1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Irkçılığa karşı ortak mesaj

Aşırı sağcıların Müslüman ve Yahudilere gönderdiği tehdit mektubu karşısında kiliseler dayanışma gösterdi. Mektup, aşırı sağcılıkla mücadelenin ve güvenlik birimleri ile ilişkilerin tartışılmasına vesile oldu.

--- DW-Grafik: Peter Steinmetz 2010_07_27-Religionen-in-Deutschland

Şubat ayının başında Berlin’de Diyanet İşleri Türk İslam Birliği DİTİB'e bağlı camilere ve Berlin Yahudi Cemaati’ne aşırı sağcılar tarafından tehdit mektupları gönderildi. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne bağlı camiler ve Yahudi Cemaati’ne geçmişte de tehdit mektupları gönderilmişti. Ancak bu kez tehdit mektuplarının, 2000-2007 yılları arasında aralarında sekiz Türk’ün de bulunduğu 10 kişinin Neonaziler tarafından öldürüldüğünün ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra gönderilmesi, kamuoyunun dikkatini çekti. Reich Hareketi (Reichsbewegung) adlı aşırı sağcı bir grup tarafından yazılan mektupta, Müslüman ve Yahudilerin ağustos ayına kadar Almanya’yı terk etmesi isteniyordu. Farklı dinleri çatısı altında toplayan Din ve Toplum Buluşma Noktası adlı girişim tarafından pazartesi akşamı Berlin'de düzenlenen panelde, dinî cemaatlerin aşırı sağcılığa karşı tutumu ve güvenlik birimleri ile olan ilişkileri tartışıldı.

Kamuoyuna açıklanmalı mı?

Thema Zwickauer Terrorzelle rechtsextremistischer Terror in Deutschland

2000-2007 yılları arasında aralarında sekiz Türk’ün de bulunduğu 10 kişinin Neonaziler tarafından öldürüldüğünün ortaya çıkmasından sonra gönderilen tehdit mektupları endişe yarattı

Berlin Yahudi Cemaati Basın Sözcüsü Maya Zehden, bu mektubu Yahudilere ve Müslümanlara değil, Almanlara yönelik bir tehdit olarak algıladıklarını, çünkü kendilerini Alman olarak gördüklerini ifade etti. Zehden, ayrıca "böyle bir tehdit mektubunun kamuoyu ile paylaşılması gerekir mi?" sorusunu yöneltti. Berlin Yahudi Cemaati içinde bu mektubun kamuoyu ile paylaşılmasına ilişkin bir tartışma yaşandığına dikkati çeken Zehden şunları söyledi: “Böyle bir mektubun kamuoyundaki (tartışmaların) merkezinde yer almasıyla, dikkati bu grubun üzerine çekerek, onları aslında memnun etmiş olmuyor muyuz? Sözü geçen hareketin farklı aşırı sağcı grupları barındırıyor olması, kanımca beni onaylıyor: Bu mektubu kamuoyuna açıklamamalıydık.”

Hrıstiyanlardan dayanışma

Bu mektubun ardından siyasetçilerin yanı sıra kiliseler de, Yahudi ve Müslümanlarla dayanışma içinde olduklarını duyurdu. Neukölln Protestan Kiliseler Birliği, yine aynı semtte bulunan Şehitlik Camii’ne bir mektup göndererek, bu tehditin aynı zamanda din özgürlüğü ile insanların özgürlüğü ve güvenliğine yönelik olduğunu ifade etti. Mektubu kaleme alanlardan biri olan Papaz Elisabeth Kruse, eğer aşırı sağcıların gönderdiği tehdit mektubu kamuoyuna duyurulmamış olsa, haberinin olmayacağını, daha önce de tehdit mektupları gönderildiğini bilmediğini söyledi.

Katolik Kilisesi Berlin Başpiskoposluk Konseyi Başkanı Wolfgang Klose ise şunları söyledi. "Kanımca burada söz konusu olan sadece bir tehdit mektubu ve (aşırı sağcı) bir grup değil, olaya genel olarak bakmak gerekiyor, bu korku dolu bir atmosfer olarak tanımlanabilir. Bu korku atmosferine, duyulan bu endişelere, yayılan kuşkuya karşı durmamız gerekiyor."

"Emniyet birimlerine güven sarsıldı"

Minarette und Moscheen in Deutschland und Europa, Tag der offenen Moschee Berlin

Aşırı sağcılıkla mücadele, dinî cemaatlerin faaliyetleri arasında yer almıyor. Farklı dinler arasında diyalog kurulmasını hedefleyen Din ve Toplum Buluşma Noktası adlı girişim, bu tür tehditler karşısında karşılıklı dayanışmanın artırılmasını hedefliyor. Şehitlik Camii’ne geçen yıl dört kez kundaklama girişiminde bulunulduğunu hatırlatan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği Berlin Teşkilatı Genel Sekreteri Pınar Çetin, buna rağmen Müslümanların korku içinde olmadığını vurguladı. Siyasetçilerin ve kiliselerin gösterdiği dayanışmadan memnun olduklarını belirten Çetin, emniyet birimlerine olan güvenin ise sarsıldığını söyledi. Çetin, bu mektup gönderilmeden önce, Neonazi cinayetlerin ortaya çıkmasının ardından güvenin zedelendiğini belirtti. Çetin, bunun nedenini şu sözlerle açıkladı: "Biz Alman Müslümanlarız, burada doğduk, bu toplumun bir parçasıyız. Bu nedenle, birinci kuşak gibi Almanya’ya minnet duyguları ile bakmıyoruz. Güvenlik kurumlarının, bana herkes gibi davranması benim için çok doğal bir durum, farklı bir muamele görme ihtiyacı da duymuyorum. Benim kuşağımdaki bir çok insan benim gibi düşünüyor. Bu nedenle de bizim emniyet birimlerine olan güvenimiz sarsıldı.”

Emniyet de ders çıkardı

Berlin Emniyet Müdürlüğünü vekâleten yürüten Margarete Koppers de, güvenlik birimlerine duyulan güvensizliğin arttığını kabul etti. Koppers, Nasyonal Sosyalist Yeraltı adlı örgütün işlediği cinayatlerin ardından, polisin düşünce sistemini değiştirmesi gerektiğini söyledi: “Suç işleyen aşırı sağcıların davranış şekillerine ilişkin belirli bir tasavvurumuz vardı. Gelecekte bu tür kalıplaşmış düşüncelerden uzaklaşmamız gerekiyor. Daha açık olmamız, onlar gibi düşünebilmemiz şart. Tehlikeyi önceden tahmin edebilmek için bunları yapmamız gerekiyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Jülide Danışman / Berlin

Editör: Murat Çelikkafa

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN