1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

İsrail'in duvar hesapları

İsrail hükümeti, Doğu Kudüs’teki Filistin bölgesini ikiye ayıracak güvenlik duvarına, Pazar günü aldığı bir kararla onay verdi. Duvarın önümüzdeki aylarda tamamlanması kararlaştırıldı. İsrail’de bulunan AB Komisyonu’nun Dış İlişkilerden Sorumlu Üyesi Javier Solana, burada yaptığı görüşmelerde güvenlik duvarını da gündeme getirdi ve eleştirilerini sıraladı. DW’den Peter Philipp’in yorumu:

“Aslında Avrupa Birliği’nin Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana İsrailli yetkilileri kızdıracak yeni birşey söylemedi: Solana, Doğu Kudüs’te güvenlik duvarının yapımına hükümet kararıyla resmen başlanacak olmasının Avrupa Birliği açısından yasadışı bir uygulama olduğunu, bunun, binlerce Filistinlinin insani sorunlarla yüz yüze gelmesine neden olacağını vurguladı.

İsrail hükümeti güvenlik duvarının Kudüs’teki yapımına devam edilmesini kararlaştırmış, söz konusu etabın yıl sonuna kadar tamamlanmasını hedef olarak belirlemişti. İsrail’in duvarı, başta Doğu Kudüs’te bulunan 50 bin dolayında Filistinli olmak üzere, Filistinliler’in geniş kesimlerini etkileyecek, İslam dini tarafından kutsal kabul edilen mekanlara erişimini zorlaştıracak. Bakanlar Kurulu’nun Kudüs’ten sorumlu üyesi Haim Ramon da bu gerçeğin bilincinde. Ancak Ramon, duvarın, Kudüs’ün daha da Yahudileşmesini ve Yahudi devletinin başkentine yakışır bir konuma gelmesini sağlayacağını açıklamakta engel görmüyor.

Lahey Uluslararası Adalet Divanı güvenlik duvarını ele almış, yaklaşık 1 yıl önce verdiği kararında duvarın inşasının uluslararası hukuka aykırı olduğuna hükmetmişti. Kuşkusuz, burada tartışmaya açılan İsrail’in güvenlik hakkı değildir. Ancak İsrail, bir duvar vasıtasıyla güvenliğini sağlayabileceğine karar vermişse, duvarın inşaasını da kendi topraklarında yapmalıdır.

İsrail, uluslararası toplumdan yöneltilen her eleştiriye yaptığı gibi, Adalet Divanı’nın kararını da hiçbir şekilde dikkate almadı. İsrail’de resmi çevreler, şimdiye kadar güvenlik gerekçesini ön plana çıkarıyordu. Ancak Şaron hükümetinin belli bir siyasi hedef güttüğü yavaş yavaş idrak edilmeye başlandı. Gazze Şeridi’nden Ağustos ayında çekilmeye hazırlanan İsrail, Batı Şeria’da gelecekte kurulacak bağımsız Filistin devletini boğmaya çalışıyor. Önceleri yalnızca Filistinli siyasetçilerin iddiaları olarak gündeme gelen bu girişim, artık İsrailli siyasetçiler de resmen ifade etmekten kaçınmıyor.

İsrailli yetkililerin açıklamaları, İsrail’in siyasi hedefleri uğruna uluslararası hukuku ihlal ettiğini açıkça ortaya koyuyor. ABD Başkanı George Bush, şu ana kadar Şaron’a bu konuda desteğini esirgemedi. Ancak bağımsız Filistin devletinin kuruluşundan yana olduğunu açıklayan da yine Bush’tu. Bush verdiği sözü hatırlayıp Şaron hükümetinin Filistinin egemenlik alanını daraltmasına son vermesini sağlamalıdır. Avrupalılar da daha fazla çaba harcamalıdır. Bu açıdan bakıldığında Kudüs’te temaslarına devam eden Solana’nın uyarıları yerinde, ancak bu aşamada bir ilk adımı meydana getirmektedir.“

  • Tarih 12.07.2005
  • Hazırlayan Peter Phillip / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZvM
  • Tarih 12.07.2005
  • Hazırlayan Peter Phillip / DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AZvM