1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Kimileri memnun, kimileri tedirgin

Türkiye ile AB arasında üyelik müzakerelerine başlanmasına tepkiler yoğun. Türkiye’nin üyelik sürecini destekleyen çevreler müzakerelere başlanmasını memnuniyetle karşılarken başını Alman Hristiyan Birlik partilerinin çektiği cephe rahatsız.

Türkiye ile müzakereleren başlamasına memnun olanlar olduğu gibi olumsuz karşılayanlar da var

Türkiye ile müzakereleren başlamasına memnun olanlar olduğu gibi olumsuz karşılayanlar da var

Türkiye ile AB arasında müzakerelerin başlaması en başta Almanya’daki Sosyal Demokratlar ve Yeşiller’i rahatlattı. Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, AB’nin böylece 40 yılı aşkın bir süredir Türkiye’ye verdiği sözü tuttuğunu belirterek “İslam ile Avrupa aydınlanması değerlerinin birarada uyum içinde var olabileceğini gösteren bir Türkiye, Avrupa ve Avrupa sınırları dışında istikrar ve güvenliği muazzam bir şekilde artıracaktır“ dedi.

Müzakerelerin uzun ve zorlu bir yol olduğunu vurgulayan Schröder Türkiye’den reformları sürdürmesini istedi. Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer de müzakerelere başlama konusunda AB ülkeleri arasında varılan uzlaşmayı tarihi bir adım ve büyük bir başarı olarak nitelendirdi. Yeşiller partisi eşbaşkanı Claudia Roth ise Lüksemburg’da Türkiye konusunda saatlerce süren çekişmenin geride çok büyük bir hasar bıraktığını vurguladı.

Alman muhafazakarları rahatsız

Almanya’daki Hristiyan Birlik partileri ise 3 Ekim tarihini Avrupa için kara bir gün olarak ilan etti, ancak aynı zamanda mevcut belgede imtiyazlı ortaklığa açık kapı bırakılmasını memnuniyetle karşıladı. Hristiyan Sosyal Birlik partisinin Alman federal meclisindeki grup başkanı Michael Glos Avusturya hükümetine gösterdiği direniş nedeniyle büyük saygı duyduklarını, Avusturya’nın direnişi olmadan müzakere çerçeve belgesinin çok daha zayıf bir belge olacağını kaydetti.

Avusturya’ya bir teşekkür de Alman Hristiyan Demokratlar’ın Avrupa Parlamentosu’ndaki temsilcisi Hans-Gert Pöttering’den geldi. Avrupa Parlamentosu’ndaki en büyük grubu oluşturan ve Avrupalı muhafazakar partilerden oluşan Avrupa Halk Partisi’nin grup başkanı Pöttering, Avusturya’nın aynı şekilde düşünen tüm Avrupalılar’ı temsilen tartışmayı başlattığını ve müzakerelerin ne kadar zorlu geçeceği konusunda bilinci artırdığını söyledi.

Pöttering, müzakere süreci konusunda Almanya’da iktidara gelecek yeni hükümete önemli rol düştüğünü belirtti. Pöttering, Almanya’da Hristiyan Birlik partileri öncülüğünde kurulacak bir hükümet için önceliğin her zaman imtiyazlı ortaklık olacağını, Birlik partilerinin birden bire tam üyeliğe ‚evet’ demesinin tahayyül bile edilemeyeceğini vurguladı.

“Türkiye’yi engelleyeceğiz“

Pöttering’in düşüncesini doğrulayan açıklama Alman Hristiyan Sosyal Birlik partisi başkanı Edmund Stoiber’den geldi. Almanya’da iktidara gelmeye hazırlanan Hıristiyan Birlik partilerinin ağır toplarından olan ve kabinede yer almasına kesin gözüyle bakılan Stoiber, müzakerelerin tam üyelikle sonuçlanmaması için ellerinden gelen herşeyi yapacaklarını açıkladı.

Stoiber, Münih’te AB’nin sanayiden sorumlu üyesi Günter Verheugen ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada “Müzakerelerin ucunun açık olması, ileride müzakerelerin başka bir tür işbirliğine yönlendirilmesini mümkün kılacaktır“ dedi. Stoiber, müzakerelerin daha önce başka aday ülkelerde görülmediği kadar sıkı koşullara bağlı olduğunu hatırlattı, AB’nin genişleme kapasitesinin üyeliğe koşul olarak vurgulanmasının özel önem taşıdığını belirtti.

Avrupa Komisyonu’nun eski genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen de müzakerelerin ucunun açık olduğunu vurgulayarak, „Türkiye bu yüksek kriterleri karşılayabilecek mi, göreceğiz“ şeklinde konuştu. Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki tutumunu eleştiren Verheugen, Türkiye’nin üye bir ülke olan Kıbrıs’ı tanımadan AB’ye giremeyeceğini çok iyi bildiğini söyledi.

