1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

İslamiyet'te reform tartışması

27 Şubat 2015

Müslümanlar, radikal örgütler yüzünden İslam dininin şiddetle anılmasından rahatsız. Bu nedenle Müslümanlar arasında reform tartışmaları başladı. Alman İslam bilimci Jörn Thielmann, bu tartışmayı DW'ye değerlendirdi.

https://p.dw.com/p/1Eism
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/D. Karmann

Mısırlı İslam bilimci Ahmed Muhammed El Tayyip, geçen günlerde İslam’ın köklü bir reformdan geçirilmesi çağrısında bulundu. Mısır’ın başkenti Kahire'deki El Ezher Üniversitesi'nin rektörü de olan El Tayyip, din ile terörizm bağlantısı üzerine Suudi Arabistan'da düzenlenen bir konferansta, Kuran-ı Kerim'in tarih boyunca yanlış yorumlanmasından dolayı İslam’ın bugünkü hoşgörüsüz çizgiye kaydığını ifade etti.

Suudi Arabistan’ın yeni kralı Selman bin Abdülaziz de cihatçı terörizmin tüm Müslümanlar ve bütün dünya için bir tehlike olduğunu belirterek, radikal ideolojilerden kaynaklanan bu düşüncenin bir felaket olduğunu dile getirdi. Peki, cihatçı terörizmin kökü nereye dayanıyor? İslam dininde yapılacak olası bir reform ne denli etkili olur? Erlangen-Nürnberg Friedrich Alexander Üniversitesi'nden İslam bilimci Jörn Thielmann, ‘reform' kelimesinin pek çok Müslüman için sorunlu bir kavram olduğunu vurguluyor.

Thielmann şu değerlendirmeyi yapıyor: “'Reform' kavramı sadece radikal Selefiler için değil, çok sayıda Müslüman için de olumlu şeyler çağrıştırmıyor. Bunun, seküler rejimlerin rüşvet ve yolsuzluğa çokça bulaşması ile ilgisi var. Halk arasında İslam’ın bu kişileri uzak tutacağı görüşü hakim. Ancak reform yapılacak olursa bu, bir dinin bozulmasına da neden olabilir. Müslümanların çoğu böyle bir şeye engel olmak istiyor. Ayrıca bugüne dek yaşanan suistimaller endişe yaratıyor. Aralarında El Ezher Üniversitesi'nin de bulunduğu kurumların temsilcileri, toplumun önemli bir kesimi tarafından devletin maşası olarak algılanıyor.”

"Tüm Müslümanlar kafa yormalı"

Jörn Thielmann'a göre cihat fikrini ilke edinen terör gruplarının bu kadar başarılı olmalarının sebebini anlamak için Müslümanların devlet-siyaset ve kamu alanı-özel hayat ilişkilerine bakışlarını irdelemek gerekiyor. Burada en büyük sorunun, bazı grupların kendi dünya görüşlerini zorla ve şiddet kullanarak toplumun tamamına kabul ettirmek istemesi olduğunu ifade eden Thielmann, bu sorunlara sadece İslam alimlerinin değil, tüm Müslümanların kafa yorması gerektiğini savunuyor. İslam bilimci Thielmann, İslam'ın reformdan geçirilebilmesi için çok uzun zamana ihtiyaç duyulduğunu belirterek buna rağmen bu adımın atılmasının gerekliliğini şu sözlerle ifade ediyor:

“Ortadoğu'daki pek çok aktör, geçen onlarca yıl boyunca ne denli tehlikeli bir İslam anlayışını hakim kıldıklarını şimdi anlıyor. Artık bu anlayışı kontrol de edemiyorlar. Daha da tehlikeli olan, kendileri bu anlayışın hedefi haline gelmeye başladılar. IŞİD ve El Kaide buz dağının görünen ucu sadece. Daha uzun süre var olacak bir şiddet dalgasının görünen temsilcileri bunlar.”

İslam’ın özünde şiddeti barındırmadığını ve bunun yüz yıllardır Müslüman ülkelerde çok sayıda azınlık yaşamasından anlaşılabileceğini belirten Thielmann, sorunun Kuran-ı Kerim'in yorumlanmasında yattığını ve dileyen herkesin ayetleri kendi çıkarına göre yorumlayabildiğini ifade ediyor. Jörn Thielmann'a göre bu anlayışın en büyük kurbanı da yine Müslümanların kendisi.

© Deutsche Welle Türkçe

Kersten Knipp