1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Libya artık tehlike oluşturmuyor

Libya, aylarca ABD ve İngiltere ile gizli pazarlık yaptıktan sonra sürpriz bir açıklamayla kitle imha silahlarına veda edeceğini duyurdu. Libya ihtilal lideri Muammer Kaddafi , "Libya’nın, kitle imha silahlarından arındırılmış bir dünya yaratma mücadelesinin bayrağını taşıyacağını" söyledi. ABD Başkanı George W. Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair bu açıklamanın, risk devletlerine karşı izledikleri sert politikayı haklı çıkardığını savundular. Libya’nın bu açıklamasında Bush'un politikası mı etkili oldu? DW’den Peter Philipp ’in yorumu:

"Libya ihtilal lideri Muammer Kaddafi, iktidarının 34. yılında aklını başına toplamışa benziyor. Onyıllardır kendini batının ve Arap kardeşlerinin gözünde paryalığa düşmüş sayan Kaddafi yeniden devletler topluluğunun saygın liderleri arasına girme fırsatını yakalamış oldu.

Bütün yasaklı kitle imha silahı geliştirme programlarını durdurmaya ve tesislerinin uluslararası uzmanlar tarafından incelenmesine izin vermeye hazır olduğunu duyurması, Kaddafi’nin yıldızını parlatabilir.

Trablusgarp’ın sürpriz açıklaması, İran’ın, artan uluslararası baskı karşısında, atom silahlarının yayılmasını önleme anlaşması ek protokolünü imzalamasından bir gün sonra geldi. Libya’nın durumu farklıydı. Amerikan ve İngiliz temsilcileri kamuoyuna sezdirmeden ve Kaddafi’nin isteği üzerine dokuz ay boyunca Libya yönetimiyle pazarlık yaptılar. Libya ihtilal lideri Irak Savaşı'nın başlarında ülkesini ayrıntılı denetimlere açmaya hazır olduğunu da duyurmuştu.

Amerikan ve İngiliz yönetimleri pazarlığın başarıyla sonuçlanmasından duydukları gururla Trablusgarp’ta alınan kararın diğer risk devletlerine örnek olması gerektiğini söylemeye başladılar. Oysa İran’ı aynı açıdan değerlendirmek doğru olmaz. İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı uzmanlarının ülkede denetim yapmasına izin vermiş, ama kaçak geliştirme çalışmalarını da ihmal etmemişti. Fark İran’ın, kullanılmaya elverişli atom silahı geliştirememiş olmasında yatmaktaydı.

Kuzey Kore ise ya bu silahlara sahip ya da en kısa zamanda kitle imha silahı yapabilecek aşamaya gelmiş bulunuyor. Libya’nın ise, yıllar önce Çad’da kullandığı öne sürülen kimyevi bomba dışında kitle imha silahı bulundurabileceğine ihtimal verilmiyor.

Kaddafi’nin akıl dışı politikalarına rağmen Libya artık tehlike oluşturmuyor. Geçmişin kanlı terör eylemlerinde parmağının bulunduğunu itiraf etmiş olmasına rağmen. Muammer Kaddafi’nin şeytan iken meleğe dönmesi Amerikan ve İngiliz yönetimlerinin baskısıyla izah edilemez.

İhtilal lideri, Lockerbie ve Berlin’deki terör saldırıları ile zehirli gaz tesislerinin ortaya çıkarılmasından sonra Libya’nın sürüklendiği ekonomik izolasyon zincirini başkka türlü kıramayacağını biliyordu. Libya, Lockerbie’nin sorumluluğunu üstlenip tazminat ödemeyi kabul etmiş, karşılığında da BM yaptırımları kaldırmıştı.

Muammer Kaddafi ek protokolü imzaladığı takdirde, ABD’nin de yaptırımları kaldırıp Libya’da yatırım yapacağını düşünüyor olmalı. En iyisi düşündüklerinin gerçekleşmesi olabilir. Çünkü bu gibi devletlere, geç de olsa aklını başına toplama fırsatı tanınmalıdır."