills'deki ofisinde şöyle bir yazı asılıydı: 'Lubitsch olsa, nasıl yapardı?' Birçok yönetmen ve senarist bu soruyu kendine sık sık sormuştur. Billy Wilder ayrıca Lubitsch'in taklit edilmesi çok zor bir yönetmen olduğunu vurgulardı. Ama herhalde bunu yapabileceklerin en iyisi kendisiydi. O Lubitschvari filmler yapmayı denedi. Lubitsch, deyim yerindeyse romantik- komedi türünü keşfetti ve Hollywood'da ilişki komedilerini standartlaştırdı diyebiliriz. 1924 yılında çektiği 'The Marriage Circle' yani 'Evlilik Çemberi' birçok romantik-komediye ilham kaynağı olmuştur.''

Lubitsch'in unutulmaz filmleri

Portrait Ernst Lubitsch

Ernst Lubitsch

Aslında Lubitsch, imajı ve kariyerini ilk yaptığı, hafif komediler ve devasa dekorasyonlardan oluşan, tarihi konuların ele alındığı, Emil Jannings ve Pola Negri ünlü yıldızların yer aldığı sessiz filmlerine borçlu. Oysa Ernst Lubitsch, sinemaseverlerin gönlünde ince mizah anlayışı ve çok yönlülüğüyle ölümsüzleşti. Ve sade, zarif kendine has ironik tarzıyla.


Çektiği son filmi ''Cluny Brown'' da da olduğu gibi, filmlerinde mükemmel bir zamanlama eseri diyaloglar ve kısa kinayeli bakışlar özellikle göze çarpıyor. Seyircilerin onu çok sevmesinin nedeni ise onları asla hafife almaması. Lubitsch'in sessiz filmden sesli filme geçişiyse hiçbir yönetmenin başaramadığı kadar zarif ve rahat oldu.

Keskin sezgilerine her zaman güvenen Lubitsch'in unutulmaz filmleri arasında, çekingen ve içine kapanık Greta Garbo'yu coşkulu ve heyecanlı biri olarak oynattığı Ninotschka sayılabilir. Diğer bir unutulmayan filmiyse 1942'de çektiği isyan ve özgürlük konusunu ele alan 'Olmak ya da Olmamak'tı. 1933 yılında çektiği ''Design for Living'' adlı filmi de o zamanların muhafazakâr Amerika'sında alışılagelmiş ahlak anlayışına neredeyse bir başkaldırı niteliği taşıyordu. Oysa Lubitsch özgürlük, hoşgörü ve mizah inancıyla o zamanlardaki alışılagelmiş sansür anlayışını kırmayı başarmıştı.

Sinemanın daha fazla Lubitsch'e ihtiyacı var

Locarno Film Festivali kuratörü Joseph McBride, günümüzde Lubitsch'in komedilerine büyük özlem duyulduğunu belirtiyor.

" Her şey bir hayli değişti. Şu an yapılan komedi filmleri kaba, zevksiz, Lubitsch'inkiler gibi modern ve zarif değiller. Onun filmlerinde de cinsellik konusu ve tahrik edici hikayeler vardı ama çok akıllıca işlenmişti. Günümüzde daha fazla Lubitsch'e ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Eminim insanlar daha fazla Lubitsch filmi izlerlerse, birbirlerine karşı daha hoşgörülü ve nazik olacaklardır.''


© Deutsche Welle Türkçe

Renate Heilmeyer / Çeviren: Başak Demir

Editör: Nihat Halıcı