1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Korkutan özgürlük

11 Eylül saldırılarının yol açtığı en önemli olaylardan biri Irak Savaşı oldu. Bir Iraklı, Saddam'ın devrilmesinin ardından yaşadıkları sevincin yerini nasıl korku, kaos ve şiddete bıraktığını anlattı.

Akîl İbrahim Lazim'in portresi

11 Eylül saldırıları düzenlendiği sırada Akîl İbrahim Lazim tam düğün hazırlıkları içindeydi. Çiçeği burnunda üniversite mezunu Basralı dişçi, nişanlısı ile misafirler için yapılacak hazırlıkların detaylarını konuşurken gözü oturma odasındaki televizyonun ekranına takıldı. Yanan kuleler, ölümün kucağına atlayan insanlar. Bu hem dehşet verici hem de gerçek dışı izlenimi uyandıran görüntüler, hiç gidip görmediği, uzaklardaki bir ülkeden, resmî Irak propagandası tarafından hep "düşman güç" olarak adlandırılan ABD'den geliyordu. Lazim'in gördüklerini algılaması için bir süre geçmesi gerekti. Bu Saddam Hüseyin'in kontrolündeki devlet televizyonunda kısa bir süredir gösterilmeye başlanan kanlı aksiyon filmlerinden biri değil, aksine gerçeğin ta kendisiydi.

"Kıyamet kopuyor sandım"

Lazim 11 Eylül görüntülerine bakıyor

"Kıyamet kopuyor sandım"

"O an ne hissettiğimi kelimelere dökmem çok zor", diyor Lazim tam 10 yıl sonra. "Şaşkınlık, acıma ve şok karışımıydı hislerim. Kıyamet kopuyor, insanların kurduğu uygarlık çöküyor sandım."

Bugün 35 yaşında olan Iraklı, Amerika'daki saldırıların sadece düğününü gölgelemekle kalmayıp, ülkesini bir savaşa daha sokacağını ve diktatör Saddam Hüseyin'in sonunu hazırlayacağını o anda aklının ucundan bile geçirmiyordu. Bir yandan içi öfkeyle dolan Lazim, diğer yandan da tedirgin olmuştu. "Bu saldırılar sivilleri hedef almıştı. Kurbanların hangi ülkeden geldiklerini, pasaportlarının ne renk olduğunu sorgulamıyor insan bunu düşünürken." Iraklı "İnsan olarak bu kurbanlara çok üzülmüştüm, ama bir taraftan da bu acıma duygusu çok sıradışıydı, zira saldırganlar Müslüman olduklarının altını özellikle çiziyordu." diyor.

Acaba Saddam Hüseyin rejimi, El Kaide terörünün Irak için ne gibi sonuçlara yol açacağını tahmin edebiliyor muydu? Lazim, 11 Eylül'ü 12 Eylül'e bağlayan gece saatlerinde resmî makamların huzursuz olduğunun hissedildiğini hatırlıyor ve sokaklarda çok sayıda güvenlik görevlisi ve iktidardaki Baas Partisi'nin silahlı üyesinin bulunduğunu kaydediyor. "Sanki Irak'ın da böylesi saldırıların hedefi olacağını düşünüyorlardı."

Lazim Basra'daki muayenehanesinde

Akîl İbrahim Lazim şimdi Basra'da dişçi olarak çalışıyor

Hem bekarlığa veda partisinde, hem de düğünde neredeyse başka hiçbir konu konuşulmamış. Bugün Basra Üniversitesi'ndeki Diş Hekimliği Fakültesi'nde doçent olarak görev yapan ve ufak bir de dişçi muayenehanesi olan Lazim "Kendi düğünümde tebrikten çok, 11 Eylül ile ilgili haber duydum" diyor. Saldırılardan kısa bir süre sonra rejimin Saddam Hüseyin'e bağlılık ve övgü gösterileri organize ettiğini anlatan Lazim, çoğu vatandaşın bu gösterilere katılmaya zorlandığını kaydediyor. Lazim, çoğu Şii gibi Sünni Saddam Hüseyin'in iktidarına o zaman da eleştirel yaklaştığını belirtiyor.

