1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

İklimi korumada Alman modeli

Almanya Doğal Hayatı Koruma Vakfı, Ekolojik Araştırmalar Enstitüsü ve Gelecek Araştırmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan “Alman Modeli-2020’ye Kadar İklimin Korunması” adlı araştırma Berlin’de kamuoyuna tanıtıldı.

default

“Yes, we can (evet, yapabiliriz)!" Almanya’da önde gelen araştırma kurumları tarafından hazırlanan iklim araştırması “Alman Modeli”nin verdiği mesaj bu sözlerle özetlenebilir. Araştırma, Almanya’nın geliştirilen üç modelden birini uygulaması halinde, karbondioksit salınımının 1990’daki seviyesine göre yüzde 95 oranında azaltılabileceğini ortaya koyuyor; üstelik yaşam kalitesinde herhangi bir kayba uğramadan.

Uzmanlar, 499 sayfalık araştırmada grafikler, tablolar ve örnek olaylar yardımıyla konuyu ayrıntılı biçimde işliyorlar. Araştırma, bugün 11 ton olan kişi başına karbondioksit salınımının 2050 yılına kadar 300 kiloya indirilmesi için ekonomide, toplumda ve siyasette ne tür değişiklikler yapılması gerektiğini gözler önüne seriyor.

Klimawandel Anstieg der Meeresspiegel Schmelzender Eisbär

İlk olarak, Almanya’da iklimi korumaya yönelik çabaların devam ettirilmesi için ne kadar karbondioksit tasarrufu yapılması gerektiği hesaplanmış. Geleceğe dair öngörülerde bulunan Prognos Enstitüsü’nden Almut Kirchner, şöyle konuşuyor:

“Bu araştırmalar sonucu, hedeften giderek uzaklaştığımız ya da şu anda da zaten çok uzakta olduğumuz ortaya çıktı. Biz 2050 yılına kadar ancak zararlı sera gazları salınımını yüzde 45 oranında azaltabiliyoruz. Bu bizim içim çok ilginç bir sonuçtu, bu sonuçtan yola çıkarak araştırmalarımızı derinleştirdik.”

Zamanlamanın önemi

“Alman Modeli” araştırmasını yürüten uzmanlardan Felix Matthes, önemli olanın doğru anda harekete geçmek olduğunu belirtiyor. Uzman, karbondioksitin daha çok eski sistemlerden ve yapılardan açığa çıktığını belirtiyor. Uzman buna eski elektrik santrallerini, binaları ve ulaşım altyapılarını örnek gösteriyor: “Eğer büyük oranda karbondioksit açığa çıkaran sistemler zamanında yenilenmezse karbondioksit salınımının azaltılması ya çok pahalı olacak ya da imkansız. Yani bir evin zaten yalıtım ihtiyacı varsa, yalıtım yapılmalı. Demiryolları alt yapısının en az 10 yıl önceden değiştirilmesi gerekiyor. Elektrik santralleri ise zaten yenilenmesi gerekiyorsa başka santraller ile ikame edilmeli.”

Matthes bunu “doğru zamanlama yasası” olarak adlandırıyor. Uzman şimdiden bazı adımlar atılmaması ve 2045’e kadar beklenmesi halinde, 2050 hedeflerine ulaşmanın mümkün olmayacağını söylüyor. Zira, karbondioksit emisyonunun azaltılması çoğunlukla altyapının zamanında değiştirilmesine bağlı.

Rauchende Schlote


"Yenilenebilir enerjilere ağırlık verilmeli"

Uzman Matthes Almanya’da karbondioksit salınımından tasarruf etmenin en uygun yolunun ise yenilenebilir enerjilere ağırlık verilmesi olduğu görüşünde. Yani elekrik üretiminde, ulaşımda ve binaların ısıtılmasında artan oranda yenilenebilir enerjilerden faydalanılması gerekiyor. Ayrıca uzman, binalarda ve elektrikli aletlerde enerji verimliliği ve enerji tasarrufu önlemleri alınmasının da vazgeçilmez nitelikte olduğunu belirtiyor. Uzmana göre şayet bütün bunlar kararlılıkla uygulanırsa, Almanya karbondioksit salınımını yüzde 60 oranında azaltabilecek.

"Et tüketimi azaltılmalı"

Uzman Felix Mathhes'e göre, atmosfere zararlı sera gazları salınımının azaltılması için tarım sektöründe alınabilecek önlemlere yeterince dikkat edilmiyor. Ayrıca, “neden daha az et yemiyoruz” diye de soruyor Felix Matthes:“İnekler yüksek miktarda metan gazı çıkarıyor. Metan çok etkili bir sera gazı, karbondioksitten 21 kat daha etkili. Gelecekte et tüketimini de sağlıklı bir orana indirmek zorunda kalacağız.”


Richard Fuchs / Çeviri: Başak Özay

Editör: Ahmet Günaltay