1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Geleceğin otomobilleri

Otomotiv sektörünün önde gelen sekiz firması, 2015 yılına kadar 100 bin yakıt hücreli otomobili piyasaya çıkarmayı planlıyor.

default

Dünyadaki petrol kaynaklarının giderek azalması, insanları yeni enerji kaynağı arayışına yöneltiyor. Elektriğin gelecekte büyük bir rol oynayacağı kesin. Özellikle otomobillerde. Çünkü Avrupa Birliği, 2012 yılından itibaren iklime zarar veren karbondioksit oranın azaltılması ile ilgili hedefleri yerine getirmeleri için otomobil üreticilerine baskı yapıyor. Elektrikli motorlar, önceden şarj edilmiş akülerle çalıştırılabiliyor ancak bir yakıt hücresiyle bağlantılı hidrojen aracılığıyla otomobil içinde de akım üretmek mümkün. Bu teknolojinin çığır açması için ise beklemek gerekiyor.

Hidrojenle çalışan otobüsler, Berlin, Hamburg, Hollanda ve Avustralya’da toplu taşımacılıkta kullanılıyor. Hidrojen ve Yakıt Hücresi Teknolojileri Ulusal Organizasyonu’ndan Klaus Bonhoff, tekniğin bir kaç yıldır işlediğini belirtiyor:

Deutschland Auto BMW Hydrogen 7

“1990’lı yıllarda, araç neslinden araç nesline, prototipten prototipe ve yıldan yıla tekniğin nasıl daha küçüldüğü çok iyi bir şekilde görülebiliyordu. Yakıt hücreleri önce büyük kamyonetlerde bulunuyordu. Daha sonra otomobillere uygun hale geldi. Sonra bir gün öyle bir şekilde düzenlendi ki, yüzde yüz yakıt hücresiyle çalışan otomobil geliştirildi. Amatörler için de teknolojik ilerlemeyi doğrudan görmek mümkündü. 2002 ve 2003'ten beri, tüm üreticiler, otomobillere uyan ve otomobili hareket ettirebilen sistemlere sahip.“

BMW'nin kararı yankı uyandırdı

Ancak araçlar henüz seri üretime hazır değil. Bunun yerine, otomobil üreticisi BMW, geçen yılın sonunda, hidrojenle çalışan deneme amaçlı otoların üretimine son verileceğini ve sadece teorik araştırmalara devam edileceğini bildirmişti. Bu açıklama büyük yankı uyandırdı ve “Hidrojen teknolojisi kitlesel kullanıma uygun değil mi?” sorusu ortaya çıktı. Bunun doğru olmadığını söyleyen uzmanlar bir diğer büyük Alman otomobil üreticisi olan Daimler’e atıfta bulunuyorlar. BMW’nin aksine, Daimler’in araçlarında hidrojen doğrudan motorda yanıyor. Daimler, içinde hidrojenle akım üretilen yakıt hücreleri kullanıyor. Alman Hidrojen ve Yakıt Hücresi Derneği’nden Johannes Töpler, bunun geçen yıl oldukça ilerleme kaydedilen bir teknoloji olduğunu ifade ediyor:

General Motors - Auto Show Detroit

“Teknolojik ilerlemeye örnek olarak, Daimler'in bahsettiği yeni yakıt hücreli otobüsler gösterilebilir. Daimler'in yeni tekniğiyle, dâhili hibridleştirme, menzili iki katına çıkarıyor.“

2015'e kadar 100 bin otomobil planı

Menzil ve akünün şarj süresi arasındaki bağlantı, elektrikli aküyle çalışan otomobillerin en kritik noktası. Hidrojen bir kaç dakika içinde doldurulabiliyor. Ancak bunun için farklı servis istasyonlarına ihtiyaç var. Aralarında Daimler’in yanı sıra General Motors/Opel ve Ford’un da bulunduğu sekiz otomotivcilik şirketi, 2015 yılına kadar piyasaya 100 bin yakıt hücreli otomobil çıkarmayı planlıyor. Ancak Töpler, teknik altyapı eksikliğine dikkat çekiyor ve ekliyor:

“Alman gaz ve benzin istasyonu şirketleri Eylül ayında, gerekli altyapının oluşturulması konusunda uzlaşkılar.“

Geleceğin enerji kaynakları

Almanya’da hidrojen kullanımı, iki yıldan bu yana ulusal bir girişim programı aracılığıyla destekleniyor. Federal Alman Hükümeti ve sanayi kesimi, 700’er milyon Euro katkıyla programa ortak oldular. Hâlihazırda 69 ayrı proje çalışması yapılıyor. Ancak bu projeler, sadece hidrojen ve yakıt hücresi teknolojisinin piyasa olgunluğuna eriştirilmesi değil, aynı zamanda, geleceğin enerji karışımı için uygun teknoloji ve yerin tahsis edilmesi ile de ilgili. Klaus Bonhoff, bunun karmaşık bir sistemin sadece bir parçası olacağını vurguluyor:

“Tek bir çözüm olmadığını hepimiz biliyoruz. 2000 yılının başında hidrojen ve yakıt hücreleri üzerinde çok yoğun tartışmalar oldu. Bir kaç yıl sonra, organik yakıtlardan söz ettik. Bugün ise yoğun biçimde akülerden bahsediyoruz. Tüm bu teknolojiler, geleceğin enerji sisteminin önemli ve gerekli birer parçasını oluşturuyor. Eğer karbondioksit, çeşitlilik ve sair unsurları ciddiye alırsak tabii.“

© Deutsche Welle Türkçe

Sabine Kinkartz / Çeviri: Başak Sezen

Editör: Ahmet Günaltay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız