1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Fransız - Alman - İngiliz yakınlaşması

Almanya ile Fransa arasındaki dostluk anlaşmasının geçen yıl yapılan 40. yıldönümü kutlamaları aynı zamanda ikili ilişkileri yeni bir boyut kazandırmıştı. Irak Savaşı, Paris ve Berlin hükümetlerini birbirlerine yakınlaştırmıştı. Fransa ve Almanya AB politikasında da tek sesle konuşuyorlar. Avrupa’nın iki büyüğü arasındaki sıkı dayanışma küçük üyeleri rahatsız ediyor. Şimdi Fransız - Alman ikilisine bir büyüğün daha katılması ihtimali belirdi: İngiltere. Üç ülkenin dışişleri bakanları Londra’daki buluşmalarında Avrupa Birliği’yle ilgili konuları ddaha iyi koordine etmeyi kararlaştırdılar. DW’den Klaus Dahmann ’ın, Avrupa üçlüsünün perspektiflerini konu alan yorumu şöyle:

"Geçen yıl sergilenen Fransız - Alman samimiyetinin, günlük politikanın sorunları karşısında unutulup gideceğini sananlar yanıldı. Paris ve Berlin hükümetleri sadece Irak konusunda değil, diğer alanlarda da takdirle karşılanması gereken bir işbirliği ortamı yarattılar.

Avrupa Anayasası konusunda da tek sesle konuşuyorlar. Borçlanma kriterini tutturamadıkları için de Brüksel’in yaptırımlarını birlikte önlemeye ve İstikrar Paktı ilkelerini günün şartlarına uydurmaya çalışıyorlar. Bunu da öylesine olağan bir tavırla yapıyorlar ki, diğer üyeler bunu ‘büyüklerin kendini beğenmişliği’ olarak algılıyorlar.

Bunun direnişle karşılaşmasına şaşmamak lazım. Irak Savaşı, Fransa ve Almanya ile ABD yanlısı bir dizi Birlik üyesi arasında aniden derin bir uçurum açmıştı. Avrupa Anayasası’nda da kendilerini Avrupa’nın büyükleri arasında sayan İspanya ve Polonya, Paris-Berlin ortaklığını protesto etmişlerdi.

İngiltere’nin Irak konusundaki tutumu malum. Tony Blair, ABD’nin Irak politikasını kayıtsız şartsız destekliyor. AB ile ilgili konularda ise son zamanlarda farklı bir strateji izlemeye başladı. Ortak savunma politikasında Fransa ve Almanya’nın çizgisine yaklaşan Londra yönetimi, İran’ı nükleer geliştirme programında taviz vermeye ikna edebilmek için de Fransa ve Almanya ile işbirliği yapmıştı.

Bu yakınlaşmanın taktik nedenleri de var. Fransa ve Almanya ile aynı masada oturmsı, İngiltere’yi aşırı girişimleri zamanında frenleyip tatsız sürprizlerle karşılaşmaktan koruyacaktır. Tony Blair, Anayasa anlaşmazlığından sonra ortaya atılan ‘çekirdek Avrupa’ kavramının dışında kalmamaya da özen gösteriyor.

Üç büyükler bloklaşmasının pratik nedenleri ise ortada. 25 üyeli AB’de karar almak ya da önlemek zorlaşıyor. Bir İngliz diplomat, "25 kişiyle siyasi kararlar alınamaz" demekte aslında haklı. Brüksel’deki Anayasa zirvesi, hatırlardadır.

Fransa, İngiltere ve Almanya’yı geleceğin üçlüsü olarak tanımlamak acelecilik olur. Dış ve güvenlik politikalarındaki derin görüş ayrılıkları Birlik bünyesindeki işbirliğinin derinleştirilmesine imkan tanımadığı sürece bu gerçekleşemeyecektir."