1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Katrina'dan önce, Katrina'dan sonra

Dört yıl önce ABD'ni kasıp kavuran Katrina kasırgasında onlarca kişi yaşamını yitirdi. Başta New Orleanslılar olmak üzere Amerikan halkı Katrina'nın bıraktığı kötü izleri hala silebilmiş değil.

Kasırga New Orleansı sular altında bırakmıştı

Kasırga New Orleansı sular altında bırakmıştı

Katrina Kasırgası bundan dört yıl önce 29 Ağustos günü sabahı üçüncü seviyeye ulaşmış ve saatte 180 kilometre hızın üstüne çıkarak Louisiana sahilini vurmuştu. 2 bin kişinin hayatına mal olan Katrina Kasırgası'nda en büyük zararı New Orleans gördü. Pontchartrain Çevre Bilimleri Enstitüsü Müdürü Shea Penland, hayatı boyunca pek çok kasırga yaşadığını, ancak hiçbirinin Katrina'ya benzemediğini anlatıyor: "Kıyıda yaşayan herkes unutamadığı bir kasırga yaşamıştır. Katrina'dan önce New Orleans'da yaşayanlara için bu, 1965'deki Betsy Kasırgası'ydı. Sorsanız, o zaman nereye sığındıklarına kadar hatırlarlardı. Yatağın altı, banyo ya da garaj... Soru, Betsy'yi nasıl bir kasırganın unutturabileceğiydi. İşte bu kasırga Katrina oldu."

Katrina'nın bu denli yıkıcı bir güce ulaşmasına biraz da insanoğlu sebep oldu. İyi bir çevre politikasıyla Katrina'nın verdiği büyük tahribatın önüne geçilebilirdi. Zira her yıl Louisiana Körfezi'nin 50 kilometrekarelik bir alanı erozyon nedeniyle kaybediliyor. Bu nedenle New Orleans ile Meksika Körfezi arasında doğal bir koruma görevi gören adalar her geçen gün küçük toprak parçalarına dönüşüyor. Bu adalar doğal bariyer görevlerini yerine getiremedikleri için su baskınları da daha şiddetli bir biçimde yaşanıyor.

Doğal afetlere doğal çözümler

Katrina Kasırgası, bilim adamlarının ve araştırmacıların doğanın kendi koruma gücünün afetlere karşı ne denli direçli olduğunu daha iyi anlamalarını sağladı. New Orleans Üniversitesi jeologlarından Mark Kulp, bariyer görevi gören adaların etkili bir koruma sağlayabilmek için ne kadar geniş veya uzun olması gerektiği sorusunun yanıtlanması gerektiğine dikkat çekiyor.

Kulp, "Bu konuyu bir bütün halinde ele almamız gerekiyor. Sahil onarım çalışmaları için kimya, jeoloji ve biyolojinin ortaklığı lâzım. Ancak bu anlayıştan yola çıkarsak; eğer 'şu yükseklikte bir sel dalgası gelir ve ada su seviyesinden şu kadar yüksek olursa, karanın 20 ila 25 kilometre içinde bulunan bölgedeki hasar şu kadar azalır', diyebileceğimiz modeller üretebiliriz. Biz bu tip soruları cevaplayabilir hale gelmek istiyoruz." açıklamasını yapıyor.

Katrinadan sonra koordinasyon güçlendi

Katrina'dan önce sahil onarım çalışmaları parça parça ve plansız bir şekilde sürdürülüyordu. Ancak kasırga sonrasındaki çalışmalar çok daha koordineli hale getirildi. Louisiana Eyaleti Sahil Onarım Çalışmaları Birimi'nde çalışan ekolog Darin Lee, kasırga sonrasında yürütülen çalışmalar hakkında şu bilgiyi veriyor: "Her şey birbirine entegre edilmeye çalışılıyor. Korumaların, yani setlerin sahil onarım çalışmalarıyla daha iyi bir şekilde birbirini destekler hale getirilmesi amaçlanıyor. Örneğin her setin hareketli olması bir zorunluluk haline getirilmeli. Veya su bentlerinin fonksiyonu sadece kasırgalarda kanallar kapatmak olmamalı. Aynı zamanda bataklık bölgesindeki tuz oranını da düzenlemeliler."

Katrina Kasırgası'ndan bu yana geçen dört yıl içinde barajların ve Louisiana sahilinin onarımı için 150 farklı proje hayata geçirildi. Ancak bilim adamları ve çevreciler, doğal bariyerlerin ve bataklık bölgelerinin yeniden yapılandırılması üzerinde çalışılmaktansa, sadece baraj ve set inşasına odaklanıldığı yönünde eleştiriler getiriyor.

Madeleine Amberger / Çeviren: Banu Ertek

Editör: Hülya Köylü

Önerdiğimiz linkler

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN