1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Fransa istihbaratını sorguluyor

Fransa'da 23 yaşındaki Muhammed Merah'ın ölü ele geçirilmesi sonrası başlayan polemik devam ediyor. Fransız medyası, gizli servisler tarafından daha önceden fişlenmiş olan Merah'ın neden takibe alınmadığını sorguluyor.

Fransa’nın güneybatısındaki Toulouse kentinde 11-19 Mart tarihleri arasında 7 kişiyi katlettiği belirtilen 23 yaşındaki Cezayir kökenli Fransız vatandaşı Muhammed Merah dün polisin düzenlediği bir operasyonda öldürüldü. Ancak öldürülmesi öncesindeki olası istihbarat zaafı, polisin yürüttüğü operasyonun ne derece etkin olduğuna ilişkin şüpheler ve hükümetin operasyonu kendi işine geldiği gibi yönetmek istediğine dair iddialar ülkede polemik yaratmış durumda.

ABD tarafından fişlenmiş

Mohamed Merah Attentäter Frankreich Terror Polizei Toulouse Belagerung

Muhammed Merah

İlk ve en önemli polemik konusu Muhammed Merah’ın kimliğiyle ilgili. Merah’ın daha önce Fransız iç istihbarat birimleri (DCRI) tarafından fişlenmiş olduğu ortaya çıktı. 2010 yılında Afganistan, 2011 yılında ise Afganistan-Pakistan sınırındaki Peştun aşiret bölgesinde bulunduğu Fransız adli makamları tarafından doğrulandı. İçişleri bakanı Claude Gueant, Merah’ın Kasım 2011’de DCRI tarafından sorgulandığını da bildirdi. Merah’ın Afganistan ve Pakistan’ı “ziyaretleri” nedeniyle ABD tarafından fişlenip, ticari uçaklara binmesine izin verilmeyen terör şüphelileri için oluşturulan “no fly list” kapsamına alındığı da öğrenildi. Tüm bu veriler, Merah’ın neden Fransız istihbaratı tarafından kontrol edilemediği, takibe alınmadığı, alındıysa neden eylemlerinin önüne geçilmediği konusunda soru işaretleri yaratmış durumda.

DCRI bu soru işaretlerine, “Daha hızlı hareket etmemiz mümkün değildi” şeklinde yanıt veriyor. DCRI Genel Müdürü Bernard Squarcini, konu hakkında Le Monde gazetesine yaptığı açıklamada, Muhammed Merah hakkında ayrıntılı bilgi de verdi. Muhammed Merah’ın izine Kasım 2010’daki Afganistan’ın Kandahar kentinde Afgan polisi tarafından gerçekleştirilen rutin bir kontrolün ardından rastladıklarını belirten Squarcini, Afgan polisinin bu kontrol sonrası Merah’ı ABD askerine verdiğini, Fransız ordusunun istihbarat biriminin (DPSD) bu olayı kendilerine ilettiğini bildirdi.

Merah Türkiye'de de kalmış

DCRI Genel Müdürü, Merah’ın Türkiye, Suriye, Lübnan, Ürdün ve İsrail’in ardından Mısır’ın başkenti Kahire’de yaşayan kardeşinin evinde kaldığının da tespit edildiğini belirtti. Merah’ın erkek ve kız kardeşinin bir “Kur'an okulunda” eğitim görmek için Temmuz 2010’da Mısır’a gittiklerini de söyledi. Kudüs’te İsrail polisinin Merah’ın üzerinde çakı bulduğunu ancak kendisini serbest bıraktığını da aktaran Squarcini, Merah’ın Tacikistan üzerinden Afganistan’a geçtiğini tespit ettiklerini söyledi. Fransız iç istihbarat müdürü, Merah’ın 2011 yılında da Pakistan’da iki ay kaldığını ve Veziristan bölgesinde “özel eğitim” aldığını söylediğini bildirdi.

DCRI Genel Müdürü, Muhammed Merah'ın çalkantılı bir çocukluk dönemi geçirdiğini, ebeveynlerinin boşanması ve babasının Cezayir’e dönmesini kaldıramadığını, polise “hapiste kendi kendine Kur'an okuyarak radikalleştiğini” söylediğini de aktardı. Squarcini, “Annesiyle özel bir ilişkiye sahipti. Bir, bir buçuk ay süren küçük işlerde çalışıyordu. Aslında lojistik ihtiyaçlarını annesi karşılamaktaydı. Çarşamba günü kapı arasından bizlere küçük hırsızlık işleri sayesinde para biriktirip silah aldığını söyledi” şeklinde konuştu.

Fransa’nın önde gelen savunma ve istihbarat uzmanlarından François Heisbourg ise herkesin kontrol edilemeyeceğini kabul etmekle birlikte, Afganistan veya bu ülkeyle Pakistan arasındaki aşiret bölgelerine gitmiş Merah benzeri Fransız sayısının 20’yi geçmediğini söyleyerek istihbaratta zaaf olduğu imasında bulundu.

Uygulanan taktik hatalı mıydı?

Frankreich Terror Polizei Toulouse Belagerung Mohamed Merah

Operasyonu gerçekleştiren emniyet özel kuvvetlerinin (RAID) “hatalı taktik” uyguladıklarını düşünenler de var

Fransız medyası tüm bunlara ek olarak, Merah’ın 11 ve 15 Mart günleri öldürdüğü askerlerle ilgili soruşturmanın ilk günlerde neden yargının terörle mücadele birimlerine sevk edilmediğini, İçişleri Bakanı Claude Gueant’ın neden Merah’la ilgili operasyonda hep ön planda yer aldığını, Merah’a yönelik operasyonun neden başarısızlıkla sonuçlandığını ve Merah’ın neden öldürülmeden ele geçirilemediğini de sorgulamakta. Fransız hükümeti, operasyonun ilk saatlerinden itibaren Merah’ı canlı ele geçirmek istediklerini bildirmişlerdi.

Operasyonu gerçekleştiren emniyet özel kuvvetlerinin (RAID) “hatalı taktik” uyguladıklarını düşünenler de var. Jandarma özel kuvvetlerinin kurucusu Christian Prouteau, Fransız basınına yaptığı açıklamada, RAID’in göz yaşartıcı bomba kullanmamış olmasını eleştirdi. Bu eleştirileri reddeden RAID ise Muhammed Merah’ın “ölmeye hazır” olduğunu söyleyerek kendini savunuyor.

Seçim kampanyaları etkilendi

Öte yandan, Muhammed Merah olayı Fransa’da 22 Nisan-6 Mayıs tarihlerinde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin kampanyasını etkilemeye başladı. Kampanyada bu olay öncesi ön planda olmayan güvenlik, asayiş ve İslam’ın Fransa’daki yeri konuları ön plana çıkmaya başladı. Her ne kadar siyasi ve dinî liderler İslam ile terörün birbirlerine karıştırılmaması konusunda çağrılar yapsalar da Fransız toplumu özellikle 19 Mart’ta Yahudi okuluna yapılan ve üç küçük çocuğun katledildiği saldırıdan olağanüstü olumsuz etkilenmiş durumda.

Siyasi uzmanlar güvenlik ve asayiş konularının seçim ortamında genel olarak sağcı partilerin işine geldiği ve onları ön plana çıkardığı yorumunda bulunuyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Kayhan Karaca / Strasbourg

Editör: Ercan Coşkun