Yaklaşan savaşın işaretleri

11 Eylül saldırılarından bir süre sonra Irak'ın da yeni bir savaş tehdidi ile karşı karşıya kalacağı giderek daha açık bir şekilde belli olmaya başladı. Saddam Hüseyin ABD Hükümeti tarafından kitle imha silâhlarına sahip olmakla suçlandı, ayrıca El Kaide ile bağlantısı olduğu iddiaları ortaya atıldı. Sonradan bu iki iddianın da doğru olmadığı ortaya çıksa da, Lazim iddiaların gündeme gelmesinin Iraklılar için savaşın yaklaştığının habercisi olduğunu anlatıyor. Iraklı, dönemin ABD Başkanı'nın o meşhur konuşmasını da unutmamış: "Bush dünyadaki tüm liderlere seslenerek 'Ya bizimlesiniz, ya da bize karşısınız' demişti. Bizim hükümetimiz ise Kuveyt'in işgaline savaş ile yanıt verdiği için ABD'yi zaten baş düşmanı olarak kabul ediyordu."

Yeni savaş ise 11 Eylül saldırılarından bir buçuk yıl sonra Mart 2003'te başladı. Lazim o günleri hâlâ karmaşık duygularla anıyor: "Çevremdeki birçok Iraklı vatanımızın işgaline karşıydı ama bir yandan da hepimiz Saddam Hüseyin'in devrileceğini umuyorduk". Savaşın başlamasından 22 gün sonra Saddam Hüseyin devrildi ve bu gelişme halkın önemli bir bölümü tarafından coşkuyla kutlandı. "Nihayet bu rejimden kurtulmuştuk", diyen Lazim, "Ancak şehirlerimizde işgal birliklerini görmek üzüntü vericiydi."

Basra'daki Irak askerleri

Basra'da hâlâ güvenlik sorunları var

Saddam Hüseyin'in devrilmesi Lazim ve diğer Iraklılara daha önce görmedikleri özgürlükleri sundu: "İnanılmazdı. Birdenbire herkes özgürce fikrini dile getirebilir hale geldi." Meslekî açıdan da bu Lazim için yeni fırsatlar demekti, zira kayırmacılığın hâkim olduğu Saddam Hüseyin döneminde kendi dişçi muayenehanesini açmak onun için bir hayalden öteye gitmiyordu.

Ülke kaosa gömülüyor

Ancak yeni kazanılan özgürlüklerin bedeli de çok yüksek ve kanlıydı. Ülke yıllarca kaosa gömüldü, şiddet ve terör rüzgârları durmak bilmedi. Sünniler ve Şiiler birbirlerini katlederken, saldırıların ve adam kaçırmaların önü alınamıyordu. Lazim "Umduğumuz özgürlük biçimi bu değildi" diyor ve ekliyor: "Bu tamamen kanunsuzluğun hâkim olduğu bir özgürlüktü." Bu süre içinde on binlerce Iraklı şiddete kurban gitti. Şu anda güvenlik sorunları giderek azalma kaydetse de, şiddete kurban vermemiş Iraklı aile yok gibi.

Lazim oğlu Muhammed ve kızı Sarah'yı okula götürüyor

Lazim saldırı korkusuyla çocuklarını okula hergün kendi götürüyor

Lazim de, 2006'da kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırılan kuzeni Muhammed'i yitirmiş. Ailesinin tüm ülkede hastanelerde, karakollarda ve morglarda Muhammed'i aradığını anlatan Lazim, çok acı bir dönem geçirdiklerini belirtiyor: "Nereye gittiysek ceset doluydu. Şoke olmuştum. Kendi kendime sordum 'Bütün bu insanlar neden öldürüldü?' diye." Her yeri çürümekte olan cesetlerin kokusunun kaplamış olduğunu anlatan Lazim, yetkililerin cesetleri saklamak için daha büyük soğutucu bölümleri inşa edecek imkânlardan yoksun olduğunu kaydediyor. Kuzeni Muhammed hiçbir zaman bulunamamış ve bir süre sonra da öldüğüne kesin gözüyle bakılarak hakkında ölüm karinesi kararı verilmiş.

Lazim bugün 11 Eylül saldırılarının fotoğraflarına baktığında, kendini terörün hayatta kalanları da ne kadar sarstığını düşünmekten alıkoyamıyor. Irak'ta çok sayıda masum çocuğun savaş, şiddet ve terörün hâkim olduğu bir atmosferde dünyaya geldiğini belirten Basralı dişçi, "Tüm yaşadıklarından sonra çocuklar içlerinde büyük bir korku ile büyüdü. Kaçırılmaktan korktular, öldürülmekten, bombalı bir saldırıya kurban gitmekten korktular." Lazim, güvenlik konusunda endişeleri olduğu için, hâlâ oğlu Muhammed ve kızı Sarah'yı her sabah okula kendi götürüyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Hazırlayan: Munaf al Saidy (Basra) / Çeviren: Aydın Üstünel
Editör:
Banu Ertek