Avusturya’nın tepkisi

Müzakerelere başlanmasını son ana kadar engelleyen Avusturya’nın Başbakanı Wolfgang Schüssel ise ülkesinin gösterdiği katı tavırdan gurur duyduğunu, Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik’in cesaret madalyasını hakettiğini söyledi. Avusturya muhalefeti ise ülkenin siyasi inandırıcılığını yitirdiği görüşünde.

Avrupa Parlamentosu’nun Avusturyalı üyesi Hannes Swoboda, iktidardaki muhafazakar çevrelerin iç siyasi hesaplarla hareket ettiğini belirterek, Avusturya’nın 1 Ocak’ta devralacağı AB Dönem Başkanlığı’na kötü bir başlangıç yaptığını söyledi. Avrupa Parlamentosu’nda Sosyalist grup başkan yardımcısı olan Swoboda, Avusturya hükümetinin tavrını şöyle eleştirdi:

“Maalesef bir Avusturyalı olarak şunu söylemeliyim: Hükümetin ve Bayan Ursula Plassnik’in tavrı Avrupa siyaseti açısından olumlu bir sinyal vermemektedir. Bir öyle bir böyle davranışlar, tiyatro oynamaları, iç siyasi kararları düşünmeleri… Pazar günü Avusturya’da önemli bir eyalette seçimler vardı. Tüm bu yaşananlar bazı politikacıların önemli kararlarda nasıl ciddiyetsiz bir şekilde karar verdiklerini halka da göstermiş oluyor.“

Bu arada bugün Ankara’yı ziyaret eden Avusturya Meclis Başkanı Andreas Khol ülkesinin Türkiye ile iyi ikili ilişkilere sahip olmak istediği mesajını verdi. İktidardaki Halk Partisi üyesi olan Khol, ‚Sonuçtan siz de memnunsunuz, biz de. Ülkelerimiz gelecekte anlamlı projelere imza atacak ve ortak politikalar izleyecek’’ dedi.

Fransa ve İtalya’dan kutlama mesajı

Bu arada Türkiye ile AB arasında müzakerelerin başlaması kararına Fransa ve İtalya’dan da kutlama mesajı geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi bugün Paris’te yaptıkları görüşmenin ardından düzenledikleri basın toplantısında Türkiye konusuna değindiler. Chirac, Avrupa perspektifi elinden alınırsa Türkiye’nin köktendinciliğe sapmayacağını kim söyleyebilir? dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı, Türkiye ile ilgili son karar verilmeden önce referandum yoluyla Fransız halkına danışılacağını da bir kez daha vurguladı. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi de ‚Konuk olarak gelen birini geri çevirirseniz sevgi nefrete döner’ diyerek Batı dünyası ile Arap ve Müslüman dünya arasında köprü kurma fırsatının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Avrupa Konseyi’nden Türkiye’ye destek

Avrupa Konseyi’nden de Türkiye’nin AB sürecini destekleyen bir açıklama geldi. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis, Türkiye’nin Avrupa’nın bir parçası olduğunu belirterek, üyelik sürecinin sadece AB ve Türkiye için değil, tüm Avrupa ve dünya için büyük önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin Avrupa’ya ait olup olmadığı sorusunun kararla ilgisi bulunmadığını belirten Davis, “Avrupa Konseyi bu soruyu, Türkiye’yi üyeliğe kabul ettiği 56 yıl önce yanıtlamıştır. Türkiye adil muameleyi hakediyor“ şeklinde konuştu.

Polonya’dan duygusal açıklama

AB’nin son genişleme dalgasının en büyük ülkesi Polonya’dan ise tarihe uzanan duygusal bir açıklama geldi. Polonya Dışişleri Bakanı Adam Rotfeld „Türkler, bir önceki devletleri Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1795 yılında Polonya’nın Prusya, Rusya ve Avusturya arasında paylaştırılmasını hiçbir şekilde kabul etmeyen tek ülkedir’’ dedi.

Polonya Dışişleri Bakanı, Türkler’in, Avrupa’nın güçlü bir Polonya olmadan siyasi dengesizliğe sürükleneceği görüşünü her zaman savunmuş olduklarına dikkat çekti ve Polonya’nın Türkiye’nin AB üyeliğine destek vererek şimdi bir nevi ahlaki borcunu ödediğini söyledi. Dönemin Avrupalı büyük güçleri tarafından bölünen ve 100 yılı aşkın bir süre haritadan silinen Polonya, ancak 1918 yılındaki Versay anlaşması ile yeniden egemen bir devlet olmuştu.

  • Tarih 04.10.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaVg
  • Tarih 04.10.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaVg

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN