1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Hindukuş dağlarının eteklerinde bir Alman

Urbach 11 Eylül saldırılarını Almanya'da bir kışlada nöbet tutarken televizyondan takip etmiş. Sonraki yıllarda ise Afganistan'daki terörle mücadelede hayatını tehlikeye atmış.

Fritz Urbach’ın portresi

Fritz Urbach 52 yaşında, evli ve üç çocuk babası. Ailesi ile Ren Nehri kıyısındaki Kehl kasabasında yaşayan Urbach 1997 yılından bu yana Alman Ordusu’nda görevli. Bugün albay rütbesini taşıyan Urbach, 11 Eylül saldırıları sırasında Koblenz’deki bir kışlada nöbet tutuyormuş. Ve dünyanın dört bir köşesindeki insanlar gibi o da New York’taki saldırıların dramatik görüntülerini televizyondan takip etmiş.

New York, Kabil, Feyzabad

"Önce gördüklerimin gerçek olduğuna inanamadım. Görüntüler o kadar gerçek dışı, o kadar gerçeküstüydü ki. Bir türlü aklım almıyordu.” Ancak çok kısa bir süre sonra bu inanılmaz görüntüler Urbach’ın hayatını da doğrudan etkiledi. Daha Dünya Ticaret Merkezi’nin enkazından dumanlar yükselmeye devam ederken, NATO tarihinde ilk kez ittifak antlaşmasının temel dayanağı olarak görülen 5'inci madde işletilerek, saldırının tüm üye ülkelere yapıldığı kabul edildi ve Afganistan’a savaşın önü açıldı.

Alman Ordusu da birkaç ay sonra Federal Meclis’in kararıyla Afganistan’da görev yapacak olan Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne (ISAF) asker gönderdi. Fritz Urbach o dönemde, ordu yönetiminde planlama çalışmalarında yer almış ve Afganistan’ın başkenti Kabil'de ISAF kapsamında konuşlanacak ilk Alman birliğinin organizasyonu ve eğitiminde görev yapmış.

B-52'lerin hedefi Tora Bora

Urbach 2001 sonunda Türkiye’de düzenlenen bir NATO tatbikatına katılmış. Tatbikatta konuşulan tek konunun Afganistan operasyonu olduğunu anlatan Urbach, üzerlerinden geçen ve hedefi Afganistan'daki Tora Bora bölgesi olan B-52 tipi bombardıman uçaklarının gökyüzünde bıraktığı izleri daha dünmüş gibi hatırlıyor ve ekliyor: "Artık savaşın tam ortasında olduğumuzu hissettim ve yaşananların soyut değil, gayet somut olduğunun bir kez daha bilincine vardım."

Fritz Urbach ve üç çocuğu

Üç çocuk babası Fritz Urbach

Fritz Urbach için ailesinden uzun ayrılıklar, hayatının kabullenmek zorunda kaldığı bir parçası haline gelmiş. İlk kez 2003 sonbaharında Afganistan’a gönderilen Urbach, "Çocuklar o zamanlar daha küçüktü ve eşim eninde sonunda yurtdışında bir yere göreve gönderileceğim günün geleceğini biliyordu” şeklinde konuşuyor. Enerjisini, yüklenmesi gereken sorumluluklara ayırabilmesi için ciddi destek gördüğünü belirten Urbach, “Eşim de bir asker ailesinden geliyor ve askerliğin ne anlama geldiğini, ne gibi fedakârlıklar gerektirdiğini çok iyi biliyordu” diyor.

