1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Kalkınmakta olan ülkelerde kriz korkusu

BM Kalkınma Programı’nın (UNDP) Doha’daki konferansının ana konusunu küresel mali krizle birlikte kalkınma yardımları oluşturuyor. Uzmanlar, küresel mali krizin kalkınmakta olan ülkelerdeki yıkıcı etkisinden korkuyor.

Doha Konferansı'nın açılış konuşması, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy tarafından yapıldı.

Doha Konferansı'nın açılış konuşması, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy tarafından yapıldı.

Dünya Bankası’nın baş iktisatçısı Çinli Justin Lin mali krizin kalkınmakta olan ülkelerde yol açtığı olumsuzlukları, “Dünya genelindeki mevcut gıda ve petrol fiyatlarıyla ilgili kriz 100 milyon kişinin yoksul konumuna düşmesine neden oldu. Gelişmiş ülkelerde başlayan mali kriz kalkınmakta olan ülkeleri de etkisi altına almak üzere” şeklinde sıraladı.

Kalkınmakta olan ülkeler henüz mali krizin doğrudan etkileri ile karşı karşıya değil. Zira bu ülkelerde yüksek riskli ve spekülatif yatırım araçlarıyla zora girmiş büyük bankalar bulunmuyor. Ancak Dünya Bankası’nın Baş İktisatçısı Lin’e göre, mali krizin kalkınmakta olan ülkelere etkisi oldukça büyük olacak ve bu ülkelerin önemli gelir kaynaklarını vuracak.

Dünya Bankası’nın baş iktisatçısı Çinli Justin Lin.

Dünya Bankası’nın baş iktisatçısı Çinli Justin Lin.

Lin, mali krizin kalkınmakta olan ülkelerin son yıllardaki kazancını arttıran ihracat sektörünü önemli ölçüde etkileyeceğini belirtti. Lin, “İhracat kalkınmakta olan ülkelerin gelişmesi için önemli bir faktör. Ancak önümüzdeki yıl için, ikinci dünya savaşından bu yana ilk kez, dünya ticaretinin gerileyeceği tahmininden yola çıkıyoruz” diye konuştu.

Kalkınmakta olan ülkeleri bekleyen tehlikeler

Ancak ihracattaki azalmalar, mali krizle birlikte gelişmekte olan ülkelerin karşılaşacakları yegâne olumsuzluk olmayacak. Bu ülkelere yapılan yabancı yatırımlarda da azalma bekleniyor. Uluslararası şirketlere yatırım danışmanlığı yapan Cross Border Finance kurumunun Başkanı Uwe Bott, “son yıllarda kalkınmakta olan ülkelere yapılan yabancı yatırımlar beş katına çıkmıştı ancak mali krizle birlikte şirketler yatırımlara harcayacakları parayı ellerinde tutuma yoluna gitmek zorunda kalıyor” diyor. Bott sözlerini, “Yatırımcılar kendilerini geri çekiyor çünkü mevcut risk oldukça büyük. Yatırımlardaki gerilemenin ana nedeni sermayelerini kendi ülkelerine geri çekmek durumunda kalmalarıdır” şeklinde sürdürüyor.

“Büyüme yüzde 4,5’i aşmayacak”

İhracat gelirlerindeki azalma ve yabancı yatırımlardaki gerileme, kalkınmakta olan ülkelerde önümüzdeki yıl büyüme beklentisinin de geriye gitmesine neden oluyor. Uzmanlar gelişmekte olan ülkelerdeki büyümenin önümüzdeki yıl şimdiye kadar olduğu gibi yüzde 7,5 değil, ortalama 4,5 olacağını belirtiyor. Kalkınmakta olan ülkelerdeki mevcut büyüme tahminleri, mali krizin ekonomilerini eksi değerlere çektiği diğer ülkelere oranla nispeten iyi görünse de, kalkınmakta olan ülkeler için ekonomik verilerin gerilemesinin sonuçları daha vahim olabiliyor. Dünya Bankası’nın Baş İktisatçısı Justin Lin, “Büyümedeki yüzde birlik bir gerileme bile 20 milyon kişinin açlık sınırını aşamaması anlamına geliyor. Yüzde üçlük bir gerilemeyse 60 milyon insanın yaşamını fakirlik içinde sürdürmesi demektir” değerlendirmesinde bulundu.

Milenyum hedefleri zorda

Birleşmiş Milletler Genel Sekteri Ban Ki-moon, kalkınmakta olan ülkeler için endişelerini dile getirdi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekteri Ban Ki-moon, kalkınmakta olan ülkeler için endişelerini dile getirdi.

Uzmanlar, kalkınmakta olan ülkelerde şu an 100 milyon kişinin açlık sınırında yaşadığı düşünüldüğünde, dünyada açlık çeken insanların sayısını 2015'e kadar yarıya indirmeye yönelik milenyum hedeflerinin tutturulamayacağından yola çıkıyor.

Gelişmiş sanayi ülkeleri, mali krizle mücadele için yeni konjonktür programları geliştiriyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekteri Ban Ki-moon, benzer eylem planlarının kalkınmakta olan ülkeler için de hayata geçirilmesini istedi. Ban, “Kurtarma ve yardım paketleri sadece zengin ve güçlü devletler için sınırlı kalmamalı. 100 milyar dolar tutarındaki mevcut kalkınma yardımları zengin ülkelerin milyarlarca dolarlık kurtarma paketlerinin yanında oldukça mütevazı kalıyor ve bu yardımlardan da tasarruf edilmemeli” diye konuştu.