1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

G-8’e alternatif zirve

Ajanslar5 Haziran 2007

Küreselleşmeye ve G-8 Zirvesi'ne yönelik protestolar devam ederken, kırk kadar kuruluşun organize ettiği alternatif zirve bugün Rostock’ta başlıyor. Mali'de de Fakirler Zirvesi düzenleniyor.

https://p.dw.com/p/AoNx
Alternatif zirvede de iklim ve yoksulluk tartışılıyor.
Alternatif zirvede de iklim ve yoksulluk tartışılıyor.Fotoğraf: AP

G-8 Zirvesi’ne bir gün kala karşı zirve için hazırlıklar tamamlandı. Rostock’daki alternatif zirveye, tüm dünyadan sosyal haraketler ya da liderler katılıyor. Brezilya’dan Topraksızlar Hareketi, kaçak göçmenlerin sorunlarına eğilen Kağıtsızlar hareketi, Dünyanın Dostları Derneği, Hindistan’dan Çevre ve Bilim Merkezi, Lübnan’dan Kadınlar ve Göçmenler Hareketi bir kaç örnek. Perşembe günü sona erecek olan alternatif zirvenin kapanış konuşmasını da Hindistan’ın ünlü kadın hakları savunucusu Vandana Shiva yapacak.

G-8 Zirvesi’ni şov olarak nitelendiren, buradaki kararların demokratik meşruiyeti bulunmadığını savunanlar, Rostock kentindeki zirvede iklim koruma ve yoksullukla mücadele konularında alternatif çözümler arayacak.

Karşıt zirve “farklı bir küreselleşme mümkün” sloganı altında düzenleniyor. Hedefi ise alternatifler bulunduğunu göstermek. 40’ın üzerinde kuruluşun organize ettiği zirvede dünyanın dört bir yanından bin kadar katılımcı, 120 kadar atölye çalışmasında sorunlara ’egemen politikadan farklı çözümler’ arayacak. Organizatörler, gelişmiş ve kalkınmakta olan ülkeler arasında adil ilişkilere dayalı, tabandan gelen demokratik bir küreselleşme istediklerini vurguluyor ve "Ekonomi insanlar içindir, tersi değil" görüşünü savunuyor.

Daha adil politika talebi

Alternatif zirvenin düzenleyicileri, dünyanın en zengin ve güçlü sekiz ülkesinin politikasını eleştirirken, özellikle küreselleşme karşıtı olmadıklarını vurguluyor. Medyayı bu noktada takılıp kalmakla eleştiren alternatif zirvenin açılış konuşmacısı BM’nin gıda konusundaki özel temsilcisi Jean Ziegler, daha fazla içerikle ilgilenilmesini istiyor ve “Daha adil bir politika nasıl olmalı?” sorusuna şu cevabı veriyor: “Neyi mi daha iyi yapabiliriz? Her şeyi! Bunu bu kadar kesin söylememi, bağışlayın ama gerçekten herşeyin daha iyisini yapabiliriz! Bir örnek vereyim: Hergün 100 bin kişi açlık ve ona bağlı hastalıkların kurbanı kurbanı oluyor. Her beş saniyede bir, on yaşın altındaki bir çocuğu yetersiz beslenmeye kurban ediyoruz. Ama BM’in hesaplarına göre dünyada 12 milyar insana, yani şu andaki nüfusun iki katına yetecek kadar gıda maddesi var.”

Jean Ziegler’in, G-8 Zirvesi’nin gündeminde de bulunan Afrika’ya yardım konusunda da somut önerileri var: “Bugün Afrika’daki her pazarda, Almanya, Fransa ya da İtalya’dan sebze ve meyvelere rastlayabilirsiniz. Üstelik bunlar yerel ürünlerin yarı fiyatına satılıyor. Bu nasıl olabiliyor? AB’nin tarım ürünlerine verdiği destekle, yani sübvansiyon politikası ile. AB, bu dumping politikasına son verirse, her gün yüzlerce, binlerce insanın yaşamı kurtulabilir. Üstelik bunu hemen şimdi yapabiliriz. Ama G-8’in gündeminde Afrika sadece yatırım güvenliği açısından var. Alman hükümetinin hazırladığı pozisyon metninde, “açlık” kelimesi somut olarak bir kez bile geçmiyor.”

Alternatif zirve için yapılan çağrıda da G-8 ülkelerinin yatırım güvenliği politikasının sosyal huzursuzluklardan, savaşlara kadar sonuçları olduğuna dikkat çekiliyor. Tüm dünyada yoksulluk artar, sosyal kazanımlar gerilerken, küreselleşmenin bu biçiminden kazançlı çıkanların küçük bir azınlık olduğuna dikkat çekiliyor. Son on yılda açlık sınırındaki insanların sayısı 840 milyonlan 854 milyona çıkarken, dolar ve euro milyonerlerinin servetinin 16 trilyonlar 33 trilyona çıktığı örneği veriliyor.

Alternatif zirvenin düzenleyicilerinden ATTAC örgütünün kurucularından Sven Giegold, küreselleşmenin bugünkü biçiminde kaybedenler arasında çevrenin de bulunduğuna işaret ediyor: “Somut politikalar üzerine konuşalım, örneğin iklim konusunda somut talebimiz var. Tüm endüstri ülkelerinin 2020 yılına kadar karbondioksit salınımını yüzde 30 oranında azaltmasını istiyoruz. Yoksul ülkelerin borçlarının silinmesi konusunda da önerimiz var: Uçak biletlerine konulacak ek vergi ile yoksul ülkelerin borçlarından vazgeçilebilir. Almanya, bu konuda İngiltere ve Fransa’dan örnek alabilir.”

Fakirler Afrika'da buluşuyor

Mali'de de küreselleşme karşıtları Fakirler Zirvesi düzenliyor. 1000 kadar küreselleşme karşıtının katıldığı zirve, Mali'nin 'beyaz altını' olan pamuğun başkenti Sikasso'da dün başladı. Zirveye, Mali ve Afrika sosyal hareketinin güçlenebileceği halklar forumu olarak bakılıyor.

Zirvenin Mali, Fildişi Sahili, Benin, Gine, Nijer ve Avrupa'dan gelecek katılımcılarının Afrika ülkelerinin borçları, kalkınma, sosyal sektörün durumu, Dünya Ticaret Örgütü, göç gibi sorunları ele almaları bekleniyor. Fakirler Zirvesi, Perşembe günü sona erecek.

Çok yazarlı kitap

Sekizler Grubu Zirvesi öncesinde küreselleşmenin aldığı şekil ile ilgili tartışmalara ünlü siyasiler, bilim adamları ve kiliseler de katılıyor. Almanya’nın Köln kentinde, Heiligendamm’daki G-8 Zirvesi iye eşzamanlı olarak başlayacak olan Alman Protestan Kilise Oturumu’nun da gündeminde küreselleşme ve iklim koruma var. Alman Protestan Kilise Oturumu’nun yayımladığı ve uluslararası alanda tanınmış çok sayıda isme ait makalelerin yer aldığı bir kitap piyasaya çıkarıldı.

Aralarında Tibet’in ruhani lideri Dalai Lama, eski Rusya Devlet Başkanı Mikhail Gorbaçov, 2006 Nobel Barış Ödülü sahibi Muhammed Yunus ve BM Çevre Programı eski Başkanı Klaus Töpfer’in de bulunduğu kişilerin makalelerinin derlendiği kitap Onurun Gücü: Küreselleşmeyi Baştan Düşünmek başlığını taşıyor. Kitapta küreselleşmenin daha adil olması için çaba harcanması, küreselleşme sürecinin şekillendirilmesinde karın değil insan onurunun ölçüt alınması çağrısında bulunuluyor.

Küreselleşme nereye kadar?

Öte yandan Fransa ve Avrupa siyasetinin fikir babalarından sayılan Fransa eski Cumhurbaşkanı Giscard d’Estaing’den de Sekizler Grubu’nun geleceğini sorgulayan dikkat çekici bir açıklama geldi. Yıllık zirvelerin medya şovuna dönüşmesi ve liderler arasındaki fikir ayrılıklarından şikayet eden d’Estaing, Sekizler Grubu’nun anlamını hızla yitirdiğini belirtti. Sekizler Grubu’nun 10 veya 20 yıl kadan böyle devam edebileceğini kaydeden d’Estaing, “Ancak Çin ve Hindistan’ın milli geliri ABD ve belki Japonya dışında, üye ülkeler toplamını geçtiği zaman dünya ekonomisinin yönetiminde daha uygun bir format aramak gerekecektir” şeklinde konuştu.

D’Estaing, Sekizler Grubu’nun Çin ve Hindistan’ı üyeliğe alıp genişlemekten ziyade, eski formatına geri dönmesi, medya cümbüşünden uzak gayrıresmi buluşma toplantısı olarak devam etmesi gerektiğini vurguladı.