1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

İsrailli ve Filistinli kadınlar barış arayışında

İsrail işgali altındaki topraklarda yaşamak zorunda kalan Filistinliler’in hayat şartları giderek ağırlaşıyor. BM İnsan Hakları Komisyonu’nun son raporuna göre Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki 3 milyon Filistinli’nin yüzde 60’dan fazlası, günde iki dolardan daha az bir miktarla geçinmek zorunda.

Filistin ve İsrailli kadınlar Ortadoğu barışı için karşılıklı saldırıların sona ermesi gerektiği görüşünde

Filistin ve İsrailli kadınlar Ortadoğu barışı için karşılıklı saldırıların sona ermesi gerektiği görüşünde

Henriette Wrege

Hareket özgürlüğünün kısıtlanması, İsrail’deki çalışma olanaklarının yitirilmesi ve İsrail birliklerinin sık sık Filistin topraklarına girmesi yüzünden, bölgedeki ekonomi ağır darbe almış durumda. Bir milyondan fazla insan, BM Filistin Mültecileri Yardım Örgütü’nün gıda yardımıyla hayatta kalabiliyor. Öte yandan İsrail halkı sürekli olarak intihar komandosu korkusu ile yaşıyor. Bugüne kadarki bütün barış çabaları ise sonuçsuz kaldı. Siyasi süreçte iki taraftan da kadınların pek bir rol oynamadığı dikkat çekiyor.Biri İsrailli, biri Filistinli iki isim, bu gidişe bir son vermek istiyor.

Filistin’de yoksulluk her geçen gün artıyor. ”Ayşe Arap Kadınlar Forumu” Genel Koordinatörü Sema Aveyda, birçok kişinin artık sadece ekmek ve çay ile beslendiğini belirtiyor. Sözkonusu forumda sekiz Arap ülkesinden kadınlar biraraya gelerek, Arap kadınların haklarını korumayı ve siyasi karar süreçlerine katılmalarını desteklemeyi hedefliyor. Aveyda Ortadoğu’da çıkmaza girildiği görüşünde ve İsrail’in sınıra inşa ettiği duvarın, her türlü ümidi de yıktığını belirtiyor:

"Bizim için bu duvar bir felaket. Batı Şeria’nın kuzeyinde şehirlerin, köylerin ortasından geçiyor, Yani insanlar işe, okula, ailelerine, resmi dairelere veya hastaneye giderken, her seferinde sınırdan geçmek ve kontrol edilmek zorunda kalacak. Bu İsrail hükümetinin Filistinliler’e yapabileceği en kötü şey. Bağımsız bir Filistin devleti kurulsa bile, bu duvar, birbirinden ayrılmış, bölük pörçük birçok ufak devlet, anlamına geliyor. Trajedi giderek büyüyor.”

Kudüs’deki Kadın Çalışmaları Merkezi Genel Müdürlüğü’nü de yürüten Sema Aveyda, İsrailli kadın barış eylemcileri ile yakın işbirliği içinde. Aveyda ile ortak çalışmalar yürüten Naomi Hazan, Kudüs’deki Yahudi Üniversitesi’nde Siyasi Bilimler Fakültesi’nde profesör ve aynı zamanda sol demokrat Meretz Partisi’nin de üyesi. Hazan şöyle konuşuyor:

"İsrailli ve Filistinli kadınlar yıllardır işbirliği içinde. Filistinli ve İsrailli kadın örgütlerini aynı çatı altında toplayan çeşitli kurumlar var.”

Sema Aveyda ve Naomi Hazan, 15 yıldır tanışıyor. İkisi de bu süre içinde kadınların, barış müzakerelerinde ve Ortadoğu’daki anlaşmazlığa çözüm arayışlarında bir rol oynayamadığını itiraf ediyor. BM’nin 2000 Ekim'inde çıkardığı 1325 sayılı karar, kadınların barış müzakerelerine katılmalarını öngörüyor ancak bu karar hayata geçirilebilmiş değil.

Mülteciler sorunu

Ortadoğu’da yeni bir ümit olarak nitelendirilen ”Cenevre Barış İnsiyatifi”nin başarıya ulaşması için son haftalarda yoğun bir çaba sergileniyor. İsviçre’de yürütülen görüşmelere gözlemci olarak Norveç, AB ve Japonya’dan diplomatlar da katılıyor. İnsiyatife önayak olan isimler ise, eski İsrail Adalet Bakanı ossi Beilin ve eski Filistin Enformasyon Bakanı Yaser Abed Rabbo. Naomi Hazan, ”Cenevre Barış İnsiyatifi”nin, alternatifi olmadığını savunuyor:

"Kadınlar, Oslo’da belirlenen ve Yol Haritası ile devam eden çizgide ilerliyor. İnsiyatif, iki bağımsız devletin 1967 sınırları içinde varolmasını, Kudüs’ün iki devletin de başkenti olmasını, Yahudi yerleşim birimlerinin geri çekilmesini, her iki taraf için de güvenlik önlemleri alınmasını ve mülteci sorununun çözülmesini öngörüyor."

Mültecilerin geri dönme hakkını içermeyen ”Cenevre Barış İnsiyatifi”, daha önceki barış çabalarından farklı bir karakterde: Bu insiyatifin ardında gerçekten ağır şartlar altında ezilen insanlar bulunuyor. İnsiyatifi geniş bir kamuoyuna tanıtmak için kasım ayı ortasında İsrail’de ülke çapında bir kampanya başlatıldı. Hazırlanan metnin iki milyon nüshası, İsrail’de evlere dağıtıldı ve gazetelerde basıldı. Arapça ve Rusça nüshalar da hazırlanıyor. 1 Aralık tarihinde ise sembolik bir imza töreni düzenlenecek.