1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Kuzey Kutbu için büyük mücadele

ABD, Rusya, Kanada ve Danimarka'nın da aralarında bulunduğu ülkeler arasında mücadele büyüyor. Hedef bölgenin yeraltı zenginliklerine sahip olmak. Kanada bölgedeki askerî gücünü artırdı.

default

US-Kriegsschiff USS Bainbridge

Kuzey Kutbu’nun kuzeyinde kalan bölgede yaşayan İnuitler, bölgenin zengin doğal kaynakları ve yeni geçiş yollarını sonuna kadar kullanmak isteyen ülkelerle karşı karşıya kalıyor.

Bölgede Rus, Amerika Birleşik Devletleri, Norveç ve Danimarka’ya ait filoların sayısının artması üzerine, Kanada da Kuzey Kutbu’ndaki askerî varlığını güçlendirdi. Bölgede hakkı olduğunu iddia eden bu ülkeler, buzların erimesiyle bölgeden pay almak için mücadele veriyor.

Thema Öl in der Arktis Greenpeace

Kanada’nın Ontario Eyaleti’nde bulunan Kraliyet Askerî Akademisi Siyasal Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Christian Leuprecht, ”Kanada’nın askerî harcamalarının ve birliklerin hareketinin olası tehdide yönelik bir tepkiden çok otoritesinin işareti olarak” değerlendiriyor. Leuprecht, Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, ”uluslararası hukuka göre, bir ülkenin Kuzey Kutup bölgesinde hak iddia edebilmesinin o bölgeyi savunabilmesine bağlı” olduğunu söylüyor.

Yeraltı zenginliklerinin cazibesi

Kuzey Kutbu’nda buzların erimesiyle yeni deniz yollarının açılmasının bölge ülkeleri arasında sorun yaratması beklenmiyor, zira bölgeye kıyısı olan ülkeler kendi kıyılarından 200 deniz mili öteye kadar uzanan alanın “münhasır ekonomik bölge” olarak kabul edilmesi konusunda uzlaşmıştı. Ancak deniz, daha doğrusu buzun altındaki yeraltı zenginlikleri ülkeler arasında gerginliğe yol açabilir. Çünkü yakın bir gelecekte erimesi beklenen buzun altında 90 milyar varil petrol ve büyük miktarda doğal gaz olduğu tahmin ediliyor.

Dossierbild Triptychon Eisausdehnung Arktis Teil 3

Kanada gibi Rusya da bölgeden pay alabilmek için uğraşan ülkeler arasında bulunuyor. Rusya, 10 bin eğitimli askerden oluşan iki tugayı bölgede konuşlandırdı. Bu askerlerin, özellikle Sibirya’nın kuzeybatısındaki Yamal Yarımadası’nda Rusların çıkarlarını korumaları öngörülüyor. Bunun yanı sıra, bundan kısa bir süre önce bölgeye bir araştırma ekibi gönderen Rusya, bütün bölgenin Rusya’nın kıta sahanlığı sınırları dâhilinde olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Sorunun kaynağında da bu yatıyor, zira dünyadaki kullanılmamış petrol rezervlerinin yüzde 13’ünün bu bölgede olduğu tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre, eğer ülkeler doğal kıta sahanlıklarının 200 deniz milinden daha uzağa gittiğini kanıtlayabiliyorsa, kıta sahanlığını genişletme talebinde bulunabiliyorlar. Kuzey Kutbu için bu çetrefilli bir konu. Zira sözleşme, çevre ülkelerin meşru olarak denizin altı için de hak iddia edebilmesine imkân tanıyor; ancak bunun hukukî geçerliliğini kanıtlamanın zorluğunun, yeraltı zenginlikleriyle dikkat çeken bölge üzerinde hangi ülkenin hak sahibi olduğu konusunda yeni tartışmalar yaratması bekleniyor.

1994 yılında yürürlüğe giren sözleşmeye göre, ülkelerin sözleşmeyi onayladıktan sonraki 10 yıl içinde kıta sahanlıklarının genişletilmesi talebiyle başvuru yapma imkânı bulunuyor. Rusya bu başvuruyu gereğinden önce yaptı. Rus araştırma ekibinin, Rusya’nın kıta sahanlığını genişletilmesi için gerekli belgeleri önümüzdeki yıl içinde hazırlaması bekleniyor.

Bölgenin geleceği

Flash-Galerie Gateway to the Arctic

Bu konuda henüz başvuru yapmayan Kanada için de süre 2013 yılının aralık ayında doluyor. Rusya ve Kanada arasında, kimin gereken belgeleri daha çabuk hazırlayacağına ilişkin bir yarış yaşanabileceği tahmin ediliyor. Kuzey Kutbu’nun Kanada için önemini vurgulayan Kraliyet Askerî Akademisi Siyasal Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Leuprecht, bölgenin Kanada'nın ulusal kimliğinin bir parçası olduğuna dikkat çekiyor.

Varsayımlardan biri de Birleşmiş Milletlerin, bilimsel veriler doğrultusunda bölgede ülkeler arasında adil bir dağıtım yapması. Ancak Birleşmiş Milletler, çeşitli ölçümlerle uğraşırken, bunların sonucunu beklemek istemeyen bir ülkenin şiddet yoluyla istediğini elde etmesinden de kaygı duyuluyor.

Endişeler bunlarla sınırlı kalmıyor. Leuprecht, ”bizi gerçekten endişelendiren, hatta güvenliği tehdit edebilecek durum, Çin’in Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki varlığı” diyor. Leuprecht sözlerini şöyle sürdürüyor: ”Eğer bir ülkenin ‘karşı taraf’ olarak görülmesi gerekiyorsa, bu ülke Çin olur. Çin’in bu bölgede ne tür araştırmalar yaptığı pek açık olmamakla birlikte, uluslararası sözleşmelere aykırı olarak hammaddelere ilişkin haritalar hazırladıklarından şüpheleniliyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Nich Amies / Çeviren: Jülide Danışman

Editör: Başak Özay