1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

İklim Konferansı Kenya’da

Kenya’nın başkenti Nairobi, Dünya İklim Konferansı’nı ağırlıyor. Ancak dünyanın dört bir yanından gerçekleşen, çevre ve iklim konusunun masaya yatırıldığı iki haftalık konferanstan önemli sonuçlar çıkması beklenmiyor.

17 Kasım’a dek sürecek olan konferansta küresel ısınmaya karşı alınacak önlemler tartışılıyor.

17 Kasım’a dek sürecek olan konferansta küresel ısınmaya karşı alınacak önlemler tartışılıyor.

BM tarafından düzenlenen Dünya İklim Konferansı Kenya’nın başkenti Nairobi’de başladı. 17 Kasım’a dek sürece olan konferansın, dünyanın 189 üykesinden 6 binden fazla katılımcısı var. Toplantıda, bilim adamları, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve siyasiler, küresel ısınmaya karşı alınacak önlemleri tartışıyor.

Zira Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nce açıklanan son rapor gerçeği gözler önüne seriyor: İklim değişimi başladı. Ancak Küresel ısınmanın boyutlarının asgariye indirmek hala mümkün. Yüzlerce bilim adamının ortak çalışmaları sonucunda hazırlanan bu raporda emeği geçenler arasında Alman Max-Planck Meteroloji Enstitüsü’nden Martin Clausen de var. Clausen, “Dünya genelinde iki veya üç dereceye varan bir hava sıcaklığı artışı bekliyoruz. Sera gazı salınımının aşırı derecede artması durumunda, bunun Almanya’ya yansıması üç derece artış şeklinde olacaktır,” diyor.

Ekonomik buhran uyarısı

Kulağa çok gelmese de, üç derecelik sıcaklık artışının sonuçları oldukça vahim. Geçtiğimiz günlerde Dünya Bankası’nın başekonomistlerinden İngiliz Sir Nicholas Stern’in tanıttığı araştırmanın sonuçlarına göre, küresel ısınma, dünya ekonomisinde buhrana neden olacak. Nitekim BM’in son Sera Gazı Emisyon Raporu, sanayi ülkelerindeki sera gazı salınımının Kyoto Protokolü hedefleriyle örtüşmediğini ortaya koydu.

BM İklim Sekreterliği Başkanı Yvo Boer, Nairobi’deki toplantıyla hedeflenenleri şöyle sıralıyor: “Nairobi’de masaya yatıracağımız konuların en başında iklim koruma alanında izlenecek politikalar var. Montreal’de bir yıl önce düzenlenen toplantıya katılan birçok ülkeyle iklim değişimiyle mücadelede büyük adımlar atıldı. Çünkü iki önemli noktayı devreye soktuk: Birincisi, Kyoto Protokolü nihayet yürürlüğe kondu; ikincisi, 2012 yılı sonrası için sanayi ülkeleriyle yeni bir anlaşma üzerinde fikir birliği sağlandı.”

Çevre ve iklim konusunda duyarlılık göstermek sadece gelişmiş ülkelerin görevi değil. Hindistan, Çin, Brezilya ya da Güney Afrika gibi, son yılarda sanayilerinde patlama yaşanan ya da gelişmekte olan ülkelere de önemli sorumuluklar düşüyor. Çünkü iklim değişikliklerinden en çok gelişmekte olan ülkeler etkileniyor. Almanya Federal Çevre Bakanı Sigmar Gabriel’e göre, “Gelişmekte ülkeler, haklı olarak, ‘küresel ısınmaya biz yol açmadık, bu sanayi ülkelerinin sorumluluğunda, bize, insanlarımızı bu durum karşısında nasıl korumamız gerektiği konusunda stratejiler üretmemize yardımcı olun’ diyorlar”.

‘Temiz Gelişim Mekanizması’

Sanayi çevreci yaklaşımlarla da gelişebilir. ‘Temiz Gelişim Mekanizması’ adı verilen girişimle, sanayi devletlerinin gelişmekte olan ülkelere yatırımlarının artması halinde, emisyon kotalarını artırabilmeleri sağlandı. Ancak bu tür girişimlerin yeterli gelmediğini savunan Alman Çevre Bakanı Gabriel, “Almanya örneğin 2012 yılına kadar sera gazı emisyonunu yüzde 21 oranında azaltacak. Ancak bu yaterli gelecek mi? Bunun akabinde yüzde 30’lara, 40’lara ulaşmak durumundayız,” diye uyarıyor.

Çevreciler, sanayi ülkelerinin sera gazı salınımlarını yüzyılın ortasına kadar yüzde 80 oranında düşürmesi gerektiğinde konusunda hemfikir. Nairobi’deki konferansta da bu konu ele alınacak. Ancak uzmanlar Nairobi’deki Dünya İklim Konferansı’ndan önemli sonuçlar çıkmasını beklemiyor.

  • Tarih 04.11.2006
  • Hazırlayan Henrik Böhme/DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaKV
  • Tarih 04.11.2006
  • Hazırlayan Henrik Böhme/DW
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AaKV