1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Güneşe hasret günler

Almanya'da yaz tatili başladı. Ancak maalesef güneşten eser yok. Peki, Almanlar için yaz tatili ne anlama geliyor?

default

Alabildiğine beyaz kumsallar, sırayla palmiyeler ve turkuaz renkli deniz… İşte Almanlar böyle bir yazı hayal ediyor. Zira Almanya’da şu günlerde termometre ancak öğleden sonraları 20 dereceye zorlukla ulaşıyor. Böyle olmasına rağmen Almanların yaklaşık üçte biri, yaz tatilini ülkesinde geçirmeyi tercih ediyor.

Örneğin Almanya’nın Kuzey Denizi sahilleri en beğenilen turistik bölgelerden. Bunun yanı sıra birçok yerli turist, doğası ile ünlü Bavyera’da dağ gezilerine çıkıyor, ya da başkent Berlin’i ziyaret ediyor.

Kuzey Denizi sahillerinde bir akşamüstü

Kuzey Denizi sahillerinde bir akşamüstü

Harz yöresindeki Turizm Yüksekokulu profesörlerinden Karl Born, Almanya’nın iç turizm için neden çekici olduğunu şöyle ifade ediyor: “Birçokları turistik bölgelere kısa sürede ulaşabilmeyi istiyor. Zaten eğer Hamburg’da oturup da Bavyera’ya gitme niyetinde değilseniz, Almanya’nın her yerine nispeten kısa sürede ulaşmak mümkün. Belki İspanya’nın Mallorca adasına uçmak, zaman tasarruf açısından bir alternatif oluşturabilir. Ama bunun ötesinde yakın mesafeler, bildik yerler ve insanın kendi ana dilinde anlaşıyor olması, tüm bunlar Alman iç turistlerin avantajlı gördüğü özellikler.”

İspanya, İtalya ve Türkiye ilk üçte

Tabii hava durumu da önemli bir faktör. Hava durumu açısından kendisini garanti altına almak isteyen Almanlar güneye, İspanya’ya, İtalya’ya, ya da Türkiye’ye gidiyor. Alman Turizm Birliği’nden yapılan açıklamaya göre, söz konusu bu ülkeler Almanların en severek gittikleri ülkeler listesinde ikinci, üçüncü ve dördüncü sırada geliyorlar. Ayrıca bu üç ülke, Kuzey Afrika’daki huzursuzluklar nedeniyle turistlerin daha fazla ilgi odağı haline gedi.

Tunus ve Mısır gibi Kuzey Afrika ülkelerini ziyaret eden turistlerin sayısı oldukça düştü. Bu konuda uzun süreden beri bir tartışma da devam ediyor. Sadece Mısır’a değil, genel olarak otoriter bir biçimde yönetilen ülkelere seyahat etmek etik açıdan doğru mu olur, yoksa bu, o rejimleri desteklemek anlamına mı gelir? Turizm uzmanı Karl Born’un bu konudaki görüşü açık: “Ben bu yöndeki tartışmaları tamamen anlamsız buluyorum. Çünkü bu tartışmanın temelinde, turistlerin, kendi ülkelerinin hükümetlerinden ya da iş çevrelerinden daha etik olması talebi yatıyor.”

Kuzey Denizi sahillerinde bir akşamüstü

Almanların en gözde tatil yeri İspanya'nın Mallorca adası

Almanların tatilden beklentileri

Peki Almanların tatilden beklentileri neler? Turizm uzmanı Karl Born, iki ana etkenin önemli olduğunu vurguluyor. Birçoklarının öncelikle rahatlamak, ayaklarını dikip, dinlenmek istediklerini söylüyor. Karl Born, bazı turistlerin ise bunun tam tersini yaptıklarını, gezi turizmine çıkıp, yeni ülkeler, yeni insanlar ve farklı kültürler tanımak istediklerine dikkat çekiyor.

“Ben bazen şaka yollu şunu söylüyorum: Almanlar seyahat etmeyi bir çeşit temel insan hakkı gibi görüyorlar. Nitekim geçmişe, doğuya, Doğu Almanya dönemine şöyle bir bakarsanız, Berlin Duvarı’nı neyin yıktığını görürsünüz. Orada özgürlüğe olan haykırış, seyahat özgürlüğü ile de yakından ilgiliydi. Daha da eski dönemlere giderseniz, Ortaçağ’daki asillerin, ya da Almanların büyük şairi Goethe’nin yaşamını seyahatlerin etkilemiş olduğunu görürsünüz”şeklinde konuşan Born, genel olarak Almanların seyahate çıkmaktan çok hoşlanan insanlar olduğunu belirtti.

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Petra Lambeck/Çeviren: Çelik Akpınar

Editör: Nihat Halıcı