1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

İspanya geçmişiyle hesaplaşıyor

Toplumlar için karanlık bir geçmişle yüzleşmek hiç kolay değil. İspanya da aradan geçen 70 yılın ardından kanlı iç savaşın yaralarını sarmaya çalışıyor. Deutsche Welle’den Luna Bolivar’ın haberi…

8 Şubat 1937, Madrid. İki küçük kız, bombardımandan korunmaya çalışıyor

8 Şubat 1937, Madrid. İki küçük kız, bombardımandan korunmaya çalışıyor

“Bugün, kızıl ordunun tutsak konumda olması ve silahsızlandırılmasıyla, ulusal birlikler son askeri hedeflerine ulaşmıştır. Savaş bitmiştir. Burgos, 1 Nisan 1939, zafer yılı.”


15 Haziran 1937, Bilbao. Siviller bir bombardımandan kaçmaya çalışıyor

15 Haziran 1937, Bilbao. Siviller bir bombardımandan kaçmaya çalışıyor

Galiplerle mağlupların ülkesi

Kendini “Generalissimo” yani “generallerin generali” ilan eden Francisco Franco, yetmiş yıl önce İspanya iç savaşının son perdesine imza attı. Yeni rejimin tarih anlatımında sadece, “Tanrı ve vatan uğruna ölen” faşistlerden söz edildi.

1 Nisan 1939 tarihinde İspanya, galiplerle mağlupların ülkesine dönüştü. Uçurum bugüne kadar kapatılamadı. Ancak İspanyollar, temkinli de olsa, geçmişleriyle yüzleşme yolunda adım adım ilerliyor. Valladolid'deki Tarihi Anma Derneği Başkanı Silvino Martin, geçmişle nasıl yüzleştiklerini şöyle anlatıyor:

“Diktatörlük 40 yıl sürdü ve galipler bu 40 yıl boyunca tarihe ve insana saygı duymadı. Sonra demokrasiye geçiş sürecinde siyasi partiler demokratikleşmeyi tehlikeye atmamak adına, yaşananlar hakkında konuşmamakta uzlaştılar. Bunu hem sağ hem de sol partiler yaptı.

Spanien Bürgerkrieg Kinder sitzen vor zerstörtes Haus in Madrid

Ancak gayet tabi ki zamanla yeni nesiller geldi. Torunları, ‘bir sayfayı çevirebilmek için önce onu okumak gerekir’ diyorlar.”


Güç ilişkilerin aynası

Duisburg-Essen Üniversitesi Kalkınma ve Barış Enstitüsü’nün yanı sıra, Leibniz Küresel ve Bölgesel Çalışmalar Enstitüsü’nde çalışmış olan Sabine Kurtenbach, İspanyolların tarihle yüzleşmelerini şu sözlerle değerlendiriyor: “Yüzleşme süreci hep güç ilişkilerinin aynası olmuştur. Kanımca İspanya’da bunun çok zaman alması tesadüf değil. Galip tarafın uzun süre tek başına söz hakkına sahip olması, mağdurların seslerini duyurmalarına fırsat vermedi. Böyle bir durumda, herhangi bir kişinin konuyu gündeme getirmesi mümkün değil. Bugün tartışılan konuların konuşulması, o dönem için düşünülemez bir durumdu.”

Birçok savaşı gözlemleyen ve barış süreçlerine danışmanlık yapan Sabine Kurtenbach, şiddetin toplumda bıraktığı izleri yakından tanıyor: “Savaş çetrefil bir sosyal sistemdir. Savaş sırasında yaşananlar sadece bireyleri değil toplumun büyük bir kesimini doğrudan etkiler.

Barcelona, 1936. Katalonya Komünist Gençlik Birliği üyesi Marina Ginestà silahıyla poz veriyor

Barcelona, 1936. Katalonya Komünist Gençlik Birliği üyesi Marina Ginestà silahıyla poz veriyor

Çünkü savaşlar toplumun yapısında değişime yol açabiliyor. Göçleri ve sürgünleri düşünün… Bunların uzun dönemli etkileri oluyor. Bu konularla ilgili akılcı yüzleşme süreci gerekli. Zamanla silinecek izler değil bunlar.“


Yaralar kapanıyor

İspanya’nın yüzleşme için bir hayli zamanı oldu. Ancak sadece Jose Luis Rodriguez Zapatero liderliğindeki hükümet iki yıl önce, “Tarihi Anma” yasa tasarısını kabul etti. Yasa, her kesimden eleştirilere rağmen bazı şeyleri harekete geçirebildi. İç savaş ve sonrasında öldürülenlerin aileleri yakınlarını defnedebilmesi için toplu mezarlar açılmaya başladı. Ayrıca son yıllarda İç Savaş dönemi İspanya’da yoğun merak uyandırıyor. Silvino Martin, bu süreçte bazı insanların iddia ettiği gibi eski yaraların açılmadığına vurgu yaparken aksine yaraların bu yolla kapandığına dikkat çekiyor. Sabine Kurtenbach ise özellikle gençlerin, ailelerinden dinledikleri anılardan daha fazlasını öğrenmek istediklerini söylüyor.

“Şu anda yüzleşme yaşandığı için diğerlerinin de acı çektiğini ya da şiddetin her iki tarafta da acıya yol açtığını kabul etmek kolaylaşıyor. Toplumların farklı kesimlerinin bu şiddet olayları hakkında birbirleriyle konuşmamaları, olayların nesilden nesile daha katı bir şekilde nakledilmesi tehlikesini doğuruyor. Bu kısır döngü ancak diyalogla durdurulabiliyor. Bu konunun tartışılmayıp tabulaştırıldığı bir toplumda böyle bir sürecin başlaması beklenemez."

Luna Bolivar / Değer Akal

Sorumlu Editör: Ahmet Günaltay

Önerdiğimiz linkler