1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

İlk seyahatin yaşamımızdaki önemi

„Tebdil i mekanda ferahlık vardır“. Türkçe’nin bu ünlü atasözüne en çok uyulan ülke Almanya. Tatil yapmada dünya şampiyonu olan Almanlar, izin dönemlerinde seyahat etmeden bir yıl geçirmeyi tahayyül bile edemiyorlar. Seyahatin onlar için nasıl bir anlamı var? Yaptıkları ilk seyahati hatırlıyorlar mı? Ve bu ilk seyahat onları nasıl etkilemiş? DW’den Monika Hoegen bu sorulara yanıt aradı.

İnsanlar en çok doğayla başbaşa kaldıkları seyahatleri unutamıyor.

İnsanlar en çok doğayla başbaşa kaldıkları seyahatleri unutamıyor.

“İnsan beyninin işleyişini araştıran Amerikalı uzmanlar, mekan değişikliğinin beyin faaliyetini arttırdığını, huzur duygusu verdiğini, ve aynı zamanda aktif ve hedeflere yönelik bir yaşam sürdürmeyi sağladığını keşfettiler.”

Dağlarda yürüyüş

Bu cümle, ünlü yazar ve gezgin Bruce Chatwin’in 1970 yılında yayımlanan “Göçmenlik seçeneği” adlı kitabından bir alıntı. Yedi yaşındaki küçük Jakob, bu cümlenin anlamını henüz kavrayamaz. Ama geçenlerde ilk seyahatini yapan ve Fransa’da küçük tatil yöresi Bardou’ya giden Jakob, kuşkusuz bu deneyimini hiçbir zaman unutmayacak. Jakob şöyle konuşuyor:

“Dağlarda yürüyüşe çıktık. Ama annem el fenerini yanına almayı unuttuğundan ve dağlarda elektrik bulunmadığından, zifiri karanlıkta kaldık. Gördüğümüz tek ışık uzaklarda bir evin lambalarıydı. En güzeli, ayaklarımızın altından akıp giden küçük dereydi. Bir sürü kaz vardı derede, neyse ki bizi uyandırmadılar.”

Fransa’da birçok şey Almanya’dan farklıydı tabii, ve bu da Jakob için güzel bir değişiklikti:

“Dağlarda elektrik yoktu, ayrıca en önemli sözcüklerin Fransızcasını bilmek zorundaydık. Burada öyle değil, herkes Almanca konuşuyor. Orada ise başka. Dağlar var örneğin. Şimdi burada mutfak penceresinden baktığımda, dağ falan görmüyorum. Ayrıca orada değişik hayvanlar da gördük. Küçük hayvanlar. Dağ turlarında büyük hayvanlara pek rastlanmıyor. Çok hoşuma gitti.”

Seyahati meslek edinmek

35 yaşındaki Christiane ise şimdiye dek çok seyahat etmiş ve yeni ortamlara uyum sağlamakta en ufak bir güçlük çekmiyor. Bu nedenle çok sevdiği seyahati, meslek olarak seçmiş. Bugün bir tatil bürosunu yöneten Christinae, hayatında yaptığı ilk tatilin bunda büyük rolünü olduğunu söylüyor.

“14 yaşındayken bir gençlik grubuyla birlikte Fransa’nın Ardeche bölgesine, Rafting yapmaya gittim. Kamp yerinde çadırlarda kaldık ve her gün şişme botlarla Vallon-Pont-d’Arc‘da Rafting yaptık. Doğa muhteşemdi. Rüya gibi bir tatil geçirdim. Gördüğüm yerler, tanıştığım insanlar beni çok etkiledi. O tatilde tanıdığım kişilerden bazılarıyla hala ilişkim sürüyor. O tatil içimde öylesine derin yer etti ki, uzun süre aklımdan çıkmadı.”

Christina Ardeche kanyonundaki ilk tatilinin ardından hep uzaklara özlem duyduğunu anlatıyor:

"Lise bitirme sınavları öncesinde, seçmeli derslerden Coğrafya, Fransızca ve İnglizce’yi tercih ettim. Liseyi bitirdiğimde, turizm branşında, yani bir seyahat acentesinde çalışmak istediğimden emindim. İstediğim oldu ve hala da sürüyor.”

Gazeteci Alex’in hikayesi

Gazeteci Alex de yabancı yerler ve kültürlerle tanışmaktan büyük zevk alanlardan. 47 yaşındaki Alex, çocukken ailesiyle yaptığı bir tatili hala dün gibi anımsıyor:

“O zamanlar Mısır’da yaşıyorduk. Babam orada bir sigorta şirketinde görevliydi. Gemiyle İskenderiye’den İngiltere’nin Southhampton limanına gittik. O seyahati hiç unutamam. 4 yaşındaki bir çocuk için inanılmaz bir olaydı. Gece küçük bir kayıkla yanaşarak bindiğimiz o koskocaman siyah gemiyi hiçbir zaman unutamam. Alışılmışın çok dışında bir seyahatti. Hala çok iyi hatırlıyorum."

Alex daha sonraları, gençlik döneminde birçok seyahat yapmış. Ancak bugünün toplu turizm patlaması, bu hevesinden vazgeçmesine yol açmış:

“Yavaş yavaş seyahat isteğimi yitirdim. Çünkü seyahat günümüzde statü sembolü haline geldi. Birçok genç, sadece başkalarına birşeyler kanıtlayabilmek için geziye çıkıyor ve aslında nereye gittiğini bile bilmiyor. Gidilen yerin artık insanlar üzerinde hiçbir etki uyandırmadığı kanısındayım.”

  • Tarih 30.10.2004
  • Hazırlayan Monika Hoegen
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AafB
  • Tarih 30.10.2004
  • Hazırlayan Monika Hoegen
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AafB