Feyzabad'da ölüm

Fritz Urbach, verilen mücadelenin faturasının yüksek, hatta bazen tahmin edilenden çok daha yüksek olduğuna ilerleyen yıllarda şahsen şahit olmuş. Afganistan’ın kuzeyindeki Feyzabad’da yeniden imar ekibinin kumandanlığını yaparken, 2010 Nisanında üç askerini kaybetmiş. Urbach, askerleri ölümle sonuçlanan göreve kendisinin gönderdiğini anlatıyor: "Adamlarımın sorumluluğu bendeydi, yakınlarına haber vermek de bana düşüyordu. Askerlerimi tanıyordum, bir aile gibiydik. Ve ailenizden birisinin ölümü, insanı alt üst ediyor.” Urbach bugüne kadar 10’dan fazla kez Afganistan’da göreve gönderilmiş.

Albay Urbach Feyzabad yakınlarında görev başında

Albay Urbach Feyzabad yakınlarında görev başında

Urbach bu süre içinde bölgede görev yapan askerlerin karşı karşıya kaldığı ve giderek artan tehlikeye, tehditlere kendi şahit olmuş. "Ülkede ISAF kapsamında ilk olarak 2002 yılında göreve başladık. O zamanlar durum nispeten sakin ve istikrarlıydı, güvenlik sorunları pek yoktu. Ancak aradan zaman geçtikçe, tablonun çok daha farklı olduğunu gördük. Tehdit burnumuzun dibindeydi.” Albay Urbach, güvenlik durumundaki kötüleşmenin bir günde ortaya çıkmadığını anlatıyor ve sürekli kendisine 11 Eylül saldırılarını ve Afganistan misyonunun çıkış noktasını hatırlatan vakalar ile karşılaştığını hatırlıyor.

İslamcılığın çirkin yüzü

11 Eylül saldırılarının 9'uncu yıldönümünde, ABD’de bir rahibin Kur'an-ı Kerim yakma eylemi düzenlemek istemesi üzerine Feyzabad’daki Alman karargâhının önünde bir gösteri düzenlendi. Urbach o anın bugün bile gözlerinin önünden gitmediğini belirtiyor: "Üzerimize taşlar fırlatıldı. Afgan polisi ise duruma hâkim olabilmek için uyarı ateşi açtı." Göstericilerin temsilcileri ile uzlaşmak için buluşan Urbach, karşısında kendisine 11 Eylül saldırganlarını hatırlatan genç erkekler bulduğunu anlatıyor. "Kanımca hepsi genç fanatik köktendincilerdi. Duruşlarından, saydıkları argümanlardan yola çıkarak, bir terör saldırısı sırasında bir uçağı seçilen bir hedefe yönlendirebilecek saldırganlardan pek farkları olmadığını söyleyebilirim. Aynı yaş grubu, aynı argümanlar, aynı dik kafalı, inatçı, söz dinlemez tavırlar..."

Fritz Urbach da Afganistan’da görev yaparken ölümle yüz yüze geldi

Fritz Urbach da Afganistan’da görev yaparken ölümle yüz yüze geldi

Fritz Urbach siyasî düşünebilen bir subay. Afganistan’da edindiği derin tecrübelere dayanarak, bazı ödünler vermenin zorunlu olduğunu söylüyor. Bu Afganistan’a yönelik uluslararası askeri operasyonun başta belirlenen hedefleri için de söz konusu. "Gerçekten de 2002’de işe başlarken ‘Biz bu ülkenin elinden tutup demokrasiye kavuşmasını sağlamak istiyoruz, bunun için de insan haklarının ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması gerek’ diyorduk. Sanırım, edindiğimiz acı tecrübelerin ışığında bu hedeflerden vazgeçmek zorunda kaldık." Albay Urbach yine de Afgan halkının orta vadede kendi güvenliğini kendisinin sağlayabileceğine ve 11 Eylül saldırganları gibi teröristlerin bir daha ülkelerinde barınmasını engelleyebileceğine inanıyor ve şu açıklamayı yapıyor: "Bu hedefe eriştiğimiz zaman, Afganları yavaş yavaş yine kendi başlarına bırakabiliriz."

© Deutsche Welle Türkçe

Daniel Scheschkewitz / Çeviren: Aydın Üstünel
Editör: Banu Ertek