1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Finans piyasalarında revizyon

ABD ve Avrupa Birliği finans piyasalarının yeniden düzenlenmesiyle ilgili tasarılarını geçen hafta açıkladı. Peki yeni finans dünyası mimarisi, uzmanlar tarafından nasıl değerlendiriliyor?

default

Avrupa ve ABD farklı yöntemler benimsediler. Washington yönetimi Amerikan Merkez Bankası’nın yetkilerini genişletiyor. Merkez Bankası bundan böyle, kötü yönetildiklerinde branş açısından ‘sistem riski’ doğurabilecek büyük banka ve mali kuruluşları daha sıkı denetleyecek. Amerikan Merkez Bankası’nı süper otorite haline getirme planlarına Kongre tam olarak katılmıyor. Frankfurt Finans Bilimleri ve Yöneticilik Akademisi öğretim üyelerinden Profesör Martin Faust ise ‘keşke Avrupa da böyle bir merkezi denetim merciine kavuşabilseydi’ diyor. Faust, "Bütün denetleme mekanizmasının iplerini elinde tutacak bir otoriteye ihtiyacımız var. Birbiriyle iletişimi kötü olan çok sayıda yetkili organla bu iş yürümez. ABD’de bu metod denenmişti. Münferit yetkili daireler arasında sorunlar çıkıyor. Bir devletler topluluğu olan Avrupa’da iletişim ve koordinasyon çok daha zorlaşıyor. Bu nedenle Avrupa finans branşının geniş yetkilerle donatılmış tek bir otoriteye bağlanmasını öneririm” diye konuşuyor.

Avrupa'da durum

Ancak Avrupa bu alanda ne yazık ki bir arpa boyu kadar yol alabildi. Avrupa Sistem Riskleri Konseyi’nin üstleneceği erken uyarı ve tavsiye işlevleri bağlayıcı değil. Ayrıca ülkelerarası banka ve sigortacılıkla, emeklilik fonlarını ve değerli senet ticaretini denetlemek üzere üç ayrı otorite daha kuruluyor. Denetleme görevi milli kuruluşlarca yerine getirilecek, Birlik makamları ise sadece çalışmaları koordine edip tartışmalı konularda karar verme yetkisine sahip olacak. Bu da Brüksel bürokrasisinin daha da büyümesi anlamına geliyor.

Atlantik'in her iki yakasında da yatırım fonlarıyla, uluslararası finans kuruluşları, reyting ajansları ve kredi türevleriyle iş yapan şirketlerin daha sıkı denetlenecek olması olumlu bir gelişme. Martin Faust bunda geç bile kalındığını söylüyor. Martin Faust, "Bütün bu kuruluşların denetim kapsamına alınması yararlı olur. Hedge fonlar yüzünden sık sık dramatik durumlarla karşılaştık. Bu bakımdan yatırım fonları mutlaka düzene sokulmalı” diye konuşuyor.

Finans krizi önlenebilir miydi?

Mevcut kural ve kuruluşlarla da finans krizi önlenebilir miydi? Çünkü krize, bu piyasadaki aktörlerin öz sermaye açığı neden olmuştu. Profesör Faust ‘öz sermaye alt sınırının yasayla belirlenmesi Avrupa çapındaki mutabakatla mümkün olabilir’ diyor. Faust sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Uluslararası koordinasyon şart. Hiçbir ülke kredi kuruluşlarının yabancı rakipleri karşısında dezavantajlı duruma düşmesini istemez. Ortak ilkeler belirlenmesi ve öz sermaye alt sınırının ortak kurallarla belirlenmesi gereklidir.”

Aslında kredi ve yatırım kuruşlarının öz sermaye alt limiti bundan on yıl önce Basel bankacılık Denetleme Komisyonu tarafından belirlenmiş ve 2007 yılında Avrupa Birliği’nde yürürlüğe girmişti. Ancak sermaye oranlarının belirlenmesine önayak olan ABD bu kuralı uygulamaya koymamıştı. Bankacılık uzmanı Faust, istisnalarla Basel kurallarının sulandırıldığını ve bu nedenle çok daha sıkı kurallar koyan ikinci Basel sözleşmesine ihtiyaç olduğunu söylüyor. Faust, "Her ülke bankalarını kurtarmaya çalıştığından bu aşamada uzlaşma sağlanamazdı. Ama şimdi öncelikle hükümetlerin baskısı artmaya başladı. Yeni öz sermaye yönetmeliği için on yıl daha bekleyemeyiz” diye konuşuyor.

Rolf Wenkel / Çeviren: Ahmet Günaltay

Editör: Hülya Köylü