1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

İran İslam Cumhuriyeti 25 yaşında

Ayetullah Humeyni, 1 Şubat 1979 tarihinde 15 yıllık sürgün hayatının ardından ülkesi İran'a geri döndü. ABD'nin desteklediği Şah devrildi, "İslam Cumhuriyeti" kuruldu. Şah'ın baskısına karşı yapılan devrim, şimdi kendi muhaliflerine baskı uyguluyor, onları seçim sandığından uzak tutuyor...

Humeyni, Şah'ı devirerek İran'da yeni bir dönemi başlattı

Humeyni, Şah'ı devirerek İran'da yeni bir dönemi başlattı

Tahran sokaklarına dökülen milyonlar, "Humeyni, biz senin askerleriniz!” diye sloganlar atıyordu. Bir yıl kadar süren gösterilerin ardından ise bardak taşıyordu.

Şah Rıza Pehlevi tahtından indiriliyor ve hanedan tarihe karışıyordu. Mollalar iktidarı ele geçiriyor ve İran İslam Cumhuriyeti’ni kuruyorlardı. Sürgünden dönen İran Devrimi’nin başı ve ülkenin dini lideri Ayetullah Humeyni ise, Tahran’da milyonların tezahüratı ile karşılanıyordu.

İslami değil, siyasi devrim

Humeyni daha sonra tersini iddia etse de, 70’li yılların sonunda İran’da bir islami değil siyasi devrim yaşandı. Şah’ın halk arasında hoşnutsuzluğa yolaçan hükmetme şekli, yolsuzluk ve kayırma ile servetine servet katan, zengin sınıf, güvenlik güçlerinin yıllardır süren baskısı ve sadece ekonomide değil, politikada da her alana hakim batı nüfuzu, ülkeyi yönetenler ile halkın giderek birbirine yabancılaşmasına neden olmuştu.

Camiler direniş odağı

Şah’a ve ABD’ye sürekli bedel ödemek zorunda kalan sokaktaki vatandaşın öfkesi, siyasi eyleme dönüştü. Şah döneminde bu direnişin örgütlenebileceği tek mekan ise camilerdi. Böylelikle mollalar da devrimin bir parçası oldular. Başlangıçta köktendinciliğin pek esamesi okunmuyordu. Köktendincilik asıl, devrim başarıya ulaşınca ve yeni bir toplum düzeni arayışına gidilince kendini gösterdi.

Humeyni'nin sözleri ve özbilinç

Ayetullah Humeyni’nin vaazleri, işte bu boşluğu doldurdu. Humeyni’nin sözleri, yıllardır dikta rejiminde ezilen halkın yaralarına merhem gibi geldi. Sömürgeci güç olarak görülen batıyı reddeden Humeyni, İran’ı kendi dinine, gelenek ve göreneklerine geri dönmeye çağırıyor ve böylece kendine özgü ve yeni bir özbilincin oluşmasına temel hazırlıyordu.

Humeyni, bu hedeflere ulaşmanın, iç ve dış düşmanları safdışı etmenin tek yolunun İslami Cihat olduğunu söylüyordu.

Muhalefet saf dışı

Devrim lideri ile aynı çizgide olmayan bütün örgüt ve gruplar, çok hızlı bir şekilde safdışı edildi. Komünist Tudeh Partisi, ve devrimin başarıya ulaşmasında önemli pay sahibi olan marksist oluşumlar, daha mağluplar safına itildiklerini anlayamadan Devrim Muhafızları tarafından dağıtıldı.

İnfaz komandoları

Humeyni, Şah rejimini aratmayan ve tüm kararların Tahran’da alındığı merkezci bir yönetim anlayışıyla, ülkedeki tüm etnik grupları kontrolü altına aldı. Tüm İran’a yayılmış infaz komandoları ile de, Şah rejiminin yasını tutan ya da ülkeye demokrasi gelmesini umanların hesabı kısa bir sürede görüldü.

İktidar kavgası

Bu kanlı dönemde, devrim sonrası iktidar kavgası daha henüz başlıyordu. Radikal İslamcı cephe ile ekonomik çıkarlar da gözetilerek Batı’ya yeniden yakınlaşılmasından yana olan ılımlılar arasındaki çekişme, günümüzde de halen bitmiş değil.

  • Tarih 02.02.2004
  • Hazırlayan Ulrich Encke
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AbPp
  • Tarih 02.02.2004
  • Hazırlayan Ulrich Encke
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AbPp

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN