1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

İnternet tatil alışkanlıklarımızı değiştirdi

Gençler artan oranda daha ucuz konaklama imkânlarından yararlanmak için interneti kullanıyor. İnternet üzerinden sağlanan konaklama imkânları, gezginlerin sosyal hayatlarını da renklendiriyor.

default

Son zamanlarda sık sık gündeme gelen organizasyonlardan bazıları “koltuk gezgini” olarak adlandırılabilecek “Couchsurfing“ projesi ile “misafirperverlik kulübü” anlamına gelen “Hospitality Club”. Bu sitelere üye olanlar bir yandan ücretsiz konaklama sunuyor diğer yandan da bu imkândan yararlanma fırsatı yakalıyor. 2000 yılında kurulan “Hospitality Club”, 2009 yılının başında, 207 ülkeden 448 bin üyeye sahip oldu.

Chee Keong adlı öğrenci, Almanya, İngiltere, Letonya, Estonya, İsviçre, Avusturya, Fransa, Hollanda'ya gittiğini söylüyor.

www.couchsurfing.com

Couch surfing üyelerine dünyanın bir çok ülkesinde ücretsiz konaklama imkanı sunuyor.

Chee Keong, seyahat etmeyi çok sevmekle birlikte neredeyse hiç otellerde konaklamıyor. Şüphesiz ki bir nedeni daha az para harcamak. Çünkü Malezyalı bir öğrenci için Avrupa'daki konaklama fiyatları çok yüksek. Fakat Chee Keong için başka bir şeyin daha çok önemi var ve bunu sadece “Hospitality Club’da” buluyor. Chee Keong, “Yerli halkı ve o bölgeye özgü hayat tarzını tanıyabiliyorum. Bu çok farklı bir şey, ben normal bir turist değilim. Bir misafirim” diyor.

Yaşadığı ülkeyi öğreniyor


Chee Keong, bir yıldır Flensburg kentinde uluslararası bir programda mastır yapıyor. Ancak bu kentte Alman arkadaş edinmesi hiç de kolay değil. Oysaki o, Almanya’nın kuzeyinde yaşayan Hospitality Club üyesi Kristiane Plath’in evinde konaklayarak, Almanya’yı Almanya kılan özellikleri keşfetmek istiyor.

Plath, 51 yaşında, sarışın, güler yüzlü ve iki çocuk sahibi biri. Ayrıca çok da misafirperver… Chee Keong bu hafta sonu ikinci kez Plath'i ziyaret etmek için Neumünster'e gidiyor. Bu defa yalnız değil. Yanında Endonezyalı arkadaşı Tania’yı da götürüyor. Kristiane Plath ve eşi Rainer akşam saatlerinde misafirlerini tren istasyonundan alıyorlar.

Plath ailesinin evine gitmek üzere yola çıkıyorlar. Eve vardıklarında Kristiane Plath, önce konuklarına odaları gezdiriyor. Kuzey denizine 30 kilometre uzaklıktaki evde her iki konuğun da kendine ait odaları var. Yataklar daha yeni yapılmış. Konukları için yemek pişiren Kristiane Plath onları masaya davet ediyor. Menüde, kremalı domates çorbası, pilav ve sebzeli kek var.


Farklı kültürleri tanıma fırsatı


İçecek olarak limonata veya şarap ya da bira ikram ediliyor. Yani masada herkes için bir şeyler var. Kısa bir süre sonra koyu bir muhabbete koyuluyorlar. Kristiane Plath ve eşi, Malezya ve Endonezya hakkında çok şey öğrenmek istiyor. Almanya'daki hayatla konuklarının ülkelerindeki farklılıkları merak ediyorlar. Bunun üzerine Tania, Endonezya'daki yemek alışkanlıkları ve trafikten bahsediyor:

“Akşam yemeğini masada yemiyoruz. Biz aslında herhangi bir yerde yiyebiliriz. Burada trafik ışıklarında yeşil yanana kadar beklemeniz gerekiyor. Endonezya'da ise trafik ışıkları kırmızı ya da sarı olsun hiç fark etmez, orada her zaman geçebilirsin.”

Kristiane Plath, bugüne kadar beş kıtadan 40 misafir ağırlamış. Misafirlerini deniz kıyısına, Kiel kentine ve Danimarka’ya götürüyor. Dünyanın her tarafından gelen insanlara ev sahipliği yapmak onun en büyük tutkusu. Kristiane Plath, “Ben farklı insanları tanımayı, çok ilginç ve heyecan verici buluyorum. Her defasında yeni bir şeyler öğreniyorum. Bu, oldukça heyecan verici” diye konuşuyor.

Uçak korkusu tek engeli

Aslında istese kendisi de kolaylıkla bir dünya turuna çıkabilir. Çok sayıda davet alıyor ve yeterince konaklama imkânı var. Ağırladığı herkes onu misafir etmek istiyor. Fakat Plath’ın küçük bir sorunu var. Plath, “Uçmaktan korkuyorum. Kısa mesafe hadi neyse de uzun yolculuklar... Hayır, kesinlikle!” diyor.

Peki, hiç para almadan misafir ağırlamak ve buna karşın hiç seyahat etmemek biraz tek taraflı olmuyor mu? Kristiane Plath bunu neden yapıyor? İşte cevabı:

“Çünkü başka ülkeler ve insanlar ilgimi çekiyor ve kendim gidemediğim için dünyayı evime getiriyorum. Misafirlerim bana bir iyilik yapıyorlar.”

Alina Fichter / Başak Sezen

Sorumlu Editör: Murat Çelikkafa

Önerdiğimiz linkler