1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Kahraman gençler örnek oluyor

Berlin'de düzenlenen 15. Almanya Suçları Önleme Konferansı'nda gençlerin şiddete başvurmasını engellemek için çeşitli projeler tanıtıldı. ”Heroes-Namus Adına Baskıyla Mücadele”, dikkat çeken projeler arasında yer aldı.

default

”Heroes” yani "Kahramanlar-Namus adına baskıyla mücadele" adını taşıyan proje göçmen kökenli gençlerin kadın-erkek eşitliği, namus, insan hakları gibi kavramları sorgulayarak, hayata farklı bir şekilde bakmalarını hedefliyor. Berlin merkezli Strohhalm Derneği tarafından yürütülen projeye, Türk ve Arap kökenli göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Neukölln semtinde 2007 yılında başlandı.

Göçmen kökenli genç erkekler

Almanya’da daha önce benzeri bir çalışmanın yapılmadığına işaret eden proje yöneticisi Jenny Breidenstein, "Heroes" adlı projeden neden göçmen kökenli genç erkeklerle çalıştıklarını şöyle açıklıyor: "Genç erkeklerle de çalışılması gerekiyor. Erkekleri bir kenarda bırakıp, sadece genç kızları koruyup, desteklemek yeterli değil. Genç erkeklerin kendilerini değiştirmesi lazım. Bu gençlerin de diğer gençlere kendilerini değiştirmeleri için örnek olması kuşkusuz çok iyi olur. Bu, kızların, kadınların veya çoğunluk toplumundan birilerinin ‘böyle davranamazsınız, eşitlik var’ filan demesinden çok daha etkili olur.”

Projekt Heroes

Erkekler de baskı altında

Toplumsal cinsiyet konusunda çalışmalar yapan Breidenstein, geleneksel yapının kadınların yanı sıra erkekleri de baskı altına aldığına dikkat çekiyor. Özellikle Almanya'da göçmen kökenli gençlerin çoğunluk toplumu ile geldikleri ülkenin değerleri arasında sıkışıp kaldığına işaret ediyor. Bu nedenle de proje kapsamında, Türkiye, eski Yugoslavya ve Arap ülkelerinden gelen gençlerle namus, kadın-erkek eşitliği, bekâret, zorla evlendirme gibi konularda tartışılıyor. Breidenstein, gençlerin hayatından örnekler vererek, bu kavramları sorgulamalarını hedeflediklerini belirtiyor: ”Bu gençler ırkçılıkla karşılaşıyorlar. Veya yaşadıkları olumsuzlukları farklı görünmelerine ya da göçmen kökenli olmalarına bağlıyorlar. Irkçılıkla karşılaşmalarını biz kızların duygularını anlamaları, paylaşmaları için bir şans olarak görüyoruz. Mesela bir diskonun kapısındaki güvenlik elemanı, onları içeri almıyor veya olay çıkartırlar düşüncesi ile sürekli onları izliyor. Biz de diyoruz ki, işte kız kardeşlerinizi sürekli gözetlediğiniz, hiç bir şeye izin vermediğiniz zaman, onlar da kendilerini aynı böyle hissediyorlar. Cinsiyetçilik ve ırkçılık arasında parallelik kurabildikleri zaman da ne yaptıklarını anlayabiliyorlar.”

Proje neyi değiştiriyor?

Projeye gönüllü olarak katılan 16 ile 22 yaş arasındaki gençler, yaklaşık dokuz ay boyunca, haftada en az bir kere buluşuyor. Projeye şimdiye kadar 21 genç katıldı. Grup toplantılarının yanı sıra birlikte geziler düzenliyor, ele aldıkları konularla bağlantılı tiyatro gösterileri izliyorlar. Peki, bu sürenin sonunda gençlerin namus anlayışı değişiyor mu? Grup lideri Yılmaz Atmaca, bunun o kadar kolay olmadığını vurguluyor: "Neticede ailelerinden, çevrelerinden artık nereden geliyorlarsa, oradan aldıkları eğitim 16-17 yıllık eğitim. Bunun uzun bir süreç olduğunu görüyoruz. Gençlerimizin yüzde yüz değiştiğini sanmıyoruz, böyle bir iddiamız da yok zaten. Ama en azından düşünebiliyorlar. Kendilerini gözlemleyebiliyorlar. Bu önemli bizim için.”

Gençler gençleri eğitiyor

Projenin ikinci aşamasında ise gençler okullara veya gençlik merkezlerine giderek, gençlere yönelik atölye çalışması düzenliyorlar. Belirli bir ücret karşılığında yaptıkları bu çalışmalarda, grup toplantılarında ele aldıkları konuları, diğer gençlerle tartışıyorlar. Atölye çalışmasında liderlik yapan gençlere ise sertifika veriliyor. Projenin maliyeti İsveç Kraliçesi Silvia’nin girişimi ile kurulan Dünya Çocuk Vakfı tarafından karşılanıyor.

© Deutsche Welle

Jülide Danışman / Berlin

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN