1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Filistin’de yeni İntifada endişesi

Ortadoğu’nun kanayan yarası İsrail - Filistin ihtilafına on yıllardır çözüm bulunamadı. ABD Başkanı Barack Obama ile birlikte canlanan barış umudu söndü. İsrail’i hedef alan kitlesel bir isyandan kaygı duyuluyor.

default

Barack Obama’nın ABD Başkanı olarak göreve başlamasından 10 ay sonra ve ABD’nin Ortadoğu özel temsilcisi George Mitchell’in sayısız arabuluculuk görüşmelerinin ardından, göze çarpan herhangi bir ilerleme kaydedilmedi. Uluslararası Kriz Programı’nın Ortadoğu programları direktörü Robert Malley, ABD yönetiminin barış sürecine giriş yollarını iyice düşünmesi gerektiğini belirtiyor:

”Ne olduğu önemli değil ancak bir noktada ABD yönetiminin şu gerçekle yüzleşmesi gerekir: Atmosferi geliştirmek için ne kadar uğraşırsa uğraşsın ya da bu konular üzerinde ne kadar çalışırsa çalışsın, İsrail ile Filistinliler arasındaki uçurum bugün dünden daha derin. Geçmişte de bu uçurum üzerinde köprü kurulamayacak kadar büyüktü.“


Yerleşim birimleri inşası


Şu ana kadar bilinen yeni bir strateji yok. Bu, özellikle, uluslararası yasaların ihlali sayılan İsrail’in yerleşim birimleri konusunda çok açık. Obama, önce yerleşim birimleri inşaasının tamamen durdurulmasını istemişti. İsrail pes etmeyince, ABD geri adım attı. Arap dünyasının öfke dolu tepkisi üzerine ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton şu açıklamayı yapmak zorunda kaldı.

"ABD’nin yerleşim birimleriyle ilgili politikası değişmedi. Bunu tekrar etmek istiyorum, politikamız değişmedi. Yerleşim birimleri inşaasının yasallığını kabul etmiyoruz.“


Camp David Zirvesi


“Benzersiz bir teklif“ ifadesi, Filistinlerde bazı acı hatıraları gün ışığına çıkarıyor. 2000 yılının temmuz ayında, dönemin Filistin lideri Yaser Arafat ile İsrail eski Başbakanı Ehud Barak arasındaki Camp David Zirvesi başarısızlığa uğradığında, Arafat olayın tek sorumlusu olmakla suçlandı. Filistin liderinin Barak tarafından önerilen benzersiz bir teklifi reddettiği belirtiliyordu. Ancak görüşmeler sırasında orada bulunan Robert Malley, masaya hiçbir zaman belirli bir teklifin konulmadığını söylüyor. Mahmud Abbas Filistin yönetimini alana kadar Filistin-ABD ilişkileri yokuş aşağı seyretti. Şimdi özellikle Filistinlilerin güveni tekrar sarsılmış durumda. Malley, 1948 yılında başlayan çatışmaların duygusal ve psikolojik boyutlarının ise göz ardı edildiğini düşünüyor:


”İsrail ile Filistinliler arasındaki çatışma bölüşmeden, Batı Şeria’nın ne kadarının Filistin’e verileceği ya da mülteci sorununu ele almak için ne tür bir mekanizmanın bulunacağından çok daha öteye gidiyor.”


İsrail ve Filistin'in endişeleri


İsrailliler, devletlerinin yasallığının Arap tarafınca hiçbir zaman kabul edilmediğini hissediyor. Öte yandan, Filistinliler de şu ana kadarki tüm müzakerelerin, tarihlerini ve 1948 yılından bu yana süren davalarını yok etme hedefini taşıdığına inanıyor. Bölgede, Obama’nın barış sürecine aslında ne kadar çaba harcamak istediği merak ediliyor. Mitchell’in eski çalışma arkadaşı James Pickup, bu soruyu şöyle yanıtlıyor:


“Barış süreci ABD’nin ulusal güvenliği açısından çok önemli sayılıyor. Bu nedenle, çözüm için daha fazla kaynak, enerji ve zaman ayrılacaktır.“


Birgit Kaspar / Çeviri: Başak Sezen


Editör: Ahmet Günaltay

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN