1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Euro ve cari dengeler

Euro Bölgesi dünyanın diğer ülkeleri karşısında cari işlemler açığı vermiyor. Ancak, ortak para bölgesi üyeleri arasında muazzam dengesizlikler var.

Dengesizliklerden söz edildiğinde akla önce ABD ile Çin arasındaki karşılıklı ekonomik bağımlılık geliyor. Çin, Amerika’ya büyük miktarda tüketim malı satıyor, kazandığı parayla da Amerikan hazine bonolarını alıp ABD’nin borçlarını finanse ediyor.

Belli bir ölçüye kadar Almanya’nın da Avrupa’nın Çin’i olduğu söylenebilir. Almanya 2011 yılında 136 milyar Euro’luk cari fazla elde etti, yani ihracatı ithalatından 136 milyar Euro fazla oldu. Bu fazlanın yarıdan fazlasını da kriz ülkeleri ve Fransa ile ticaretinden elde etti.

Sabit paritenin faturası

Ticari dengesizliğin, giderek azan borç krizinin en önemli nedenlerinden biri olduğunu savunan Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü Başkan Yardımcısı Rolf Langhammer, rekabet gücü ve işgücü verimliliği gibi kavramlar üzerinde duruyor. Para ortakları arasındaki dengesizliklerin reel ekonomik rekabet gücü farklılığının yansıması olduğunu belirten Langhammer, Akdenizli Euro Bölgesi ülkelerinin reel anlamda paralarını revalüe ettiklerini, sözlerine ekliyor.

Köln'deki Alman özel sektörüne bağlı araştırma enstitüsünün uzmanlarından Jürgen Matthes düşük faizlerin tetiklediği ekonomik canlanmanın söz konusu ülkelerdeki ücretlerin yüksek oranda artmasına yaradığını hatırlatıyor ve ekliyor: “Para birliğinden önce faizler oldukça yüksekti, çünkü milli paraların devalüe edilme endişesi vardı. İtalya, Portekiz, İspanya ve Yunanistan parasını devalüe ettiğinde yatırımcı zarara uğruyordu. Zarar riski yüksek faizle karşılanıyordu.”

Ortak para bölgesine katılan ülkelerde bu risk ortadan kalktı. Euro Bölgesi’nin kenar ülkelerinde faizler hızla düştü. İktisatçı Langhammer, gayrı menkul balonlunun şişmesinde düşük faizlerin önemli rolü olduğunu belirtiyor. Profesör Langhammer'e göre,

izdivaç ikramiyesi çoğu ülkede tüketime harcandı, yatırımda kullanılmadı, ya da kötü yatırımlara gitti.

Erken kalkan

Tübingen’li emekli Profesör Joachim Starbatty, diğerleri har vurup harman savururken Almanya’nın sosyal güvenlik ve istihdam piyasası reformlarıyla krize dayanıklı hale geldiğini, sendikaların da zam taleplerinde aşırıya kaçmayarak ekonominin güçlenmesine katkıda bulundukları görüşünde. Starbatty, Euro Bölgesi’nde, Almanya gibi parası değerinin altında kalan, Yunanistan ve İspanya gibi de parası gerçek değerinin çok üzerinde işlem gören ülkeler olduğunu söylüyor.

Kur farkı ve ücret düzeyinin sağladığı avantajla Almanya arayı kısa zamanda açtı. Almanya ile para ortakları arasındaki makas hızla açılmaya devam ediyor.

Jürgen Matthes, Euro’nun sadece ortak para bölgesinde ekonomik ahengi sağlamaktan aciz kalmayıp aynı zamanda bunun tam tersi bir çarpıklığa da yol açtığını belirtiyor. Euro Bölgesi'ndeki sabit parite ekonomik dengesizlikleri arttırıyor.

Euro'dan önce Yunanistan, İtalya ve Fransa gibi ülkeler paralarını devalüe edip, ihracat ürünlerine fiyat avantajı kazandırıyor ve dışarıya daha fazla satış yaparak ticaret dengesini sağlayabiliyordu. Euro, milli para politikalarıyla dengesizlikleri göğüsleme imkânını zayıf ülkelerin elinden aldı.

Almanya seyirci kalamaz

Bu durumda yapılabilecek tek şey ücretleri düşürmek. Yunanistan’da ücretlerin oldukça kırpılmış olmasına rağmen yüzde otuzluk ek düşüş potansiyeli bulunduğu öne sürülüyor. Almanya gibi rekabette güçlü olabilmesi için ücretlerin Portekiz’de %35, Fransa’da ise %20 oranında düşürülmesi gerektiği de hesaplanmış.

Buna paralel olarak yapısal reformlara el atılması ve işsizliğe yol açma riskine rağmen imtiyazların kaldırılması tavsiye ediliyor. Bu hamleler ancak yıllar sonra etkisini gösteriyor.

Bu nedenle Euro Bölgesi’nin dengeye kavuşup krizlere dayanıklı hale gelebilmesi için, ekonominin örnek öğrencisi Almanya üzerindeki ‘katkıda bulun’ baskısı artıyor.

Son aylardaki yüksek ücret zamlarıyla Almanya’nın ilk fedakârlığı yaptığını belirten ekonomi uzmanı Matthes bir sonraki adımın Almanya’nın yüksek enflasyonu göze alması olabileceğini söylüyor. Dolayısıyla Almanya ortaklarından daha hızlı büyürse, hayat pahalılığının artış hızı Avrupa ortalamasına yaklaşacak.

Cari fazla risk doğuruyor

Avrupa Merkez Bankası (AMB) dört yıldır, ortak para bölgesindeki dengesizlikleri finanse ediyor. Merkez bankası özel sermayenin gitmediği ülkelerin hazine tahvillerini satın alıyor ve bankalara da sınırsız likidite sağlıyor.

Ancak bu uygulamanın sonsuza kadar sürdürülemeyeceğini Çin ile ABD arasındaki ekonomik bağımlılık da gösteriyor. Çin bir yandan ABD’ye bol mal satarken diğer yandan da Amerikan Merkez Bankası’nın gevşek para politikası yüzünden dolar rezervlerinin nasıl eridiğine tanık oluyor. Rolf Langhammer, para ortakları arasındaki farkın daha da açılması durumunda Almanya’nın da aynı akıbete uğrayabileceği uyarısında bulunuyor. Langhammer, “Cari işlemler bilançosu sürekli fazla veren bir ülke, değersiz kalması mümkün olan borç senetlerini kabullenme riskini de göze almalıdır”, diyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Danhong Zhang/A. Günaltay

Editör: Başak Sezen