1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Libya'nın geleceğini aşiretler belirleyecek

Karmaşanın ve çatışmaların ortasındaki Libya, petrolden elde edilen gelirler ve aşiret kültürüyle şekillenmiş bir ülke. Uzmanlar, yıllardır ihmal edilen aşiretlerin öfkesinin de son isyanda etkili oldğunu düşünüyor.

default

Libya'da rejimi protesto için sokaklara dökülen göstericilere, Avrupa’da yaşayan Libyalılardan da destek geliyor. Yunanistan'ın başkenti Atina'da ve Berlin’de yaşayan Lübnanlılar Kaddafi'yi protesto gösterileri düzenlendi. Libya’da göstericilere uygulanan şiddet ise tepki çekmeye devam ediyor. Hükümetin göstericilere sert müdahalesi, başta ABD olmak üzere uluslararası toplum temsilcileri tarafından kınandı. AB Dönem Başkanı Macaristan ve Almanya, Libya’yı yaptırım uygulamakla tehdit etti. Petrol zengini Libya'daki gelişmeler Batı'da dikkatle izleniyor.

Petrol üretiminde 17'nci sırada

Libya, dünyanın en büyük petrol üreticileri sıralamasında 17’inci sırada yer alıyor. Bu, çok özel bir konum olmasa da petrol zenginliğinin sadece 6 milyonluk nüfuslu bir ülkede bulunması hayli dikkat çekici.

Petrolden elde edilen dolarlar, Libya ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor ve ayrıca uzun bir süre de siyasi egemenliğin en önemli dayanağıydı.

Yani Libya’nın istikrarı ve Muammer Kaddafi egemenliğinin meşruiyeti 40 yıl boyunca önemli ölçüde, petrol gelirlerinin dağılımına bağlı kaldı. Berlin Bilim ve Politika Vakfı’nın Libya uzmanı Isabell Werenfels, Kaddafi’nin petrol gelirlerini Libya'daki aşiretleri satın almak için kullandığını düşünüyor.

Werenfels, “Aşiretler, Libya'da geleneksel olarak toplumsal ve siyasi açıdan, en önemlisi olmasa da, önemli faktörlerden biridir" şeklinde konuşuyor.

İhmal edilen aşiretlerin öfkesi

Libya'da 10 büyük aşiret mevcut ki bunların altında da sayıları kestirilemeyecek kadar çok küçük alt aşiretler bulunuyor. Kaddafi bu küçük aşiretlerden birine mensup. Libya lideri 40 yıldan uzun süredir devam eden iktidarı boyunca bilhassa kendi aşiretine yoğun biçimde imtiyaz tanıdı. Werenfels, şu anki protestoların kısmen bu kayırma politikasının bir sonucu olduğu kanısında: “Bu doğal olarak inanılmaz oranda bir kine yol açtı. Bingazi’de gördüğümüz şey, öncelikle ihmal edilmiş bir bölgenin ve ihmal edilmiş aşiretlerin isyanıydı. Tüm doğu ihmal edildi ve bunun intikamı da alındı.“

Libya, Kuzey Afrika’nın en zengin ülkesi olsa da bu zenginlik kesinlikle eşit dağıtılmıyor. Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 2010 yolsuzluk barometresinde, Libya 178 ülke arasında İran ve Nepal’ın ardından 146’ıncı sırada yer alıyordu. Yolsuzluk ve kayırma aşiretler arasındaki keskin bölünmeyi de beraberinde getiriyor.

Libya’nın en büyük aşireti Varfela’nın yanı sıra başka aşiretler de isyancılara destek verdiğini açıkladı. Sorbonne Üniversitesi’nden Arap sosyolog Burhan Galyun ise aşiret kültürü ile demokrasi arasındaki çelişkiye şöyle yaklaşıyor: “Aşirer kültürü, modern devlet fikriyle çelişki içerisinde değildir. Aşiretler bir devletin kurulması konusunda uzlaşabilirler. Tüm Arap devletlerinin kuruluşu aşiret reisleri ve kent elitlerinin anlaşmasına dayanıyor. 1950’li yıllara kadar parlamentolar ulusal birliği sağlamak için üyelerini temsil eden aşiret reislerinden oluşuyordu.“

Demokratik yapılanma zorlu bir süreç

Ancak bugünkü Libya'daki koşullar demokratik yapılanma için yeterli değil. Siyasî partiler yasaklı ve düşünce özgürlüğü kısıtlanıyor. Devletin baskısı toplumun her alanında görülüyor ve az sayıdaki muhalifler de tehlike altında yaşıyor. Bunun yanı sıra Libya, Kaddafi’nin 2003 yılında dış politikadaki tutumunu değiştirene kadar tamamen izole edilmiş durumdaydı. Yabancı dil eğitimi de yoktu. Washington merkezli Freedom House adlı kuruluş, siyasî haklar ve halk özgürlüğü açısından Libya’yı en düşük not olan 7 ile derecelendirmişti. Dolayısıyla Libya, bu dereceyle Kuzey Kore ve Türkmenistan gibi ülkelerin arasında yer alıyor.

Sosyolog Galyun, Kaddafi sistemini, “Libya'da bir sistem var, evet. Ama bu siyasî bir sistem değil. Bunu ne reforme edebilir ne de değiştirebilirsiniz. Bu, ülkeyi bir grubun yönetmesi ve zenginliklerin taraftarları arasında paylaştırılmasına dayanan bir sistem. Belirli bir politikayı temel alan bir yönetim sistemi değil. Yönetimdekiler, politikacı gibi değil, bir grup suçlu gibi konuşuyor. Halkla da saygısız bir biçimde konuşuyorlar. Bu nedenle Libya'daki sistemi siyasî bir sistem olarak değil, aksine petrol gelirlerini çalmak için halkın sert şekilde kontrolünü içeren bir sistem olarak görüyorum" şeklinde değerlendiriyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Matthias von Hein / Çeviri: Ba ş ak Sezen

Editör: Hülya Köylü

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN