1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

İşgalin ağır mirası

Atina yönetimi, İkinci Dünya Savaşı’ndaki Alman işgali sırasında tahrip edilen köy ve kentler için Almanya’dan milyarlarca Euro’luk tazminat talep etme imkânlarını araştırıyor.

Siyasi gözlemciler Yunanistan’ın savaştan 70 yıl sonra tazminat talep etme hakkının olup olmadığını tartışmaya açarken, Maliye Bakan Yardımcısı Hristos Staikuras devlet arşivlerindeki delilleri araştırmak üzere özel bir çalışma grubu kurduklarını açıkladı. İlk sonuçların bu yılın sonlarına doğru alınması bekleniyor.

Devletler Hukuku Profesörü Stelios Perakis savaş tazminatının zaman aşımına uğratılamayacağı ve Atina yönetiminin taleplerine bir an önce resmiyet kazandırması gerektiğine işaret ediyor. Perakis, savını şöyle gerekçelendiriyor:

“Bu konu uzun süre ihmal edilmiş olsa bile, sürüncemede kalmasına savaş sonrasının devletler hukuku yol açmıştır. 1953 tarihli Londra anlaşması, ‘ödemelerin, tazminat konusuna açıklık getirilene, yani Almanya meselesinin çözüme kavuşmasına kadar askıya alınmasını öngörmekteydi. Barış antlaşması olarak adlandırılmamasına rağmen aslında bu kimliği taşıyan 1990 yılının iki artı dört antlaşması Almanya’nın tam egemenliğini tescil ettiğinden, tazminat konusu artık gündeme gelir. Yunanistan 1995 yılında tazminat talebini sözlü olarak Almanya’ya iletmiş, ancak Berlin yönetimi siyasi demeçlerinde savaştan kaynaklanan maddi taleplerin zaman aşımına uğradığını ima etmekle yetinmişti.”

İtalyanlarda da hayal kırıklığı

Nazi katliamından canını kurtaran Yunanlarla onların yakınları hükümetlerinin dış siyasi nedenlerle haklarına sahip çıkmayacağını sezmişti. Yunan mahkemeleri Alman katliamına sahne olan Distomon köyünün sakinlerine 30 milyon Euro tazminat ödenmesini karara bağlamış ancak Adalet Bakanlığı tazminat karşılığında Alman taşınmazlarına el konmasını önlemişti.

Bunun benzeri Almanya ile İtalya arasında da yaşanmıştı. Toskanya’nın Civitella köyünde Alman işgal ordusunun katlettiği İtalyanların yakınlarına İtalyan mahkemeleri tarafından hak verilmiş ancak Almanya ‘devlet dokunulmazlığı’ ilkesini öne sürerek İtalya’yı Uluslararası Adalet Divanı’na şikâyet etmişti. Bu davada müdahil taraf Yunanistan’ı temsil eden Profesör Perakis, Adalet Divanı’nın Almanya’ya hak vermesinin kendilerini yıldırmadığını söylüyor.

Perakis, “Bu kötü bir karardı, Mutlak dokunulmazlık 19. yüzyıl hukukunda vardı. Ama günümüzde bu ilke savaş suçlarıyla insanlık suçları için geçerli sayılmıyor. Adalet Divanı’nın yine de taraflara konuyu görüşmelerini tavsiye etmiş olması iyi bir işaret. Tazminat meselesi henüz kapanmadı”, diyor.

Zorla borçlandırılmanın bedeli

1942 yılında Yunanistan Merkez Bankası’na zorla ihraç ettirilen ve Alman işgali sırasında yüksek enflasyona yol açan faizsiz devlet tahvilleri de gündemden düşmedi. Almanya bu tahvilleri işgal ve Yunanistan üzerinden yapılan Afrika’daki askeri operasyon masrafını karşılamak için çıkarttırmıştı. Atina Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Perakis ‘tahvil zorlamasını’ tazmin ettirmenin daha kolay olduğu görüşünde.

“Hukuki açıdan mecburi borçlanmayı gerekçelendirmenin savaş tazminatı talep etmekten daha kolay olduğunu belirten Profesör Perakis, savaş sırasında iki ülke arasında borç anlaşması imzalandığını kimsenin inkâr etmediğini vurguluyor ve ekliyor: “Hatta Hitler de bu anlaşmayı onaylayıp taksitlerini ödetmeye başlamış, savaştan sonra ise borç ödemesi durdurulmuştu.”

Kamuoyu ve muhalefet peşini bırakmıyor

Bazı gözlemciler, Yunanistan’ın tazminat talebini bütçesini tamir etmek için dillendirmeye başladığını belirtiyorlar. Sol ve milliyetçi partiler kadar kamuoyu da hükümete baskı yapıyor. Avukat Stefanos Foutrounidis mecburi borçlanmadan kaynaklanan tazminat talepleri hakkında bilgi vermeyen iki bakanlık hakkında dava açtı. Foutrounidis, konuyu gündemde tutmak için başvurdukları yola şöyle anlatıyor: “Maliyle Bakanlığı 2012 yılında verilen soru önergesini yanıtlarken, dosyaların kaybolduğunu duyurmuştu. Devlet evrakını kaybetmek Yunan yasalarına göre suç sayıldığı için bütün siyasi ve idari sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduk.”

Adalet Divanı kararından sonra bireysel dava açılamayacağını hatırlatan avukat Foutrounidis, “ancak devletin devleti divana vermesi hâlâ mümkün. İşgal kurbanları derneğinin yardımıyla ferdi dava başvurularını toplayıp Dışişleri Bakanlığı’na ileteceğiz. Gereğini yapmak da bakanlığa düşüyor”, diyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Jannis Papadimitriou/A. Günaltay

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız