1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Kuzeydoğu Asya'da gerginlik

Kuzey Kore’nin tehdidi gerçeğe dönüştü: Pyönyang yönetimi, yeraltında bir nükleer deneme yaptı. DW’nin Çince Servisi Şefi Matthias von Hein, yorumunda bu denemenin Kuzeydoğu Asya’nın güvenlik dengeleri için tahmin edilemeyecek sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor...

“Bu sefer, tehditler sözde kalmadı. Bu sabahtan beri tüm dünya Kuzey Kore’nin elinde gerçekten de nükleer silah olduğunu biliyor. Uluslararası camia, tam anlamıyla bir hüsran içinde. Kofi Annan’dan sonra BM genel sekreterliği koltuğuna oturacak olan Güney Kore Dışişleri Bakanı Ban Ki Moon, yeni görevine ağır bir ipotekle başlayacak. Nükleer silahların yayılmasını engelleme çabaları iyice iflas etmiş durumda.

Altılı müzakerelere katılan taraflar ciddi bir şekilde aldatılmış oldu. Özellikle de Çin. Pekin yönetimi, Kuzey Kore’nin nükleer programı nedeniyle süren krizin çözülmesi için diplomatik ağırlığını koymuş, uluslararası camianın sorumluluk taşıyan bir üyesi olarak kabul görmek için ciddi çaba sarfetmişti. Ama Pekin’den gelen tüm uyarılar, Pyöngyang’daki küçük kardeşin bu vahim adımı atmasını engelleyemedi.

Altılı müzakereler, başından bu yana, katılımcıların çıkarlarının temelden birbiriyle çelişmesi yüzünden sallantıdaydı. ABD ve Japonya için nükleer silaha sahip bir Kuzey Kore kabul edilemezdi. ABD, Kuzey Kore’yi “şer ekseni”nin bir parçası olarak adlandırdı ve ülkede rejim değişikliği için de çaba sarfediyor.

Ama Çin ve Güney Kore için asıl tehlike, Kuzey Kore’nin nükleer güç haline gelmesi değildi. Pekin ve Seul yönetimlerinin asıl korkusu, Stalinist terör rejiminin çökmesi ve ardından gelecek mülteci akımları ile kimsenin boyutlarını tahmin bile edemeyeceği asayişsizlikti. Bu nedenle Çin, sert bir Güvenlik Konseyi kararını hep veto etmiş ve yaptırımların önünü kesmişti.

Oysa Pekin hükümeti, bunu açıkça belirtmekten hoşlanmasa da, Kuzey Kore üzerinde en fazla nüfuzu olan ülke Çin. 2003 ilkbaharında Çin’den Kuzey Kore’ye enerji sevkiyatında üç günlük bir kesinti, Pyöngyang’ı altılı müzakere masasına geri döndürmeye yetmişti. Fakat o zamanlar Çin’de Devlet Başkanı Yang Zemin, Başbakan da Zhu Rongji idi. İki politikacı da, Kuzey Kore lideri Kim Jong İl’i ve açlıktan kırılan ülkesini ne kadar küçümsediklerini saklamıyorlardı.

Çin’in şimdiki Devlet Başkanı Hu Jintao ise, Pyöngyang’a yakınlaşma çabası içinde. Kuzey Kore’den gelen ziyaretçiler en yüksek protokol çerçevesinde karşılanıyor. Yardım sevkiyatları, Pyöngyang’ın canını sıkacak şartlara bağlanmadan, düzenli bir şekilde akıyor.Pekin, Pyöngyang’ın planlarına belki de, ABD güçlerini Pasifiğe bağlamak için göz yummuştur.

Ama Kuzey Kore’nin nükleer denemesi, Pekin’in de çıkarlarına tamamıyla ters. Kuzeydoğu Asya’da nükleer silahlanma yarışı başlayabilir. Japonya’da, nükleer silah yapılması tartışmaları giderek artıyor. Güney Kore’nin elinde de atom bombası yapabilecek teknoloji mevcut. Ayrıca nükleer silahlı bir Kuzey Kore’ye tahammül edilmeyeceği yönünde ABD’den gelen sert çıkışlara rağmen, ortada bir gerçek var: Pyöngyang’ın bombasını elinden almak için askeri bir seçenek yok. Washington’da bir çekmecede bu durum için de alternatif bir plan olduğunu umut etmekten başka yapacak birşey yok.

Kuzey Kore’nin nükleer silaha sahip olduğunu kabul etmek zorunda kalsak da, yine de yapılması gerekenler var, bunlarin başında da, bu teknolojinin başkalarına verilmesini engellemek geliyor.”

  • Tarih 09.10.2006
  • Hazırlayan Matthias von Hein / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZnv
  • Tarih 09.10.2006
  • Hazırlayan Matthias von Hein / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZnv

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN