1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Fransa'da Chirac'ın yenilgisi

Fransa yerel seçimlerinin ikinci turunda burjuva merkez partileri ağır yenilgiye uğrarken, sol partiler 26 seçim bölgesinin 21’inde üstünlüğü sağladılar. Uğranan bu hezimet, Paris’teki merkezi hükümetin durumunda bir değişiklik yaratmayacak da olsa, bu faturanın bedelini ödemek, büyük bir ihtimalle, kabinede yapılacak değişiklikle koltuğundan olması birkaç bakana düşecek. DW’den Gerard Foussier, Fransa’daki yerel seçimlerin sonucunu değerlendirdi...

"Eğer bir siyasi kanat seçimden galip ayrılıyorsa, bu bir sonraki seçimde de yenilgiye uğrayacağına işaret eder. Hiç bir yerde yazılı olmayan bu kural, Fransa’da böylece bir kez daha doğrulanmış oluyor. Anımsanacağı gibi 2002 yılının olağandışı koşullarında aşırı sağcı rakibi Jean Marie Le Pen’i Demokrat kanadın %82’lik oy oranıyla safdışı bırakarak ikinci kez devlet başkanlığı görevine seçilen Jacques Chirac, bu gelişmeyi izleyen aylarda da yeni kurulan partisi ile bu kez ulusal parlamentoda üçte ikilik bir çoğunluk elde etmişti.

Nitekim sol kanat partilerinin bu kez yerel seçimlerde aldığı başarılı sonuç, ülkenin sağa yatık siyasi dengesini bir ölçüde düzeltirken, demokrasinin bir kez daha kazandığına da işaret ediyor. Ancak solcuların sadece kazanma sırası kendilerine geldiğinden bu başarıyı sağladığını düşünmek de hata. Devletten destek göremediği için görevinden ayrılan araştırmacılar ve bilim adamları, greve giden ve dünyaca ünlü bazı festivallerin iptal edilmesine yol açan sanat adamları, durumlarından yakınıp çareyi sokaklara dökülmekte bulan hemşire, polis, öğretmen ve itfaiyeciler, bir baltaya sap olma ümidini iyiden iyiye yitiren işsizler.

Özetlemek gerekirse tüm bu yaşananlar, burjuva partilerinin halkın ötedenberi talep ettiği reformları yerine getirmekte başarısız kaldığı ve bu nedenle de bu acı seçim sonucunu hazmetmek zorunda bırakıldığını gözler önüne seriyor. Paris’teki hükümetten, şimdi şapkasını önüne koyup bu hezimetten gereken dersi çıkartması beklenir. Ulusal parlamentodaki çoğunluğu 2007 yılına kadar garanti olan Jacques Chirac’ın, şimdi ülkedeki siyasi dengeyi yeniden kendi lehine değiştirmesi için önünde üç yıllık bir zamanı bulunuyor.

Fransa’daki bazı siyasi çevrelerin, yerel seçimleri yitirmesini, Chirac’ın sonunun geldiğine yorumlamalarını da olağan karşılamak gerekir. Elyesee Sarayı‘na yeni bir ismin gerektiği söylemleri duyulan muhafazakar cephede, kulaktan kulağa olası adayların adı bile fısıldanmaya başlamış durumda. Bu isimlerin başında İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy bulunuyor. Böyle bir kişinin ön plana çıkmasıyla muhafazakar kanadın iyice bölüneceğini varsayan sol partilerin ise bu kez 2002 yılındaki hatalarını tekrarlamayacağı ve parlamento seçimlerine ortak liste gideceği kesin.

Partisinin yediği bu ağır darbeden sonra Raffarin’in başbakanlık görevinde kalıp kalmayacağı bile artık fazla bir önem taşımıyor. Fransız halkının çoğunluğu daha çok reform çabalarının sürüp sürmeyeceğini, sürecekse bunların hangi alanlarda olacağını öğrenmek istiyor. Başbakan ise şimdilik, sandıkta uğranan hüsranın vermek istediği mesajı aldığını söylemekle yetiniyor."

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN