1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Göçün 50. yılında Türk kadınları

Bu yıl Türkiye'den Almanya'ya göçün 50. yıldönümü kutlanıyor. Almanya'ya gelen ilk kuşak Türk işçilerinin yüzde 21'ini kadınlar oluşturuyor. Türk kadınları, mesleki ve toplumsal hayatta önemli ilerlemeler kaydetti.

default

Türkiye ile Almanya arasında 1961’de imzalanan İşgücü Göçü Antlaşması uyarınca ilk yıl Almanya’ya yaklaşık 1500 kişi çalışmak üzere gönderildi. İşçi alımının durdurulduğu 1973 yılında ise Almanya’daki Türk işçilerinin sayısı 650 bine ulaşmıştı. Bu işçilerin yaklaşık 139 binini kadınlar oluşturuyordu. ”Misafir işçi” olarak gelen kadınlar artık emekli oldu. Onların torunları, yani üçüncü kuşak ise artık işçi olarak çalışmıyor, meslek eğitimi almak, üniversitede okumak için çaba gösteriyor. Hrıstiyan Demokrat Birlik partisine yakınlığı ile bilinen Konrad Adanauer Vakfı tarafından Berlin’de Çarşamba akşamı düzenlenen panelde geçen 50 yılda göçmen kadınların geldiği nokta ele alındı.

İlk yıllar zordu

Türkiye’den Almanya’ya gönderilen ilk 1500 işçi arasında sadece 46 kadın vardı. 1973 yılında gönderilen yaklaşık 104 bin işçinin ise 24 bin 300’ü kadındı. 1974’e kadar Almanya’ya gelen Türk işçilerinin yaklaşık yüzde 21’ini kadınlar oluşturuyordu. Bu kadınların çoğu kent kökenliydi, evliydi; ailesini, özellikle de çocuklarını bırakıp Almanya’ya gelmişti. Almanya onlar için yabancı bir ülkeydi, üstelik bu ülkenin dilini de bilmiyorlardı. Almanya’ya 25 yaşındayken çalışmak için gelen ilk kuşak göçmenlerden Nimet Erişen ilk yılların zor olduğunu anlatıyor. ”Buraya geldik, hiç bir şeyimiz yok. Ne Almancamız var, ne üstümüzde paramız var. Fabrikalara itildik, makinelerin başında... Ve bizler tabii ki çok zorluklarla karşılaştık. Ev sorunlarımız vardı. Bize rahat ev vermediler, çok pahalıydı evler burada. Sonra aileler bölündü. Ben yalnız geldim, beyimi sonra getirdim. İki çocuğumu maalesef Türkiye’de bırakmak zorunda kaldım.” Nimet Erişen, Türkiye’de ev alma hedefine ulaşmış, ancak Türkiye’ye geri dönme hayalini gerçekleştirememiş, Almanya’da emekli olmuş.

İkinci kuşaktan beklenti

Kültürlerarası Yaşlılara Yardım Merkezi uzmanlarından Meltem Başkaya, ilk kuşak kadınların Almanya’da yaşamayı başararak, hedeflerine ulaştığını belirtiyor. İkinci kuşak göçmenlerden olan Başkaya, kendisinden de benzer bir başarının beklendiğine dikkati çekiyor. ”Eninde sonunda, benim annem-babam sürekli çalıştı. Ama hep bir beklenti vardı; sizin için buraya geldik, ailemizin geleceği daha aydın, daha güzel olsun diye. Senden beklediğimiz bir şey okul, okumak. Ama hiç bir şekilde bana destek vermediler. Yani çok ilginç. Biz ikinci nesil gözden kaybolduk, yani bir şekilde siz de buraya entegre oldunuz, bir şekilde kendi yolunuzu bu toplumda bulmaya çalışıyorsunuz, ama gerçekten bizim nesile ilişkin araştırma yok.”

Sorunlar genel

1972 yılında Almanya'ya gelen misafir işçiler

1972 yılında Almanya'ya gelen misafir işçiler


8 yaşında Almanya’ya gelen Hrıstiyan Demokrat Birlik partisi Berlin Eyalet Milletvekili Emine Demirbüken-Wegner, ikinci ve üçüncü kuşakta eğitim alarak, meslek sahibi olan, çalışan kadınların sayısı artsa da hâlâ bazı sorunların bulunduğunu belirtiyor. Demirbüken-Wegner'e göre bu sorunların başında da eğitim geliyor. ”Şunu görmek lazım; Türk toplumunu genel olarak ele aldığımızda gelişim gözle görülür bir şekilde var. Sadece bu gelişimi Alman toplumu ile kıyasladığımızda istenilen noktada değiliz. Fakat sorun temel bir sorun olduğu için ve sadece Türk genç kızlarını ivedi olarak ilgilendiren bir sorun olmadığı için, sorunu ilk etapta genel olarak ele almak zorundayız. Zira bu konuda Alman genç kızları da çok başarılı değil.”

Türk kadınları 50 yıldır tanınmıyor

Almanya’da yaşayan Türk kadınları geçen 50 yıl içinde toplumsal hayatta ve mesleklerinde ilerleme kaydetse de, Alman toplumu tarafından bu ilerlemenin görüldüğü pek söylenemez. Zira Alman toplumunda Türk kadınlarının baskı altında olduğu kanısı yaygın. Almanya’daki üçüncü kuşağı temsil eden Türk-Alman Kuşağı adlı derneğin başkanı Aylin Selçuk, bu olumsuz imajın Türk kadınlarının yeterince tanınmamasından kaynaklandığını düşünüyor. ”Bu insanların Türk kadınları ile yeterince iletişim kurmadığını düşünüyorum. Bu kadınlarla iletişim kurmuş olsalar, onlar hakkında böyle şeyler söylemezlerdi. Bizim eksiğimiz biraraya gelemememiz. Bir yerlerden öğrenilen önyargılar tekrar ediliyor. Ama kim beni veya bir başka Türk kadınını tanırsa, bunların doğru olmadığını görür.”

Üçüncü ve dördüncü kuşak büyük potansiyel

Emine Demirbüken-Wegner de, Türk kadınına önyargılarla yaklaşılması yerine özellikle üçüncü ve dördüncü kuşağın oluşturduğu potansiyelin değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. ”Almanya'da göçmen asıllı erkek ve kızlar arasında bir araştırma yapılıyor ve kızların yüzde 58’i meslek olarak işveren olmak istediğini söylüyor. Bu az bir sayı değil. Demek ki korkunç bir potansiyel var bu ülkede. Bu potansiyeli kaçırırsak, desteklemezsek, büyük bir kayıpla karşı karşıyayız.”

© Deutsche Welle Türkçe

Jülide Danışman / Berlin

Editör: Beklan Kulaksızoğlu


Önerdiğimiz linkler