1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Hristiyan Birlik partilerinin yanlış Türkiye kararı

Alman Hristiyan Birlik Partileri, Türkiye’nin AB üyeliği konusunu Haziran ayındaki Avrupa Parlamentosu seçimine malzeme yapmaya kararlı. Cuma günü Berlin’de Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile buluşacak olan Sosyal Demokrat Başbakan Gerhard Schröder, kesinlikle Türkiye’nin AB’ne alınmasını istemeyen birlik partilerinin bu kararını eleştirdi. Bu eleştirinin yerinde olduğ u tezini savunan DW Türkçe Servisi Yöneticisi Baha Güngör ’ün yorumu:

Hristiyan Demokrat ve Hristiyan Sosyal birlik partileri Türkiye’yi Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi seçim malzemesi olarak kullanmaya kararlı olduklarını resmen ilan ettiler. Böylelikle Alman muhafazakarların Avrupa davasına hizmet ettikleri söylenemez.

Çünkü Alman kamuoyundaki Türkiye’nin AB üyeliği ya da imtiyazlı ortaklığı ile ilgili tartışmaların artık nesnel zemine çekilmesi mümkün olmayacaktır. Seçim meydanları hiçbir zaman ağırbaşlı tartışma arenası olmamıştır.

Birlik partilerinin bu çıkışı ve Türkiye’nin AB üyeliğine direnişin, 2.5 milyon Türk’ün yaşadığı Almanya’dan kaynaklanması Türkler'i de incitmiştir. İki Alman devletinin birleşmesine Türkiye çoğu komşu Avrupa ülkesinden çok daha büyük bir samimiyetle sevinmişti. Türkiye, milli birleşmeden dolayı Almanlar'ı kutlayan ilk devletlerden biriydi.

Türkiye’nin bir NATO devleti olarak 52 yıldır batılı değer ve normları istikrarsız bir bölgede yaşatma mücadelesi verdiği de unutulmuşa benziyor. Soğuk Savaş yıllarında ittifakın Sovyetler Birliği’ne doğrudan sınırı olan tek üyesi olduğu da.

Türkiye, görülebilir zaman içinde AB üyesi olamayacağının farkındadır. Öncelikli hedefi, Avrupa perspektifini kaybetmemektir ve bundan dolayı tam üyelik müzakereleri için tarih verilmesini sağlamasını arzulamaktadır. Aksi takdirde, Türkiye’nin Avrupa’nın çağdaş değerlerinden soğuyup uzaklaşma tehlikesi baş gösterebilir. Bu da Avrupa’nın çıkarına olmaz.

Hristiyan birlik partilerinin böyle bir amaç gütmediklerini söylemelerine rağmen Avrupa’da önyargılardan kaynaklanan olumsuz Türkiye imajı doğması ihtimal dahilindedir. Türkiye’nin Avrupa'ya ait olup olmadığıyla ilgili hararetli tartışmaların, yabancı düşmanlığını körüklemeyeceğini kim iddia edebilir?

Birlik partileri entegrasyon açısından da son derece sakıncalı bir sinyal vermiş olmaktadırlar. Onyıllardır Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkler’i toplumla kaynaşmaya davet ederken, onlara ‘ama siz bizden değilsiniz’ denebilir mi?

1980’lerin başlarındaki askeri darbeden sonra, insan hakları, demokrasi ve ekonomik açıklarına rağmen Türkiye’ye Avrupa’dda yeniden itibar kazandırmaya çalışanlar, zamanın Hristiyan Demokrat Cumhurbaşkanı Richard von Weizsaecker başta olmak üzere birlik partili politikacılar olmuştu.

Unutmamak gerekir ki Türkiye’nin Avrupa’yı arayışı Cumhuriyet’in kurulduğu 1923 yılından önce başlamıştı. Almanya’da Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden on yıl önce Türkiye Cumhuriyet rejimine kavuşmuştu.

O yıllarda rejimin takibatına uğrayıp Naziler’den kaçan sayısız Alman aydın ve bilim adamına Türkiye kucak açmıştı. Şimdi aynı Türkiye hem de Alman politikacılar tarafından Avrupa’nın istenmeyen ülkesi ilan edilmek isteniyor. Sırf seçim çıkarıyla ilgili hesaplar yüzünden.