Kriz dengeleri değiştirdi | AVRUPA | DW | 08.01.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Kriz dengeleri değiştirdi

Borçlanma krizi, Avrupa Birliği Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nu zorladı. Avrupa Birliği’nde zengin üye ülkelerin sözü geçmeye başlaması, Avrupa’daki güç dengelerini değiştirdi.

FILE - Two men raise their fist in celebration for the new year, in front of a huge inflateble EU flag that is kept in a vertical state by air jets, at University Plazza in Bucharest, Monday 01 January 2007. On 01 January 2007, Romania officially joined European Union. EPA/ROBERT GHEMENT +++(c) dpa - Bildfunk+++

EU Friedensnobelpreis Symbolbild Flagge

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, 2011’in ekim ayında düzenlenen AB Liderler Zirvesi’nde Avrupalı devlet ve hükümet başkanlarının politikasını Viyana Kongresi ile karşılaştırmıştı. 19’uncu yüzyılın başlarında Avrupa’nın birkaç güçlü ülkesi yaptıkları gizli pazarlıklar sonucu, Avrupa’yı aralarında paylaşmıştı. Demokrasi ise henüz yabancı bir sözcüktü.

Avrupa’nın ortak yasalarını aslında Avrupa Birliği’nde ulusal hükümetlerin temsilcisi olan Bakanlar Konseyi ve Avrupa vatandaşlarının temsilcisi konumundaki Avrupa Parlamentosu’nun birlikte oluşturması gerekiyor. Yasa tasarıları üzerinde çalışan Avrupa Birliği Komisyonu’nun da aynı zamanda Avrupa antlaşmalarına bağlı kalınıp kalınmadığını denetlemesi gerekli. Sistemin böyle işleyeceğine ilişkin temel kriterler, üye ülkelerin imzaladığı Lizbon Antlaşması’nda açık bir şekilde yer alıyor.

Ancak borçlanma krizinin patlak verdiği 2010 yılından bu yana sistem, kuralların belirlediği şekliyle işlemiyor. Yunanistan’ı içinde bulunduğu borç batağından kurtarmak için üye ülkelerin temsilcileri geçici çözümler üreterek Avrupa Birliği’ni belirleyen kuralların dışına çıktı. Bu adımlardan biri de Yunanistan gibi ekonomik sıkıntıdaki ülkelere yardım için oluşturulan kurtarma fonuydu. Sundukları gerekçe ise akla yatkın geliyordu: Zaman ve mali piyasaların baskısına karşı Avrupa Birliği kurumları yeteri kadar hızlı yanıt verememişti.

Demokrasi işlemedi

Avrupa Parlamentosu ve ulusal parlamentolar da gece geç saatlerde alınan kararlara ya riayet etmek ya da gece oylamalarıyla kabul etmek zorunda kaldı. Güney Avrupa ülkelerinde art arda yaşanan mali sıkıntılar, Avrupa Birliği ülkelerini daha fazla bütçe disiplini öngören bir Mali Pakt oluşturma noktasına getirdi. Mekanizmanın kurallarını belirleyen yeni sözleşmeye, AB'nin 27 üyesinden 25'i onay verdi. Ancak pakt henüz yürürlüğe girmedi.

EU Gipfel in Brüssel Deutschland Angela Merkel

Avrupa Birliği'nde mali krizde Almanya Başbakanı Angela Merkel'in sözü geçti

Fransa’nın eski cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile birlikte Mali Pakt’ın önderliğini yapan Almanya Başbakanı Angela Merkel’e göre, Avrupa Birliği hukukunu oluşturan antlaşmaların dışına çıkılarak oluşturulan yeni sözleşme bulunan “ikinci en iyi çözüm”.

