1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Euro mali krize dayandı

Slovakya’nın da katılımıyla Euro bölgesinin nüfusu 329 milyona yükseldi. On yıl önce tedavüle giden ortak para birimi mali krizin dalgalarına ne kadar dayanıklı olduğunu da gösterdi.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet ve Slovakya Merkez Bankası Başkanı Ivan Sramko Euro'ya geçiş töreninde.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet ve Slovakya Merkez Bankası Başkanı Ivan Sramko Euro'ya geçiş töreninde.

Kimin aklına gelirdi ki, gözlerini para dünyasına açtığında her şeyi pahalandırdığı gerekçesiyle eleştiri yağmuruna tutulan Euro’nun kriz dönemlerinde istikrar çıpası olacağı? Avrupa mali krizi şimdilik hafif sıyrıklarla atlatmış olmasını önemli ölçüde Euro’ya borçlu. Macaristan ve Letonya’nın sürüklendiği döviz krizi Euro olmasaydı, pekala Almanya veya Fransa’nın da başına gelebilirdi. Euro geçerli olduğu ülkede, finans spekülatörlerinin diş geçiremedikleri bir kalkana dönüşüyor. Almanya’nın en büyük ticari bankası Deutsche Bank’ın baş iktisatçısı Norbert Walter, Euro’ya ve ondan sorumlu olan Avrupa Merkez Bankası’na tam not veriyor. Walter, "Euro, Amerikan Doları’nın yanında dünyanın en önemli ikinci para birimi olduğunu kanıtladı. Avrupa Merkez Bankası da sadece son on yıldır ve de özellikle son iki yıldır mali krize rahatlıkla göğüs gerebiliyor. Bütün dünyada Merkez Bankası’nın ehliyetine duyulan güvenin arttığı kanaatindeyim” diye konuşuyor.

Euro'ya geçmeyenler zor durumda

Macaristan ve Letonya örnekleri, Euro’nun koruyucu şemsiyesi altına girmeyen ülkelerin ne denli kırılgan olduğunu gösterdi. Macar Forint’i spekülatörlerin elinde oyuncak olunca devlet iflaslın eşiğine sürüklendi. Letonya da, AB ve Para Fonu’nun milyarlarca Euro’luk yardımıyla mali sıkıntıdan kurtulabildi. Norbert Walter Euro’nun kısa zamanda bu kadar taraftar bulmasının sürpriz olmadığını söyleyerek, "Kanımca, Avrupa yolunda olup da, para birliğine girişi geciktiren ülkelerin şimdi daha açık olduklarını görüyorum. Bu sadece küçük Baltık ülkeleri değil ama Polonya için de geçerli. Keşke, daha başında para birliğine katılabilecek durumda olan Danimarka, İsveç ve İngiltere de Euro bölgesine dahil olsalardı. Danimarka ve İsveç’in Euro’yu arzuladıklarına dair işaretler gelmeye başladı” diyor.

İngiltere tavır değiştirdi

Şimdiye kadar Avrupa ortak birimine antipati besleyen İngiltere bile tutumunu değiştirdi. Sterlin – Euro paritesinin eşitlendiği Aralık ayında İngiltere’de ortak para birimine katılma tartışması başladı. Euro’ya cephe alan ülkelerden Polonya 2012 yılında Avrupa para bölgesine girmenin hesaplarını yapıyor. Romanya 2014’te Euro kullanabilmeyi umuyor. Ancak Euro’nun güçlü olması sadece yarar sağlamıyor. Pahalı Euro para birimi ortaklarının ihraç mallarına ek fiyat bindiriyor. Deutsche Bank’ın baş iktisatçısı Walter bu durumun ekonomik düzelmeyi zorlaştırabileceği görüşünde. Walter, "Dengeli kambiyo kurunun 1,40 Dolar değil de 1,20 Dolar olması gerekirdi. Euro’nun bu kadar değerli olması fiyat rekabeti açısından dezavantaj doğuruyor ve kriz döneminde güçlü şirketlerin bile işini zorlaştırıyor. Ama Amerikalılar on yıllardır olduğu gibi şimdi de Avrupalıların endişelerini kulak ardı etmeyeceklerdir” diye konuşuyor.

Dolar'ın değeri düşüyor

Washington yönetimi her fırsatta Dolar’ın güçlenmesi gerektiğinden söz ediyor ama Merkez Bankası’nın sıfır faiz politikası döviz kurlarının gerçek değerine oturmasına imkan vermiyor. Avrupa ile Amerikan Merkez Bankaları’nın ana faiz oranları arasındaki fark spekülatöre yarıyor. Norbert Walter Avrupa Merkez Bankası’nın Amerikan para politikasını taklit edeceğini sanmıyor. Walter, "Avrupa’da tam etkisini göstermeye başlayan resesyonun para politikasıyla savuşturulması imkansız. Yunanistan gibi ülkeler kamu açıklarının uzun vadeli finansmanında faiz farkı ödemek zorunda. Bu da Euro’nun her bakımdan yararlı olmadığını gösterir. Euro’nun 2008 ortalarında tavan yaptıktan sonra yeniden makul bir düzeye inmesinde de, yüksek kurun olumsuz etkileri rol oynadı” diyor.