1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Kyoto Protokolü Duma'dan geçti

Rusya Parlamentosu Duma, Kyoto Protokolü’nü onayladı ve böylece Protokol nihayet yürürlüğe girebilecek. Rusya Devlet Başkanı’nın imzasına kalan Protokol‘ün dünya ikliminin korunmasında ne kadar etkili olacağını ise zaman gösterecek...

Kyoto Protokolü‘nün hedefi, dünya ikliminde sera etkisi yaratan karbondioksit oranını 2010 yılına azaltmak...

Kyoto Protokolü‘nün hedefi, dünya ikliminde sera etkisi yaratan karbondioksit oranını 2010 yılına azaltmak...

1997 yılında kabul edilen Kyoto Protokolü‘nün uygulanması kadar, yürürlüğe girebilmesinin aritmetiği de son derece karmaşık. Dünya İklim Sözleşmesi’nin uygulanmasını düzenleyen Protokol‘ün yürürlüğe girebilmesi için imzalayan ülkelerin dünya ikliminde sera etkisi yaratan emisyon toplamının % 55’i aşması gerekiyordu. Dünyanın en büyük karbondioksit üreticisi ABD’nin imzalamayacağının açıklamasından sonra Kyoto Protokolü‘nün yürürlüğe girebilmesi için Rusya’nın katılımı kaçınılmaz olmuştu.

Ama Rusya’da Kyoto Protokolü‘ne karşı olanlar, iklimin ısınmasının, buzlarla kaplı Sibirya bölgesinde yaratacağı avantajları ileri sürerek imzalanmasını istemiyorlardı. Moskova’daki Lomossonov Üniversitesi Profesrü Sergey Bobyljow, bu itirazlara karşı % 60’ı buzlarla kaplı Rusya’da ısı artışının söz konusu bölgeleri bataklık haline getireceğini ve yeraltı zenginlikleri dahil, her şeyin çamura gömüleceğini söylüyordu. Kremlin ise, ABD’nin geri çekilmesinden sonra Kyoto Protokolü‘nün yürürlüğe girebilmesi için gerekli olan imzayı vermek için politik hesaplara girdi.

Rusya’nın eski Çevre Bakanı Viktor Danilov-Danilyan, hesaplarda çevre ve iklim korunmasından çok politik ve ekonomik gerekçelerin etkili olduğunu belirtiyor. Nitekim bazı gözlemciler, Kyoto Protokolü‘nün imzalanmasında Avrupa Birliği’nin Rusya’nın Dünya Ticaret Örgütü’ne kabul edilmesi müzakerelerinde verdiği tavizlerin etkili olduğu görüşündeler. Diğerleri ise Kremlin’in Çeçenistan’daki politikasına ses çıkarılmamasını gerekçe gösteriyorlar. Bu hesapların ötesinde Rusya, Kyoto sözleşmesinden en fazla çıkar sağlayacak ülkelerden biri olarak görülüyor.

Kyoto Protokolü’nün amacı

Kyoto Protokolü‘nün hedefi, dünya ikliminde sera etkisi yaratan ve büyük bir kısmı kuzeyin endüstri ülkelerinde oluşan karbondioksit oranını 2010 yılına kadar yüzde beş oranında düşürmek. İklimdeki ısınma buzulların erimesine ve deniz seviyesinin yükselmesine, ayrıca fırtınaların, yağışlar ve kurak dönemlerin artmasına neden oluyor.

Karbondioksit oranının düşürülmesi için fosil enerji kaynaklarının kullanımının azaltılması, bu da üretimin düşmesi anlamına geliyor. Endüstri ülkelerinin çoğu bu gerekçe ile Kyoto Protokolü‘nü benimsemiyor, kalkınmakta olan ülkeler ise ekonomik gelişmelerini engellememek için ilk adımı endüstri ülkelerinin atmasını bekliyor.

Kurallar zayıflatıldı

Uzun süren çekişmeler ve ilk adımı kimin atacağı kavgaları sonuçta Protokol‘ün kurallarının zayıflatılmasına, üretimin azaltılmamasına karşılık, karbondioksitin emilebilmesi için yeşil alanlar ve ormanların da Protokol kapsamına alınmasına yol açtı. Ülkelere nüfusları ile orantılı olarak verilen kotalar ile ticarete de izin verildi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra büyük endüstri işletmeleri kapanan Rusya, nüfusu ile orantılı kapsamlı bir kotaya sahip, ama bu kadar emisyon yaratmıyor. Bu durumda Rusya’nın karbondioksit emisyon kotasını diğer ülkelere satması mümkün.

Emisyon ticaretinde, endüstri ülkelerinin kalkınmakta olan ülkelerde iklimin korunması konusunda yapacağı yatırımlar da gözönünde bulundurulacak. Bu değişimlerden sonra uzmanlar, karbondioksit emisyonlarının azalabileceğinden umudu kestiler, olsa olsa şimdiki düzeyinde tutulabilmesini bekliyorlar. Buna rağmen, Kyoto Protokolü‘nün kendi dinamiğini yaratarak, iklimin korunmasına katkıda bulunması umuluyor. Sonuçta iklim dengesinin korunması ama aynı zamanda enerji sıkıntısının önlenmesi için için fosil enerji kaynaklarına alternatif geliştirilmesi gerektiği genel kabul görüyor. Kyoto Protokolü bu sürecin hızlanmasına yardımcı olabilir.