1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Euro'ya cankurtaran aranıyor

Avrupalı iktisatçılar ortak para biriminin nasıl kurtarılabileceği üzerinde kafa patlatıyorlar. Çünkü Avrupa para birimi Euro’nun geleceği hiç böylesine pamuk ipliğine bağlı olmamıştı.

Yunan seçmen 50 gün zarfında ikinci kez erken seçim için sandık başına gidecek. Ülke, ekonomik bakımdan patlamaya hazır bir barut fıçısını andırıyor. Anket sonuçları ya da politikacıların düşünmeden sarf edecekleri birkaç kelime, tasarruf sahiplerinin bankalara hücum edip hesaplarını boşaltmalarına yol açabilir.

Münih’teki bir yatırım şirketinin baş iktisatçısı olan Martin Hüfner, durumun 17 Haziran seçimine kadar daha da vahimleşebileceğini ve banka hesaplarının dondurulabileceğini söylüyor. Hüfner, “Sermaye işlemleri kontrolünün çoktan, Atina, Avrupa Merkez Bankası ve Brüksel’in gündemine girdiğinden eminim”, diyor.

Hüfner, Atina’da yardım programının şartlarını yerine getirecek bir hükümet kurulana kadar yardım musluğunun kapalı tutulmasını tavsiye ediyor. Ortakları da, troyka tasarruf şartlarının yerine getirildiğini teyit edene kadar milyarlık yardımları bekletecek.

Yunanistan'a 'Geuro' yakışır

Haziran sonuna kadar yeni yardım dilimi serbest bırakılmazsa Yunanistan iflas bayrağını çekip moratoryum ilan etmek ve ortak para bölgesinden ayrılmak zorunda kalabilir. Bu da bankaların batmasına, ekonominin durmasına ve sosyal huzursuzlukların patlak vermesine yol açar. Deutsche Bank baş iktisatçısı Thomas Mayer bunun paralel para formülüyle önlenebileceğini söylüyor. Mayer, maaş ve emekli aylıklarının yerine borç senedi verilebileceğini ve bu senetlerin konvertibl olup günlük ihtiyaçların karşılanmasına yeteceğini belirtiyor. Mayer borç kuponlarının adının Grek Euro’su (Geuro) olabileceğini söylüyor.

Finans piyasaları Euro Bölgesi açısından Yunanistan’ı artık en büyük tehlike olarak görmüyor. İspanya’nın durumu daha ağır basıyor. Ortak para bölgesinin dördüncü büyük ekonomisindeki bankalar krizi endişeleri artırıyor. Gayrı menkul piyasasının sabun köpüğü gibi patlaması bankaları iyice köşeye sıkıştırdı.

“En mantıklısı, İspanya’ya kurtarma şemsiyesi açmak olurdu. Faizler çok arttı. Bankaların parası kalmadı”, diyen Martin Hüfner, İspanyolların milli gururu bir yana bırakıp bu çözüme katlanmaları gerektiğini belirtirken Deutsche Bank baş iktisatçısı Thomas Mayer Madrid’in durumunu o kadar vahim bulmuyor.

Mayer'e göre, İspanya’nın opsiyonları daha fazla. İspanya'nın yüzde 6,5, ya da 7 faizle piyasadan kredi alıp bankalarına sermaye takviyesi yapabileceğini belirten iktisatçı Mayer İspanya'nın eskiden daha fazla faiz ödediğini ve gerekirse Avrupa Birliği’nin banka yapılandırma yardımlarından yararlanabileceğini, söylüyor.

'Halk Euro'nun arkasında olmalı'

İspanya şimdilik nazlanmaya devam ederken, borç krizini sadece tasarrufla atlatmanın mümkün olmadığı anlaşılıyor. Resesyona sürüklenen ülkeler artıyor, gerileyen vergi gelirleri borçların kabarmasına yol açıyor. Mali disiplinin nefes aldırması gerektiğini savunan iktisatçılar daralan ekonomilerin vergi indirimi ve kamu harcamalarıyla canlandırılmasının mümkün olması gerektiği görüşündeler. Bunun için yapısal uyum fonu ve Avrupa Yatırım Bankası'ndan kaynak ayrılabileceği belirtiliyor. Devletlerin, milli gelirin yüzde biri tutarında yatırım bütçesi hazırlayabilmesi ve büyümeyi hızlandıracak yatırımların sermaye piyasasına finanse ettirilmesi de yapılan tavsiyeler arasında.

Martin Hüfner euronun uzun vadeli selameti açısından siyasi birliğin kaçınılmaz olacağı ve milli hükümetlerin ortak para birliğini halka onaylatması gerektiği görüşünde. Hüfner, “Helmut Kohl başbakanlığı sırasında, halkoyuna sunulduğu takdirde euronun reddedileceğini, bu nedenle referandum yapılamayacağını söylemişti. Teşhis doğruydu ama çıkarılan ders yanlıştı. Hükümetlerin Euro için halkın desteğine ihtiyacı var. Para birliğinin kuzey ve güney olmak üzere bölünmesi de Avrupa'daki siyasi işbirliğinin sonu olur”, diyor.

Deutsche Bank baş iktisatçısı Mayer ise muhtemel bir referandumun sonunda milli paralara dönülmesinin son derece sakıncalı olacağını söylüyor. Aksi takdirde Avrupa'nın parasal açıdan yine milli çıkarların kollandığı bölük pörçük bir görünüm alacağını kaydeden uzman, Euro'nun terkedilmesi durumunda para politikasında gerçek bağımsızlıktan eser kalmayacağını, Avrupa'nın dış dünyadaki gelişmelerden bağımlı hale geleceğini ve en azından parasal açıdan kendini kollama yeteneğini kaybedebileceğini, sözlerine ekliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Danhong Zhang/A. Günaltay

Editör: Başak Özay