1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Lezbiyenlerin Almanya'daki mücadelesi sürüyor

2001 yılında yürürlüğe giren Eşcinsel Çiftler Medeni Birlik Yasası ile gay ve lezbiyen ilişkiler resmen "çift" kategorisine dâhil edildi. Ancak lezbiyenlerin kendilerini topluma kabul ettirmeleri hiç kolay değil.

default

Hoşgörünün hâkim olabilmesi için tabuların yıkılması şart. Almanya'da bu yolda atılan en önemli adım eşcinsel ilişkilere resmiyet kazandıran yasanın yürürlüğe girmesi. Bu birçok iş yerinde, hayatlarını bu yolla birleştiren lezbiyen çiftlere önyargılı bakış açısının yumuşamasını sağladı.

"Yasa ciddi katkı sağladı"

Lezbiyen ve feminist bir kadın olarak evlilik kurumuna karşı olduğunu söyleyen Tina Krause, bu yasanın katkısını şu sözlerle aktardı: “Şunu söylemeliyim ki; son on yılda edindiğim tecrübe, bu yasanın gerçekten de eşcinsellerin toplumda kabul görülmesini sağladığını gösteriyor. Bu duruma kendim bile çok şaşırsam da, bu birlikteliklere resmiyet kazandırılmasının, eşcinsellerin toplumda kabul görmesine ciddi katkı sağladığını düşünüyorum.”

Lezbiyen olduğunu kocasından ayrıldıktan sonra, 35 yaşında farkeden Sabine Bohle ise Almanya'da lezbiyenlerin halen zorluk çektiklerini söyledi. Bohle, “Günümüzde lezbiyenlerin bir fenomen olarak kabul gördüğünü düşünüyorum. Ama toplumda bizi şiddetin kurbanı olmaktan koruyacak bir süreç yaşandığını söylemek güç” diye konuştu.

Berlin gibi büyük bir metropolde lezbiyen çiftlerin heteroseksüel çiftler gibi ele ele dolaşmaları ya da birbirlerine şefkat göstermeleri sorun yaratmıyor. Oysa eşcinsellere bakış açısı ve toplumda kabul görmeleri bölgelere göre farklılık gösteriyor.

Bölgelere göre farklılıklar

İlk büyük aşkını 16 yaşında yaşadığını anlatan Tina Krause, Bavyera’daki küçük bir köyde karşı karşıya kaldığı güçlükleri şöyle aktardı: “İlk aşkım büyüdüğüm köydeki bir kız arkadaşımdı. Benim için büyük bir acıydı. Ama onun da bana âşık olduğuna inanıyorum. O çok Katolik bir ortamda yaşıyordu ve ailesiyle çok ciddi sorunlar yaşadı. Yani benimle arkadaşlığına son vermek zorunda kaldı. Ve o yaşta bu acıyı yaşamak korkunçtu. Bunun üzerine en yakın büyük kente yani Münih’e kaçtım.”

Bugüne kadar lezbiyen olduğu için doğrudan tepki görmediğini söyleyen Tina Krause, kötü bakışlara hedef olduğunu ancak çok da önemsemediğini anlatıyor. Berlin’de kendisini özgür hissettiğini anlatan Krause, gençlerden oluşan çetelerle karşılaştığındaysa dikkat ettiğini belirtiliyor.

Öte yandan Alman Lezbiyenler Birliği, eşcinselliğin suç sayıldığı ülkelerdeki gay ve lezbiyenlerle cinsel tercih nedeniyle ayrımcılığa uğrayanlara yardım etmeye çalışıyor. Ayrıca bu birlik, lezbiyen oldukları gerekçesiyle baskı görenlerin sığınmacı olarak Almanya'ya kabul edilmelerini de talep ediyor.


© Deutsche Welle Türkçe


Henriette Wrege / Çeviren: Değer Akal

Editör: Hülya Köylü

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız