1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Gıda krizi kapıda

Dünya nüfusu büyük bir hızla artıyor. 2050 yılında dünyada dokuz milyar insanın yaşayacağı tahmin ediliyor. Uzmanlar açlıkla mücadele için yeni yollar, alternatif çözümler üretme çağrısında bulunuyor.

default

Dünya 40 yıl sonra şimdikinden üç milyar fazla insanı barındıracak. Peki, şu anda altı milyar insanı güçlükle beslerken, dokuz milyar insanın karnını nasıl doyuracağız? Uzmanlar, gittikçe artan dünya nüfusunu açlık ve yoksulluktan kurtarabilmek için yeni konseptler geliştirilmesi gerektiğini düşünüyor.

Dünyada yeterli gıda var

Açlık çeken insanların sayısı, daha 2008 yılında bir milyar sınırını zorluyordu. Bu sayıya geçen yıldan bu yana 150 milyon kişinin daha eklenmesi ve dolayısıyla aç nüfusun bir milyarı geçmesi bekleniyor. 2008 Dünya Tarım Raporu’nun yazılmasında görev alan Benedikt Haerlin, her insanın sağlıklı beslenebilmesi için gerekenden daha fazla gıda maddesi bulunduğunu belirtiyor.

“Bu bağlamda ’Dünyayı besleyebilir miyiz’ sorusunun sorulması söz konusu değil. Günümüzde çok fazla üretiyoruz. Şu anki nüfusu besleyebilmek için gereğinden epeyce fazla üretim yapıyoruz. Ayrıca doğrudan beslenme potansiyelini de henüz tüketmedik. Küçük kırsal işletmelerde üretimin iki katına çıkarılmasından sonra sofraya konan ürünün bize çok ucuza geleceğini söyleyebilirim.“

Bir yanda açlık, diğer yanda obezite

Kırsal kalkınma ve tarımcılığın modası uzun süre önce geçti. Kalkınma özellikle sanayileşme, ihracat ve şehir planlaması gibi alanlara kaydı. Ayrıca dünyadaki insanların yarısından çoğu artık kentlerde yaşıyor. Yediğimiz besinlerin kentlerde yetişmediği bilinci yavaş yavaş oturmaya başladı. Son zamanlarda Dünya Bankası ve Uluslararası Gıda Fonu da kırsal kalkınma kredisi vermeye başladı. Londra’daki Uluslararası Çevre ve Kalkınma Enstitüsü’nden Janice Jiggings kaybedilecek zaman kalmadığını söylüyor:

“Dünyada, gıda maddesi satın alamayacak kadar yoksul olduğu için açlık çeken neredeyse bir milyar insan bulunuyor ve aynı zamanda kısmen kalkınmakta olan ülkelerde, bir milyar obez insan yaşıyorsa, o zaman bir şeylerin doğru olmadığı çok aşikâr. Bu, tüm tarım sisteminin kontrol dışı ve dengesiz olduğu anlamına geliyor. Dolayısıyla modern tarımcılık gelecekte bizi yeterli besleyemeyecek. Tüm sistemi değiştirmeliyiz. Bunu, gittikçe daha fazla sayıda tüketici ve politikacı da yavaş yavaş idrak ediyor.“


Yıpranmış tarlalardan kimyasal gübreyi kaldırmak ya da tarımda üretimi iki katına çıkarmak çözüm değil. Ayrıca küresel tarım, iklime zarar veren etmenler arasında bulunuyor. Sadece tarım alanları açmak için ağaçların kesilmesi nedeniyle değil, tam aksine, endüstriyel tarım atmosferdeki sera gazlarının artmasına yol açıyor.

“Kaynakları daha etkin kullanmalıyız”

Öte yandan, BM Çevre Programı’nın Direktörü Achim Steiner de diğer uzmanlar gibi, dünyada ihtiyacımız olandan daha fazla miktarda paylaşılabilecek gıda maddesi bulunduğunu söylüyor. Steiner, sadece kaynakların daha farklı bir biçimde kullanılması gerektiğini belirtiyor:

“Küresel gıda krizi ve gıda kıtlığının yaşandığı dünyamızda gıda maddelerinin yüzde 30 ya da 40’ını da çöpe attığımıza çok fazla dikkat edilmiyor. Üretim ya da pazarlama sürecinde çok fazla gıda maddesi kaybediliyor. Gelecek için yeterli gıda maddesi üretebilmek amacıyla nerede daha fazla toprak bulabileceğimizi ya da Ay’a gidip gitmememiz gerektiğini düşünmek yerine, sadece arka bahçemize bakmamız yeter. Bu atıkları önlemek için mali teşvikler çıkarmalıyız.“



Helle Jeppesen / Çeviri: Başak Sezen

Editör: Ahmet Günaltay