1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Irkçılıkla Mücadele Konferansı’na boykot tehdidi

Avrupa Birliği, BM Irkçılıkla Mücadele Konferansı’nın sonuç bildirgesi taslağında yer alan İsrail'e karşı ifadeler nedeniyle boykot etme tehditinde bulundu. Bu nedenle şimdi taslakta değişiklikler yapılıyor.

default

BM, 2001 yılında da Durban kentinde Irkçılıkla, Ayrımcılık ve Yabancı Düşmanlığı ile Mücadele Konferansı düzenlemişti

Birleşmiş Milletler tarafından 2001 yılında Güney Afrika’nın Durban kentinde düzenlenen ”Irkçılık, Ayrımcılık, Yabancı Düşmanlığı ile Mücadele ve Hoşgörü Konferansı” tartışmalara yol açmıştı. Sonuç bildirisine antisemitik ve ırkçı ifadelerin yazılmak istenmesi üzerine Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail konferansı terk etmişti.

Tartışmalara sahne olmasına rağmen konferansta her türlü ırkçı ideolojinin reddilmesi konusunda önemli bir aşama kaydedildi. Yerli halkların, Afrika kökenlilerin, Romanların ve mülteci ile göçmenlerin hakları Birleşmiş Milletler insan hakları programına alındı. Bir eylem planının hayata geçirilerek, sonuç bildirisinde yer alan önerilerin ulusal düzeyde uygulanması öngörülüyordu.

Cenevre'de gözden geçirme konferansı

20 - 24 Nisan tarihlerinde Cenevre’de düzenlenecek olan konferansta, Durban’da yapılan toplantıda alınan kararlar gözden geçirilecek, ırkçılıkla mücadele konusunda ülkelerin geldiği durum ele alınacak. Buna rağmen konferans başlamadan tartışmalara yol açıyor. Kanada ve İsrail, konferansa katılmayacağını duyuran ilk ülkeler oldu. Sonuç bildirgesi taslağında tek yanlı olarak İsrail’i suçlayan ifadelerin yer alması eleştiriliyor. Avrupa Birliği de bu nedenle konferanstan çekilme tehdidinde bulundu.

Alman İnsan Hakları Enstitüsü Yöneticisi Heiner Bielefeldt, bu eleştiriyi haklı buldu. Bielefeldt, "Hazırlanan belgede yer alan ifadelerin; İsrail’e yönelik tek yanlı, arkasında haklı olarak siyonizm karşıtı ve gizli antisemitik bir tutumun var olduğu tahmin edilebilen saldırıların sonuç bildirisine konması kabul edilemez" dedi. İnsan Hakları Enstitüsü Yöneticisi Bielefelt, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin oturumlarında da İsrail’e yönelik tek yanlı bir tutumun izlendiğinin görüldüğünü kaydetti.

"Irkçılıkla mücadele önemli"

Bielefeldt, ayrıca birçok ülkenin ırkçılıkla mücadele konusunda harekete geçmediğini belirtti. "Eğer 100 ülke ulusal eylem planını hayata geçirdi diyebilseydik çok güzel olurdu, o zaman bu planları gerçekten inceleyebilir, gözden geçirebilir, geriye dönük bir değerlendirme yapabilirdik" diyen Bielefeldt, gerçekte ise çok az sayıda ülkenin ulusal eylem planını hayata geçirdiğini belirtiyor.

Sonuç bildirgesi taslağında ise ırkçılıkla mücadelenin farklı boyutları ele alınıyor. Bielefeldt, Birleşmiş Milletler insan hakları programının ağırlığını ırkçılıkla mücadelenin oluşturduğuna dikkati çekti. İnsanların hala tenlerinin rengi nedeniyle ayrımcılığa uğradığını, köleliğin yeni ve eski şekliyle hala devam ettiğini belirten Bielefeldt, İsrail’e yönelik tutumun dışında da çözüm bekleyen sorunlar olduğunu dile getirdi.

Buna rağmen Cenevre’de düzenlenecek konferansa katılımın yeterli düzeyde olmamasından kaygı duyuluyor. Amerika Birleşik Devletleri de sonuç bildirisindeki ifadelerin değiştirilmemesi durumunda, konferansa katılmayacağını duyurdu.

"Boykot yanlış olurdu"

Bielefeldt, boykot etmenin yanlış olacağını belirterek, "Ben bunu konferansı kesinlikle boykot etmek olarak değerlendirmiyorum. Ama bu kuşkusuz çok açık bir uyarıdır. Avrupa Birliği henüz tek ses değil, İtalya konferanstan geri çekilirken, diğer ülkeler bu kadar açık bir şekilde tavırlarını ortaya koymadı. Ama bence Avrupa Birliği’nin daha hazırlık aşamasında bu konferansı boykot etmesi çok büyük bir hata olurdu" dedi.