Euro Bölgesi’nde baş gösteren borçlanma krizi, “Parayı veren düdüğü çalar” sözünün Avrupa politikasında da geçerli olduğunu gösterdi. Bataktaki ülkelerin kurtarılmasına ilişkin önlemler alınırken ortak Avrupa kurumlarının değil, mali açıdan güçlü olan Birlik ülkelerinin sözü geçti. AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso da Komisyon’un sadece istatistik tuttuğunu ve rapor yazdığını belirterek bu konudaki rahatsızlığını dile getirdi. Avrupa Parlamentosu’na da bütçe disiplini sağlanması için hazırlanan yasal önlemlere onay vermek kaldı. Esaslı kararların alınmasında Avrupa Parlamentosu milletvekillerine pek söz düşmedi.

Barroso PK beim EU Gipfel in Brüssel

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso dengelerin değişmesinden dolayı rahatsızlığını dile getirmişti

Berlinli siyaset bilimi uzmanı Profesör Herfried Münkler’in Alman “Der Spiegel” Dergisi’ne verdiği “Daha fazla demokrasi Avrupa’da mutlaka daha iyi bir siyaseti beraberinde getirmeyebilir” şeklindeki demeci dikkat çekici. “Demokrasi, Avrupalı seçkinlerin daha iyi saltanat sürmesine yol açmamalıdır” diyen Münkler, ”şu anda Avrupa’nın demokratikleşmesini talep edenlerin Avrupa’nın hızla parçalanması ile son bulacak riskli bir oyun oynadığını” belirtiyor.

Demokrasiyi yaşanmakta olan krize bir tepki olarak kullananların bunun farkında olmadığını kaydeden Münkler, “Demokrasinin şu anda Avrupa’da bulunmayan önkoşullara ihtiyacı var” diyor. Avrupa’nın bir ulus-devlet olmadığına dikkat çeken Herfried Münkler, siyasi ve etnik çıkar gruplarının bulunduğunu kaydediyor.

İnsanların Avrupa’ya duyduğu güvensizliğin çok derin olduğunu söyleyen Münkler, Avrupa Parlamentosu seçimlerine düşük katılımın bunu gösterdiğini de sözlerine ekliyor.

Almanya’nın sözü geçti

Almanya ve Fransa yıllardan beri Avrupa’daki gelişmelerin lokomotifliğini üstleniyor. Borçlanma krizi, kurtarma politikalarında iplerin mali açıdan daha güçlü olan Almanya’nın elinde olduğunu gösterdi. Krizde öncü rol üstlenmek durumunda kalan Almanya Başbakanı Angela Merkel, krizdeki ülkeler tarafından yardımlar konusunda sık sık çekimserlik ve kararsızlıkla suçlandı.

Küçük ülkeler, büyük Almanya’nın görüşlerini kabul ettirmek için bastırmasına kızgınlığını gizlemedi. Borçlanma krizi Avrupa’nın başlıca gündem maddesi olduğu sürece, Avrupa’nın güç ve iktidar merkezinde, başta Alman hükümeti olmak üzere, ulusal hükümetler varlığını devam ettirecek.

Avrupa Merkez Bankası

Mario Draghi

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi

Merkezi Frankfurt’taki Avrupa Merkez Bankası da borçlanma krizinde önemli rol oynadı. Avrupa Merkezi Bankası 17 Avrupa ülkesinde geçerli olan ortak para birimi Euro’nun istikrarını korumakla görevli. Piyasalara hızlı ve kalıcı etki edebilen Avrupa Merkez Bankası şu anda herhangi bir parlamenter kontrole tabi tutulmayan ve siyasetin etkisinden uzak tek uluslarüstü Avrupa Birliği kurumu.

Özel bankalara ucuz krediler akıtan Banka, para arzını artırarak ve sıkıntıdaki Euro ülkelerinin devlet tahvillerini alarak krize karşı önlem alıyor. Birlik içinde eleştirilmesine rağmen, normal koşullarda büyük tepkilere yol açabilecek bu önlemlere şimdilik göz yumuluyor. Ancak Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi bu önlemlerin krizin savuşturulmasında ve bankacılık sisteminin sorunsuz işlemesinde kısa vadede etkili olacağının farkında.

Bernd Riegert, Hülya Köylü Schenk

Editör: Ahmet Günaltay