1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

İyi haber: Ozon tabakası kalınlaşıyor

Ozon tabakasının incelme sorununa kalıcı bir çözüm bulabilmeyi hedefleyen Montreal Protokolü bugün 18 yaşında. Protokol’ün hayata geçirilmesiyle birlikte, 18 yıl sonra ozon tabakasındaki incelmenin durduğu ve hatta bazı bölgelerde biraz kalınlaştığı belirtiliyor.

Dünya'yı zararlı ışınlardan koruyan ozon tabakasında iyileşme var

Dünya'yı zararlı ışınlardan koruyan ozon tabakasında iyileşme var

Montreal Protokolü’nün imzalanmasının üzerinden 18 yıl geçmesinin ardından, Amerikan uydu görüntülerinin değerlendirilmesi sonucunda Dünya’yı zararlı güneş ışınlarından koruyan ozon tabakasındaki incelmenin durduğu, hatta bazı bölgelerde biraz kalınlaştığı bildiriliyor. 16 Eylül 1987’de imzalanan ve şimdiye kadar 189 üye ülkenin dahil olduğu Montreal Protokolü özellikle kloroflorokarbon maddesinin buzdolapları ve klima cihazlarındaki kullanımına son verilmesini sağlamıştı.

Ozon tabakası, atmosferin yaklaşık 20 - 40 kilometreleri arasındaki stratosfer tabakasında yoğun olarak bulunuyor. Bu tabaka, güneşten gelen zararlı ultraviyole ışınların dünyaya ulaşmasını önlüyor ve böylece Dünya’daki canlıların güneşten kavrulmasına engel oluyor.

Ancak ozon tabakasının incelerek bu işlevini yavaş yavaş yitirdiğinin ortaya çıkması, cilt kanserine yakalanan vakaların artmasına yol açmıştı. Seksenli yılların ortalarında, özellikle çocuklar olmak üzere herkesin herkesin koruyucu krem kullanmadan güneşe çıkmaması öneriliyordu. Aslında şimdi de öyle, ama en azından ozon tabakasının daha fazla incelmesi durdurulabildi. Böylece doğanın dengesinin korunması için verilen mücadelelerden biri başarıya ulaştı.

Protokol’ün başarısı

Montreal Protokolü, evrensel bir çevre koruma projesi için ilk defa bu kadar çok ülkenin görüş ve eylem birliğine varması açısından son derece önemli. Bu anlaşmada, kloroflorokarbon tüketiminin imzalandığı 1987 yılından, 2000 yılına kadar yarıya indirilmesi üzerinde anlaşmaya varılmıştı. Fakat Protokol’ün imzalanmasını izleyen yıllarda elde edilen yeni bilimsel bulgular, incelmenin tahmin edilenden çok daha ciddi boyutlarda olduğunu ve daha sıkı önlemler alınması gerektiğini ortaya koydu.

Böylece Montreal Protokolü'nde zaman içerisinde değişiklikler ve eklemeler yapıldı. Sonuçta ise 10 yıl içinde zengin ülkelerde kloroflorokarbon üretimi durduruldu. Gelişmekte olan ülkelere ise üretimlerini durdurmaları için süre verildi. Bunlardan bazıları, örneğin Meksika, 2010 yılına kadar zamanı olmasına rağmen kloroflorokarbon üretimini durduğunu açıkladı.

Wuppertal Enstitüsü’nden Herrman Ott, Protokol’ün, çevre bilincinin uluslararası işbirliğine dönüşmesinde bir örnek olduğuna işaret ederek “Montreal Protokolü, çok kısa bir sürede karara bağlanması ve uygulamadaki başarısı açısından önem taşıyor. Protokol, zehirli kimyasalları yasakladığı gibi bu yasağa uymayan ülkelere yaptırımlar, örneğin ticari ambargo uygulanmasını da öngörüyor” değerlendirmesini yaptı.

Tehlike geçmedi

Ozon tabakasının korunmasına ilişkin Montreal Protokolü başarılı oldu, ama başka kimyasallar doğanın dengesini bozmaya devam ediyor. kloroflorokarbonun yerine kullanılan gazlar, sera etkisini arttırıyor. Wuppertal Enstitüsü’nden Herrman Ott, bu sorunu şöyle açıklıyor:

“Bilim adamları, bu yüzyılın ortalarına doğru, ozon deliğinin kapanmasını ve ozon tabakasının tamamen iyileşmesini bekliyor. Ancak şimdi iklim değişikliği konusu gündemde. Bu, küresel ısınmaya ve atmosferin üst tabakalarının soğumasına yol açıyor. Dolayısıyla bu da, ozon tabakasının olumsuz etkilenmesine sebep oluyor. Ancak bilim adamları, bu yeni olgunun nelere yol açabileceği konusunda henüz birşey söyleyemiyor.”

  • Tarih 16.09.2005
  • Hazırlayan Jens Thurau / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaVS
  • Tarih 16.09.2005
  • Hazırlayan Jens Thurau / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaVS