1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

İsviçre'de milliyetçilik tırmanıyor

Bundan bir yıl önce yeni minare yapımının yasaklandığı İsviçre'de, bu kez 'suç işleyen göçmenlerin sınır dışı edilmesi' konusu referanduma götürüldü. Aşırı sağcı İsviçre Toplum Partisi'nin önerisi sandıkta onay aldı.

default

Pazar günü yapılan referandumda İsviçre halkının yaklaşık yüzde 53'ü, aşırı sağcı İsviçre Toplum Partisi'nin önerisine ''evet'' oyu verdi. Bu öneriye göre tecavüz, şiddet, dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti ve sosyal yardımları kötüye kullanma gibi suçlardan yargılanan göçmen kökenliler, cezalarını çektikten sonra sınır dışı edilecek ve 5 ile 15 yıl arasında İsviçre'ye geri dönüşleri yasaklanacak. İsviçre Toplum Partisi (SVP), yılda 300-400 kişinin sınır dışı edildiği ülkede, bu sayının yasa değişikliğiyle bin 500'e çıkacağını öne sürüyor.

SVP'nin zaferi

Aşırı sağcı İsviçre Toplum Partisi (SVP) Milletvekili Nathalie Rickli, partisinin önerisinin referandumda yüzde 53'lük oyla kabul edilmesinden duyduğu memnuniyeti şöyle dile getiriyor:

"Daha şimdiden email, sms gibi birçok yazılı mesaj aldım. Hatta Almanya'dan da yazanlar oldu. 'Keşke biz de bu tür konularda oy kullanma imkanına sahip olabilseydik' diyorlar. Resmi rakamlara göre bizim ülkemizdeki yabancıların oranı yüzde 22'yi buluyor. Ve ülke genelinde suçların yarısı yabancılar tarafından işleniyor. Hatta ağır suçlarda durum çok daha vahim.''

Sosyal Demokratlar'ın endişesi

Hükümette yer almasına karşın sınır dışı insiyatifine 'hayır' diyen Sosyal Demokrat Parti 'nin (SP) milletvekillerinden Andreas Gross ise ülkede milliyetçiliğin tırmandığına dikkat çekerek endişesini dile getiriyor:

''İsviçre'de hâlihazırda her şeyin en kötüsünü beklemeye hazır olmak gerek. Ama ben yine de referandum sonucunun farklı çıkmasını ummuştum.''

İsviçre Toplum Partisi 2007 yılı seçim kampanyaları sırasında kullandığı, beyaz koyunun siyah koyunu tekmelediği, tartışmalı afişle dikkatleri üzerine çekmişti. Sosyal Demokrat Parti Milletvekili Andreas Gross, refarandumdan çıkan sonucun, İsviçre'de giderek yükselen yabancı düşmanlığının bir göstergesi olduğunu düşünüyor:

''Bu sonuç giderek artan bir milliyetçiliğin ve hiçbir temeli olmayan gereksiz bir korkunun göstergesidir. Dikkat etmemiz gereken, bahsi geçen göçmen kökenliler arasında, İsviçre'de doğup büyümüş ve İsviçre'den başka anavatanı olmayanlar ikinci kuşak göçmenlerin de bulunması. Bütün bunlar, büyük hem de çok büyük birer sorun tabii ki. Ama aynı sorunlar, minare yasağı girişiminde de yaşanmıştı. İsviçre, Avrupa'nın çok canlı, hareketli bir parçası. Her ne kadar günümüzde en seçkin ya da gurur duyulacak ülkelerinden biri olmasa da.''

''Doğrudan demokrasi anlayışı gözden geçirilmeli''

Sosyal Demokrat Parti, referandumda 'hayır' oyu kullanma çağrısı yaptı ve “evet” diyenlerin sayısının artmasından endişe eden hükümet de bir karşı öneri hazırladı. Ama bunların hiçbiri başarılı olamadı. Gross, sosyal demokratların da, hükümetin de, hatta insiyatif karşıtı medyanın da İsviçre'de ulaşamadığı geniş bir kesim olduğunu belirtiyor ve "Bu durum temelde ters giden bir şeylerin varlığını açıkça ortaya koyuyor ve bu da şu an İsviçre'nin üzerinde kafa yorması gereken en önemli sorun'' diye konuşuyor. Gross, referandumda kabul edilen sonucun yasalara bire bir giremeyeceğinin de altını çiziyor ve İsviçre'nin Anayasa'daki doğrudan demokrasi anlayışının gözden geçirilmesi gerektiğini belirtiyor:

''Bu referandumun da bu tür diğer girişimlerin de hukukî ya da siyasî açıdan en büyük sorunu; hayata geçirilemeyecek şeylerin halk oyuna sunulması ve bu yolla doğrudan demokrasinin zayıflatılması. Biz parlamentoda asla insan haklarını ve Avrupa Hukuku'nu ihlal eden bir yasa çıkartmayacağız. Ve bu nedenle Anayasa'da yazılı maddelerle sonradan yapılanlar arasında nispetsizlik hüküm sürüyor. Sonra birileri kalkıp bize cephe alıyor, insanlar bize karşı manipüle ediliyor, harekete geçiriliyor. İsviçre'nin işte anayasada istismar edilen bu durumu kesinlikle reforme etmesi gerekiyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, insan hakları ve doğrudan demokrasi ilkesi arasındaki çizgi İsviçre'de şu an artık doğru işlemiyor.''

© Deutsche Welle Türkçe
Silvia Engels / Çeviri: Başak Demir

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Önerdiğimiz linkler